Yüzbinlerce yılan kış uykusundan uyandı: Korkutan uyarı
Doğal afetlerden önce hayvanların sergilediği anormal hareketler bilim dünyasını harekete geçirdi. Yılanların kış uykusunu yarıda kesmesi ve kuşların rota değiştirmesi, "canlı birer erken uyarı sistemi" tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Doğal afetlerden kısa bir süre önce hayvanlarda gözlemlenen sıra dışı hareketler, bilim dünyasında on yıllardır süregelen bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Tarihsel kayıtlara göre 1975 yılında Çin'in Haicheng şehrinde meydana gelen büyük depremden önce yüzlerce yılanın, dondurucu soğuklara rağmen kış uykusundan uyanarak yuvalarını terk ettiği bildirildi. Benzer şekilde 2014 yılında ABD'de kuşların bir kasırgadan günler önce rotalarını değiştirmesi, hayvanların doğa olaylarını önceden sezebildiği teorisini güçlendiren örnekler arasında gösteriliyor.
HAYVANLAR İNSANLARA GÖRE DAHA DUYARLI
Modern sismoloji ve biyoloji çalışmaları, hayvanların çevresel değişimlere karşı insanlardan çok daha duyarlı olduğunu kabul ediyor. Ancak bu hassasiyetin güvenilir bir "erken uyarı sistemi" olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusu bilimsel açıdan halen belirsizliğini koruyor. Araştırmacılar, hayvanların gelecekteki bir felaketi öngörmekten ziyade, o an meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişimlere tepki verdiğini vurguluyor.
ÖNCÜ SARSINTILAR VE HAYVANLARIN TEPKİSİ
Almanya’daki Helmholtz Jeofizik Merkezi tarafından yapılan kapsamlı bir çalışma, depremlerden önce hayvanlarda görülen garip davranışların genellikle ana depremden ziyade, insanların hissedemediği küçük öncü sarsıntılarla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Hayvanların, yerkabuğundaki gerilme nedeniyle açığa çıkan ultrasonik sesleri, manyetik alan dalgalanmalarını veya hava basıncındaki ince değişimleri algılayabildiği saptandı.
Bu durum, hayvanların depremi "tahmin etmesinden" ziyade, meydana gelmeye başlayan sismik aktiviteyi insanlardan ve standart cihazlardan daha önce fark etmesi olarak tanımlanıyor. Özellikle toprak altında yaşayan türlerin, yer altındaki basınç ve gaz salınımlarına karşı süper-hassas bir sinir sistemine sahip olduğu kaydedildi.
BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDAKİ TEMEL SORUNLAR
Hayvan davranışlarının bir deprem göstergesi olarak kabul edilmesinin önündeki en büyük engel, bilimsel veri setlerinin eksikliği olarak görülüyor. Uzmanlar, bir bölgedeki hayvanların "normal" davranışlarına dair uzun vadeli veriler olmadan, hangi hareketin "anormal" olduğunu belirlemenin mümkün olmadığını ifade ediyor. Çoğu gözlemin olaydan sonra, "geriye dönük" olarak rapor edilmesi de bilimsel güvenilirliği zayıflatan unsurlar arasında yer alıyor.
Ayrıca insanlardaki algı seçiciliği nedeniyle, her olağandışı hayvan hareketinin yaklaşan bir felaketle ilişkilendirilme eğilimi olduğu belirtiliyor. Bilim insanları, hayvanların açlık, üreme dönemi veya mevsimsel değişimler gibi doğal sebeplerle de kış uykusundan erken uyanabileceğine dikkat çekiyor.
ICARUS PROJESİ İLE KÜRESEL TAKİP
Hayvanların doğal afetlere verdiği tepkileri sistematik bir şekilde incelemek amacıyla "ICARUS" (Uluslararası Uzay Teknolojilerini Kullanarak Hayvan Davranışları Araştırma İşbirliği) adı verilen küresel bir proje yürütülüyor. Bu proje kapsamında binlerce hayvana takılan vericilerle, hareket paternleri uydular üzerinden anlık olarak takip ediliyor.
Toplanan devasa veri yığınları, gelecekte kurulacak erken uyarı sistemlerinde hayvanların birer "canlı sensör" olarak kullanılıp kullanılamayacağını netleştirecek. Bilim insanları, farklı türlerin kolektif hareketlerinin analiz edilmesiyle, afet yönetiminde yeni bir boyutun açılabileceğini öngörüyor.