Yüzyıllara meydan okuyan Salda, son 10 yıla dayanamadı! İnsan boyunda yarıklar oluştu
Uzmanların "Ayakkabıyla bile girmeyin" sözleriyle uyardığı Türkiye'nin doğal mirası Salda Gölü'nde insan boyunu aşan yarıklar oluştu. Prof. Dr. Doğan Kantarcı, yoğun uyarılara rağmen göl çevresinde oluşan yapılaşmanın, doğal mirasın varlığını tehlikeye attığı uyarısında bulundu.
Türkiye'nin en eşsiz doğal mirasları arasında yer alan Burdur'un Yeşilova ilçesindeki Selda Gölü, son yıllarda yapılan özensiz ıslah çalışmaları ve yakın çevresindeki yapılaşma nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Salda Gölü’nün doğu kıyısında meydana gelen ve 29 Mart 2026 tarihinde bölgedeki kameralara yansıyan büyük çaplı göçük endişe yarattı. Olayın hemen ardından Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı tarafından 30 Mart 2026 tarihinde hazırlanan “Salda Gölü Doğu Kıyısındaki Göçük Hakkında Ön Değerlendirme” raporu, bölgedeki tehlikenin boyutlarını ve göçüğün bilimsel nedenlerini gözler önüne serdi.
10 YILDA FELAKET BOYUTUNA GELDİ
Evrensel'de yer alan habere göre Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, felakete zemin hazırlayan en önemli etkenin Salda Gölü'ndeki su kaybı olduğunu belirtti. Son ısınma ve kuraklaşma döneminde yaşanan aşırı buharlaşma nedeniyle göl yüzeyinin belirgin bir şekilde alçalması, kıyıyı tutan su kütlesinin direncini ortadan kaldırdı. Daha önce yerel yetkililerin de belirttiği üzere, Salda Gölü'nde son 10 yıl içinde yaklaşık 25-30 metrelik bir çekilme yaşandığı biliniyordu. Suyun geri çekilmesiyle yamaçların suya karşı olan dayanımı yok oldu.
ÇATLAYAN TOPRAK ŞİŞTİ, İNSAN BOYUNU AŞAN YARIKLAR OLUŞTU
Bölgeden aktarılan görüntüler felaketin boyutunu tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Göçen tortul materyalde oldukça derin yarıkların oluştuğu gözlemlenirken, göçüğün alt kısmının tamamen göle indiği tespit edildi. Kayma sonucu oluşan çukur alanlara ise göl suyu doldu. Alanda inceleme yapan 1.70-1.80 metre boylarındaki bir insanın yanında durduğu yarıklar, göçük bloklarının büyüklüğünü korkutucu bir şekilde ortaya koyuyor.
EN KORKUTUCU İHTİMAL DEPREM
Raporun sonuç bölümünde Prof. Dr. Kantarcı, olayı doğrudan tektonik bir hareketin tetiklemediğini belirtse de, “Ufak bir yer sarsıntısının etkisi gözden uzak tutulmamalıdır” diyerek bölgedeki sismik hareketliliğin de sürece katkı sağlamış olabileceği ihtimaline karşı uyardı.