Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Bu topraklarda keşfedilecek çok şey var
Bu topraklarda keşfedilecek çok şey var
Ülkemizin farklı kültürlerini keşfetmek ve yeni insanlarla tanışmak benim için çok heyecan verici, ülkemiz gerek doğası, gerekse tarihi mirasları açısından paha biçilemez zenginliklerle bezenmiş durumda.
Ebru ERBERDİ
Gurme 8 Nisan 2019 - 11:02

Geçtiğimiz hafta sonu Jolly'in düzenlediği Urfa gezisi ile Urfa'yıilk kez ziyaret etme şansı buldum. Görmeyi çok istediğim bir şehir olan Urfa, güzel ve güneşli bir hava ile bizleri karşıladı. Balıklı Göl'ün hemen yakınındaki otelimizde kahvaltı ettikten sonra, Göbeklitepe'ye doğru yola çıktık.

Bugün Göbeklitepe gibi bir rota insanlık tarihinin ezberini bozmuş durumda, dünyanın radarına giren bu değeri önce biz sahiplenmeliyiz. Tarihin akışını değiştiren nokta olan ve arkeologları sersemleten kazı olarak da nitelendirilen Göbeklitepe ile ilgili rehberimiz Güney'in verdiği değerli bilgiler bildiğiniz birçok şeyi sorgulamanıza neden oluyor. Göbeklitepe'yi mutlaka kokartlı bir rehber ile gezmenizi tavsiye ediyorum. Göbeklitepe'ye veda ederken bastıran bahar yağmuru ve ortaya çıkardığı toprak kokusu ise muhteşemdi, İstanbul'da böyle toprak kokusu duymayalı çok uzun seneler oldu.

Göbeklitepe sonrası verdiğimiz yemek molasında yöresel mezelerden Urfa kebaba, lahmacundan ciğere farklı tatları deneyimledik, yemek sonrası şıllık tatlısı ve sadece çok önem verilen misafirlere ve kız isteme törenlerine eşlik eden Mırra ile bizi uğurladılar. Şanlıurfa müzesini mutlaka planınıza eklemelisiniz, aynı zamanda Göbeklitepe'nin de replikasını yakından görebiliyorsunuz. Şanlıurfa müzesinde Jolly Pazarlama Direktörü Yasemin Develioğlu bize Jolly olarak kültür turları için hazırlattıkları videoları seyrettirdi, Jolly'nin kültür turlarına verdiği önemi bizler de ülkemizi gezerek ve ekonomiye katkı sağlayarak göstermeliyiz.

Müzeden çıkınca kendimizi Urfa çarşıya attık, çok güzel yöresel kıyafetler, mutfakta kullanacağımız farklı baharatlar, el dokuması kilimler ve taze yapılmış pişmaniye alışverişimizi yaptıktan sonra yorgunluğumuzu atmak üzere Gümrük Han'da bir kahve molası verdik.

Otele dönerken Balıklı Göl ve çevresini gezerek yine rehberimizin verdiği bilgilerle bu mistik havayı soluduk. Urfa'nın olmazsa olmazlarından biri de sıra gecesi, kebapları ve önünüzde yapılan çiğ köfteyi yerken, yerel sanatçılar sizi saz ekibiyle birlikte söyledikleri türküleri ile önce hüzünlendirip sonra da coşturarak halaya kaldırıyor.

 

Sabah kahvaltı için Urfa çarşıda bulunan Ciğerci Aziz ustaya gittik, ciğer, dalak ve yürek üçlemesi ile yaptığımız bu muhteşem kahvaltıdan tadı damağımızda kalkıp, kayıp şehir Halfeti'ye doğru yola çıktık.

Halfeti'de 2000 yılının sonlarına doğru bazı köyler ve yerleşim alanları suyun altında kalıyor. Yaklaşık 1 saatlik bir tekne yolculuğu ile ulaştığımız Savaşan köyü ise batık köy olarak adlandırılan yer, Yunus amcanın evinin önünde bulunan iskeleye teknemiz yanaşıyor ve hem küçük bir çay molası veriyoruz, hem de bu Yunus amca ile sohbet ediyoruz. Halfeti'nin sular altında kalmasından beri köyü terk etmeyen Yunus amca burada yaşıyor ve ziyarete gelenlere sattığı çay ve kahveden kazandığı para ile geçimini sağlıyor.

Terk edilmiş köyün sokaklarında gezip, suyun üstünde kalan eski evleri de görüp, çaylarımızı içtikten sonra teknede çalan Urfa türküleri eşliğinde tekneye bindiğimiz limana geri dönüyoruz. Urfa'ya veda yemeğimiz ise bölgeye özgü lezzet “haşhaş kebabı” ve gölde yakalanan “şabut balığı” ızgarası oldu.  Kültür turları sayesinde ülkemizi, doğayı ve bilgiyi keşfetmenin mutluluğu ile Urfa'dan ayrıldım. En kısa zamanda kendinize bir kültür turu hediye ederek bu çok özel destinasyon ve değerleri görmeniz dileğiyle.

Son güncelleme: 11:14 - 08.04.2019