BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Genel 12:43 24 Ocak 2015

Gençlerin temel bilimlere yönelmesi nasıl sağlanabilir?

Temel bilimler sorununu Prof. Dr. Ahmet Turan İnce ile konuştuk. Prof. Dr. İnce, uygulamalı eğitimin, temel bilimlerin olmazsa olmazı olduğuna dikkat çekiyor.

yeditepe-temel-bilimler-6

Ayla Özdemir / egitim@sozcu.com.tr

Öğrencilerin, üniversitelerde temel bilimleri çok tercih etmediği, bu konuda bir sıkıntı olduğu görülüyor.

Temel bilimlerde son yılllarda yaşanan bu olumsuz durum YÖK rektörler toplantısında da konuşuldu.

10 Aralık 2014 tarihinde gerçekleştirilen Rektörler Toplantısı’nda konuşan Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, temel bilimlerle ilgili de şu açıklamayı yaptı:

”Temel bilimlerdeki son yıllardaki yaşanan olumsuz durum hepimizi endişelendiriyor, bunlara da yönelik bazı kararlar almak durumundayız. Bu konu da gündemimizin önemli maddelerinden biri durumunda. Temel bilimlerde sorun, kontenjanların dolmaması ve dolsa bile taban puanın çok düşük biçimde olması şeklinde kendisini gösteriyor. İlgili tedbirleri almadığımız takdirde ileride geri dönülmesi mümkün olmayacak hatalar ortaya çıkabilir.”

Ahmet-İnce-1Sözcü Eğitim olarak, Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan İNCE ile Türkiye’de temel bilimler eğitimi sorunlarını ve kendilerinin bu konuda nasıl bir eğitim verdiklerini konuştuk.

Temel bilimlerde uygulamalı eğitimin önemini vurgulayan Prof. Dr. İnce, ülkenin geleceği için temel bilimlerle ilgili sıkıntıların bir an önce ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de temel bilimler eğitimi nasıl yürütülüyor? Temel bilimler eğitiminde, nasıl bir eğitici gereklidir? Gençlerin temel bilimlere yönelmesi nasıl sağlanabilir?

İŞTE O RÖPORTAJ:

Temel bilimlerin eğitimdeki önemi nedir?

“ÇIKTILARIYLA TEKNOLOJİ GELİŞİYOR”

Matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimler yüzyıllardır devam eden, uygarlığın temel taşlarıdır. Mevcut yaşamımızı daha iyi sürdürebilmemiz ve çevremizde yaşananları ve bulunduğumuz evreni daha iyi anlayabilmek için temel bilimlere ihtiyacımız var. Teknolojiyi bunun çıktılarıyla geliştiriyoruz.

Yeterli önemi vermediğimizde hangi sorunlar bizi bekliyor olacak?

“DIŞARIYA BAĞIMLI HALE GELİRİZ”

Temel bilimlerle ilgili sıkıntıların ileride çok acısını yaşayacağız. Bu konuda yeteri kadar insan gücü oluşamayacağından, araştırma geliştirme de yeterli düzeyde olmaz. Böyle gidersek, ileride bir çok teknolojik üründe dışa bağımlılığımız daha da artacaktır. CERN’deki gelişmeler, Avrupa ülkeleri, ABD ve Japonya’nın desteklediği Fransa’da başlatılan ITER (Uluslararası termonükleer reaktör projesi) gibi dünyada enerji sorununu çözme girişimleri, yakın geleceğin “Age of Magnetism” (manyetizma çağı) olarak adlandırılması, Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın gönderdiği uzay aracı Rosetta’nın kuyruklu yıldıza başarıyla inmesi vb., bunlar hep temel bilimcilerin ortak bilimsel çalışmalarıyla gerçekleşmekte. Bu bir takım çalışması olup, temel bilimcilerle ve mühendisler birlikte çalışmaktadır.

yeditepe-temel-bilimler-7

 

Temel bilimlere en çok değer veren ülkeler hangileri?

“BATIYA DOĞRU GİTTİKÇE TEMEL BİLİMLERE İLGİ ARTIYOR”

Batıya doğru gittiğinizde, temel bilimlere olan ilginin arttığını görüyorsunuz. Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika’da fizikçiyim, kimyacıyım dediğinizde size olan ilgi çok yüksek oluyor. Ülkemize geldiğimizde ise Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi CERN’den veya NASA’nın gerçekleştirdiği bir bilimsel buluştan konuşmaya başladığımızda herkes pür dikkat dinlemeye başlıyor, çok ilgileniyor. Buna karşın, bizler bazen okullara gidip, lise son sınıf öğrencileriyle konuşuyoruz (fen liseleri de dâhil). Liselere gittiğimizde ve “kim temel bilimci olmak istiyor?” diye sorduğunuzda parmak kaldıran olmuyor. Yani, bir yandan merak ediyorlar ama öte yandan bu tür konularla kim uğraşacak, bu konularda çalışmak zor, zor olduğu kadar iş olanakları da sınırlı düşüncesi hâkim oluyor. Maalesef bu durum her geçen gün daha kötüye gidiyor.

Peki ne değişti bu süreçte?

“KENDİLERİNE UYGUN MESLEĞE YÖNLENDİRİLMİYORLAR”

Çok büyük etkenler var. Öğrencilerin en büyük kaygısı okul bittiğinde iş bulamamak. Bu endişeyi yaratan da öncelikle ailesi ve yakın çevresi. Ailelerin ciddi endişeleri var. “Benim çocuğum temel bilimlerden birini seçse iş bulabilir mi?” diye kuşkulanıyorlar. Aileler çocuklarını daha çok doktorluk, diş hekimliği, eczacılık gibi özellikle sağlık alanlarına yönlendirmeye çalışıyor. “Benim çocuğum ne olmak istiyor?” diye düşünmüyor. Çocuklara bu fırsat verilmiyor ülkemizde. Türkiye’de ilköğretim 8, ortaöğretim 4 yıl ve toplamda 12 yıllık bir eğitim sistemi var. Bu sürede, ilgiyle yapabileceği mesleklerin, nereye yatkın olduğunun belirlenmesi gerekir. Eğer çocuk iyi yönlendirilirse, ilkokuldan itibaren pratik ve teorik bilgilerin birlikte yürütüldüğü bir sistem olursa bunu açığa çıkarmak kolaylaşır. On iki yıllık bir eğitim bence bunu çıkartmalı. Maalesef bu süre öğrencilerin yeteneklerinin belirlenmesi için yeteri kadar iyi değerlendirilmiyor. Temel bilimlerin çalışmalarına ışık veren sanat alanları; tiyatro, müzik resim vs. önemsemek gerekiyor. Ne yazık ki bu alanlarda, ilköğretimde ve ortaöğretimde yeteri kadar teorik ve uygulamalı bir eğitimin varlığından söz etmek zor gibi.

Bu aşamada öğrencilere tavsiyeleriniz neler?

YETENEKLERİ VE İLGİLERİ DOĞRULTUSUNDA MESLEKLERİNİ HEDEFLESİNLER, GENETİK YAPILARINA UYGUN MESLEĞİ SEÇSİNLER”

Anne-babalarını, rehber hocalarını ve çevrelerindeki yakınlarını bir kenara bırakıp “ben nerede daha iyiydim?” diye düşünsünler. Rehber hocalarından mesleki bilgiler alsınlar ama “ben ne olayım?” sorusunu kendileri yanıtlasınlar. Seçmiş oldukları mesleği severek yapmalılar. Bunun için de genetik yapılarına en uygun mesleği seçmeliler. Her alanın kendi içerisinde ciddi zorlukları var. Siz eğer o alanı seviyorsanız o alandaki zorlukları, sabırla yenmeye çalışıyorsunuz. Aksi takdirde üniversiteden mezuniyet sonrası, kırk yıl hiç istemediğiniz mesleği yapmak zorunda kalabilirsiniz.

yeditepe-temel-bilimler-9

 

Ülkemizde temel bilimlerdeki temel problem nedir?

“UYGULAMALI EĞİTİM TEMEL BİLİMLERİN OLMAZSA OLMAZI”

Temel bilimlerdeki temel problemimiz şu; teorik kısmında fena değiliz ama uygulamada müthiş bir kopukluğumuz var. Temel bilimleri kara tahtada veya akıllı tahtaları kullansanız da sevdiremezsiniz. Merak uyandırmak en önemli nokta. Merak eden insan soru sorar, araştırır, düşünür ve başarıyı yakalar. Merak uyandırabilmek için de, öğretmek istediğiniz konuda sözel, görsel, deneyimsel aktarımlar yapmak gerekir. Severseniz kolaylaşır. Çocuk, ilkokulda, ortaokulda çoğunlukla kuramsal olarak gördüğü temel bilimleri nasıl sevebilir ve ilgi duyabilir? Unutmamak gerekir ki öğrenme ve anlamanın temelinde görme ve/veya dokunma vardır. Liseye geldiğinde ise prestijli bazı özel ya da devlet okulları dışında teorik derslerindeki konulara paralel laboratuvar uygulamaları bulamıyor. “Kaç tane fizik ve/veya kimya deneyi yaptınız?” diye sorun, çoğunlukla sadece bazı deney aletlerini görmüşlerdir. Çoğunlukla hiç uygulama görmeden öğrendikleri temel bilimlerden, okul sınavlarında öyle zor sorularla karşılaşıyorlar ki uygulaması olmayan bir eğitim, öğrencilerin temel bilimlere ilgi duymalarını ve sevmelerini daha da zorlaştırıyor. Öğrencileri anlamaya yönelik uygulamayı verdiğinizde o dersi kolaylaştırıyorsunuz. Öğrendikleri konuların belleklerinde daha uzun süre kalmasını sağlıyorsunuz. Çocuğa formülleri kendi kendine deneysel yöntemler kullanarak yeniden bulma fırsatı sağlanmalı. Okulların çoğunda laboratuvar yok böyle olunca da öğrenci, temel bilimlerden uzaklaşmaya, kopmaya başlıyor. İlgili öğrenciler bile uygulamalı eğitim olmadığında köreliyor. Biz çocukları bu aşamada yitiriyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı neler yapabilir bu konuda?

Temel bilimler dersi varsa o okulu masaya oturtmak gerekiyor. Ülkemiz çok büyük, kocaman bir coğrafyası var, her devlet okuluna bunu götürmek çok kolay olmayabilir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerekirse konun uzmanlarıyla, akademisyenlerle birlikte çalışarak, bir ülkenin eğitiminin olmazsa olmazı olan temel bilimleri, uygulamalı hale dönüştürmek için gerekli çalışmalar için bilgi paylaşımını sağlayabilir. Öğrencilerin temel bilimlere olan ilgisini üniversite öncesindeki eğitimle özendirmek gerekir.

Temel bilimlerin tercih edildiği ülkeler bunu nasıl başarıyor?

“TEMEL BİLİMLER İLKOKULDA SEVDİRİLİYOR”

Batıda temel bilimlerle ilişkili olan dersler daha ilkokulda oynayarak öğretilir. Oynayarak öğrettiğiniz zaman çocuk teoride aldığı kuramsal bilgileri günlük yaşamda karşılaştığı şeylerle örtüştürüyor. Sonra çocukta bir heyecan başlıyor. Avrupa ülkelerindeki öğretimin içerik olarak pek farkı yok ama uygulamada biz dibe vuruyoruz. Uygulamalı eğitim vermiyorsunuz ve bu çocukları üniversite sınavına sokuyorsunuz. Klasik sınav olmadığı için nerede yanlış yaptıklarını da bilmiyorlar. Sorunun çözümüne yaklaşıp, ufak bir hatayla yanlış bir sonuç da çıkarabiliyor ve bu sonuç şıklarda varsa hemen işaretliyor. Avrupa’da değerlendirme farklı (örneğin İngiltere’deki A seviye sınavları gibi). Sonuna kadar götürdüğünde bile puan alabiliyor. Ama bizde çok iyi bilse de sonunda bir hata yaparsa kaybediyor.
Ülkemizde uluslararası diploma veren (International Baccalaureate; IB, Abitur gibi) Ortaöğretim okulları bulunuyor. Bu okullar, Avrupa’daki öğrencilerin eğitimine benzer bir eğitim sistemini uyguluyorlar ve sanırım bu yüzden çok başarılılar. Bu anlamda, bu okulların müfredatlarına da bakılabilir. Belki böyle bir eğitim sisteminin ya da benzerinin okullarımızda uygulanması sağlanabilir.

TÜBİTAK’ın geçen yıl başlattığı burs teşviği ile ilgili neler söyleyeceksiniz. Yeterli bir teşvik mi?

“ALACAĞIMIZ ÖĞRENCİ KİTLESİYLE ÇOK FAZLA İLİŞKİLİ OLMADI”

TÜBİTAK’ın geçen yıl başlattığı, üniversite sınavında ilk beş bine girenlerden matematik, fizik, kimya, biyoloji ve sosyal bölümleri tercih edenlere aylık 2000 TL, bu bölümleri tercih eden ikinci beş bine girenlere ise ayda 1000 TL, İkinci anadal olarak temel bilimleri seçen ilk on bindeki öğrencilere de ayda 750 TL burs verilmesi bana göre önemli bir gelişme ancak yeterli değil. Bu destek, temel bilimlere gelecek öğrenci kitlesiyle çok fazla ilişkili olmadı. Çünkü Fen-Edebiyat fakültelerine girenler, bir kaç üniversite dışında ilk beş-on binden sonra geliyor. Tıp fakülteleri, diş hekimliği, bazı mühendislik bölümleri alıyor. Bu anlamda ilk beş bin ve hatta on binden bize öğrenci yok gibi. Bu biraz çabuk alınmış bir karar olabilir. Bu sayının ilk 50 binler düzeyine çıkartılabilir ve/veya temel bilimleri ilk üç veya ilk beş sırada seçecek öğrencilere de burs olanakları düşünülebilir. Bunlar gibi seçenekler de olsaydı hayli özendirme sağlanabilirdi. Ama ilk beş bine giren öğrenciye bu teşviki söylediğinizde pek etkili olmuyor. Ama ilk elli bine yayılırsa, “temel bilimler okuyayım mı?” diye düşünen öğrencileri, temel bilimlere itebilirsiniz.
Bu kolaylıkları sağlamaya çalışırken de, temel bilim bölümlerine giren öğrencilerin kalitesini belli bir düzeyin altına düşürmemek gerekmektedir. Şu andaki sistemde, temel bilimlerde kontenjanların dolmaması nedeniyle, 185 puanı aşanlar maalesef belki de çok az fizik, kimya, matematik vs. sorusu yanıtlayarak, hatta belki de hiç yanıtlamayarak bu bölümlerden birine girmekte, doğaldır ki bu da bu bölümlerin eğitim kalitesini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Bu bakımdan, temel bilimlere girecek öğrencilerin seçecekleri alanlarla ilgili mutlaka yanıtlaması gerekli alan soru sayısının bir alt sınırı olması gerekir.

yeditepe-temel-bilimler-8

Temel bilimlerde lisans eğitimi ve Endüstri ile olan ilişkisi ne olmalı?

“LABORATUVARI OLMAYANLAR BU EĞİTİMİ VERMESİN”

Temel bilimlerde lisans eğitimi verecek üniversitelerin programlarının, liselerin çoğunluğundaki gibi uygulamasız eğitimin devamı olmaması gerekiyor. “Temel bilim derslerinin uygulamasını ne kadar yaptırabiliyorum?” diye düşünmeleri gerekir. Temel bilimler lisans eğitimi veren programların mutlaka laboratuvar alt yapısı olmalıdır, olmayan programların sürekliliğinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için, belki bu konuda faaliyet gösteren ulusal akreditasyon kuruluşlarından (FEDEK) destek alınabilir. Diyelim TÜBİTAK ilk elli bine teşvik verdi, öğrenciler temel bilimlere yöneldi, gelen öğrencilere uygulamalı eğitim verebilmeliyiz. Böyle olursa temel bilimlerden iyi mezunlar verebiliriz.
Yeditepe Üniversitemizdeki Fizik Lisans programı, mezunlarımızın sanayide, özel ya da devlet laboratuvarlarında, teknolojinin tüm alanlarında ‘fizikçi’ olarak çalışabilmelerine olanak sağlamak için ‘endüstriyel’ bir bakışla tasarlanmış, uygulama ağırlıklı bir programdır. Yeditepe Fizik bölümündeki burslu öğrencilerimizin ÖSYM taban puanı itibariyle, Türkiye’de ilk beşte yer alıyor. Hangi dersin uygulaması varsa onun uygulamasını veriyoruz. Öğrencilerimizi temel fizik derslerinin yanı sıra ülkemizin gereksinimleri doğrultusunda da yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu bakımdan, Fizik Lisans programımızda Metroloji (ölçüm bilimi) içerikli dersler de vererek öğrencilerimizin deney ve kalibrasyon laboratuvarlarında bir fizikçi olarak çalışmasını sağlamaktayız. Öğrenci hayatında ilk kez Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akredite olmuş metroloji ve kalibrasyon laboratuvarında uygulamalı fizik eğitimleri alarak, ülkemizin ihtiyacı olan “Endüstriyel Fizik” alanında yetişiyor. Mezunlarımızın % 60 kadarı TÜRKAK tarafından akredite edilen deney ve kalibrasyon laboratuvarında çalışmaktadır. Ayrıca öğrencilerimiz üçüncü sınıfta zorunlu staj dersi alıyorlar. İsteyen öğrenciler anlaşmamız çerçevesinde TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü’de, çeşitli firmalarda ve hastanelerde stajlarını yapabilmektedirler. Çünkü özellikle son yıllarda fizikten tıp alanında da geniş biçimde yararlanılıyor (MR, ültrason, Röntgen, Doppler hep kökeni fizik bilimine dayanan uygulamalar)

Gelişmiş ülkelerdeki fizik lisans programlarının da aslında çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Örneğin Yeni Teknolojilerde Fizik (Physics For New Technologies), Tıpta Fizik (Physics with Medical Applications), Nükleer Bilimler için Fizik (Physics with Nuclear Science), Uygulamalı Fizik, Endüstriyel Fizik gibi çok farklı alanlar olduğu görülmektedir. Bu bağlamda ülkemizdeki üniversitelerin de temel bilimler programlarını çağa göre yenilemeleri gerekmektedir.

Üniversitelerde eğitim-öğretim ve araştırma kalitesinin iyileştirilmesi için program “akreditasyonun” büyük önemi var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

PROGRAM “AKREDİTASYONU ÇOK ÖNEMLİ”

Farklı disiplinlerdeki Fen, Edebiyat, Fen-Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri öğretim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapan ve Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tarafından tanınan akreditasyon kuruluşu (FEDEK) var.

Eğitim ve öğretimin kalitesinin geliştirilmesi açısından, öğretim programlarında FEDEK akreditasyonu çok önemli. Bu manada, programınıza özgü özdeğerlendirme raporunuzu hazırlıyorsunuz, alana yönelik değerlendiriciler geliyor ve yerinde eğitim ve öğretim faaliyetlerinizi FEDEK kriterlerine göre değerlendiriyor. Programların alt yapıları ve öğretim üyeleri kalifikasyonlarına da bakılmaktadır. Bu gibi süreclerden geçmeniz verdiğiniz eğitimi şeffaflaştırıyor, öğrencilerinize lisans eğitimi boyunca nasıl kazanımlar sağlayacağınızı, mevcut ve mezun öğrencilerinizle ve konuyla ilgili paydaşlarınızla belirleme olanağı veriyor.

Türkiye’de ilk kez Yeditepe Üniversitesi Fizik ve Felsefe programları, FEDEK akreditasyonunu aldı ve sonrasında, İngiliz Dili ve Edebiyatı, Çeviribilim, Psikoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Antropoloji, Matematik programları FEDEK akreditasyonunu beş yıllığına aldılar.

Böylece öğrencilerinizi mezuniyet sonrası iş dünyasına, lisanüstü eğitimlerine ve ileride gerçekleştirecekleri akademik çalışmalarına daha donanımlı hazırlayabiliyorsunuz.

Son Dakika Haberleri