Zengin bakır yataklarını okyanusa bağlayacaklar: 3 ülkeyi aşan dev koridor şekilleniyor
Afrika'nın en büyük ulaştırma projelerinden biri olarak gösterilen Lobito Koridoru, kıtanın iç kesimlerindeki zengin bakır yataklarını Atlantik Okyanusu'na bağlamaya hazırlanıyor. Angola'nın Atlantik kıyısındaki Lobito Limanı'ndan başlayacak demir yolu hattı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Zambiya'nın bakır üretim merkezlerine kadar uzanarak kıtanın ticaret haritasını değiştirebilecek bir ağ oluşturuyor.
Yaklaşık 1.300 kilometrelik ana koridor, Angola'nın iç bölgelerinden geçerek Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırına ulaşıyor. Devam eden çalışmalarla hattın Zambiya'nın Copperbelt olarak bilinen maden bölgesine kadar genişletilmesi planlanıyor. Böylece dünyanın en büyük bakır ve kobalt rezervlerinden bazıları, doğu kıyısındaki limanlara ihtiyaç duymadan doğrudan Atlantik'e erişebilecek.
AFRİKA'NIN MADEN ZENGİNLİĞİ ATLANTİK'E AÇILACAK
Lobito Koridoru'nun merkezinde, Angola'daki Benguela Demiryolu'nun modernizasyonu bulunuyor. Yenilenen hat sayesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kolwezi bölgesinden çıkan bakır ve kobalt, Angola'nın Lobito Limanı'na yaklaşık bir haftada ulaştırılabilecek. Uzmanlar, mevcut güzergahlarda haftalar sürebilen taşımacılık sürelerinin önemli ölçüde kısalacağını belirtiyor.
Projenin yalnızca demir yolundan ibaret olmadığı belirtiliyor. Liman altyapıları, lojistik merkezleri, enerji hatları ve yeni bağlantı yolları da koridorun parçası olarak geliştiriliyor. Bu sayede Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Zambiya arasındaki ticaretin hızlanması hedefleniyor.
KÜRESEL REKABETİN MERKEZİNDE
Bakır, kobalt, lityum ve nikel gibi kritik minerallere yönelik küresel talebin hızla artması, Lobito Koridoru'nu stratejik bir proje haline getirdi. Elektrikli araçlar, bataryalar ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde kullanılan bu mineraller nedeniyle koridor, uluslararası yatırımcıların da ilgisini çekiyor.
Projeye yönelik milyarlarca dolarlık finansman arayışları sürerken, yeni demir yolu bağlantılarının tamamlanmasıyla koridorun 2030'a kadar tam kapasiteyle çalışması hedefleniyor. Destekçileri projeyi Afrika'nın ekonomik entegrasyonu için tarihi bir fırsat olarak değerlendirirken, bazı uzmanlar ise yerel halkın ve bölgesel ekonomilerin bu yatırımlardan ne ölçüde faydalanacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.