Zeytinyağı sandılar ama gerçek çok farklı çıktı: 20 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti
Söz konusu gıda sektörü olduğu zaman en ufak yanlış anlaşılmanın ciddi sonuçları olabiliyor. Tam da bunun gibi bir olay İspanya'da gerçekleşti. Tarihlerin 1981 yılını gösterdiği dönemde halkınız zeytinyağı sanarak tükettiği bir yağ 20 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.
İspanya tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan "Zehirli Yağ Sendromu", 1981 yılında sıradan bir bahar gününde tıp dünyasını şoke eden gizemli bir ölümle başladı. Madrid’de 8 yaşındaki bir çocuğun aniden hayatını kaybetmesiyle patlak veren bu facia, başlangıçta bir "zatürre salgını" sanıldı. Ancak hastanelere akın eden binlerce insanın akciğerlerinde sıvı birikmesi ve kaslarında dayanılmaz ağrılar oluşması, yetkilileri büyük bir gıda dedektifliğine itti.
ZEYTİNYAĞI GİBİ GÖRÜNÜYORDU
Yapılan araştırmalar, felaketin izini sokak pazarlarında satılan plastik bidonlardaki ucuz yağlara kadar sürdü. Sanayi kullanımı için ithal edilen ve insan tüketimine uygun olmadığını belirtmek adına içine anilin katılan kolza yağları, kar hırsıyla yanıp tutuşan tüccarlar tarafından kimyasal işlemlerle berraklaştırıldı. "Saf zeytinyağı" etiketiyle yoksul mahallelere dağıtılan bu yağlar, aslında ısıtıldığında vücudun bağışıklık sistemini tamamen çökerten ölümcül bir zehre dönüştü.
VÜCUDU İÇTEN MAHVEDİYORDU
Zehirlenen 20 binden fazla kişide görülen belirtiler korkunçtu. Akut aşamada solunum yolları tıkanan hastalar, ilerleyen evrelerde kas erimesi, eklem eğrilikleri ve şiddetli nörolojik hasarlarla karşı karşıya kaldı. Vücut kendi dokularına saldırıyor, insanlar yavaş yavaş kendi bedenlerine hapsoluyordu. Resmi kayıtlara göre ilk etapta yüzlerce kişi öldü, ancak yıllar içinde bu sayı binleri buldu ve hayatta kalanlar ömür boyu sürecek sakatlıklarla baş başa bırakıldı.
GIDA GÜVENLİĞİNİ KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ
İspanya halkı aylarca sokaklara dökülerek adaleti ve sağlıklı gıda hakkını aradı. Bu büyük trajedi, Avrupa’da gıda denetim yasalarının baştan aşağı yenilenmesine ve "tarladan sofraya izlenebilirlik" sisteminin kurulmasına öncülük etti. 1981 yılı, hem tıp tarihine hem de gıda güvenliği protokollerine, bir ihmalin nasıl toplumsal bir kıyıma dönüşebileceğinin en acı kanıtı olarak geçti.