İyi müzik ve Plaj… Frankie Beach… Local lezzetlerle fine dining Malva…

Bodrum’da bu sene TÜRYİD Başkanı Kaya Demirer’in açtığı iki yer çok konuşuldu. Farklı günlerde ikisine de gitme şansım oldu. Gündüz haftanın 4 günü canlı müzik ve havuz keyfi...4 günün performansı da ayrı keyifli...Perşembe günleri Bengü Beker, cuma Yol Project, cumartesi Ayhan Sicimoğlu ve pazar günleri Alya ile çok keyifli bir havuz atmosferi vardı. Frankie Beach’e hem hastası olduğum Ayhan Sicimoğlu’nu dinlemeye hem de herkesin konuştuğu deniz mahsülllerini denemeye gittim.

İyi müzik ve Plaj… Frankie Beach… Local lezzetlerle fine dining Malva…

Başlangıçta tam St. Tropez'deki 55 restoranın krudite tabağı gibi olmasa da taze sebze tabağını denedim. Dip soslar gerçekten tamamlayıcıydı.

Ama bence tüm sebzelere hiç kesmeden yani bıçak değdirmeden servis edilmesi daha hoş olur… Ara sıcak ortaya deniz mahsüllü linguini söyledik ve gerçekten domates sosunun kıvamı muhteşemdi…

Deniz mahsüllü makarnalarda kırmızı sosun kıvamı tüm makarnanın lezzetini ortaya çıkarır. Frankie Beach'in en spesiyal yemeği şüphesiz özel metotla pişirilen ve kilosuyla tartılıp satılan balıklar…Tuzlu hamurda pişirmek aslında bayağı meşakkatli…

 

Hamurun içinde deniz tuzu, un, kıyılmış biberiye otu ve su var. Genelde tercihen lagos balığından yapılıyor ama biz levrekle denedik. Hamurun içinde balığın orantılı pişmesi için hamur eşit şekilde merdane yardımıyla bir santim açılıyor. Pulları alınmamış ve içi temizlenmiş balığın içine defne yaprağı, limon ve mercan köşk otunu koyduktan sonra önceden ısıtılmış fırında iki buçuk saat pişiyor. Genelde sadece Portekizlilerin kullandığı bu teknikte balığın tadına bayıldım…Bir plajdan beklenen yemek performansı gerçekten çok çok iyi diyebilirim…

MALVA

Bir de yeni bir fine dining yemek konsepti yaratmışlar adı da Malva… Canlı müzik, sürpriz sanatçılar ve lokal ürünlerle harika bir menü olmuş.. Genelde sadece Bodrum ve çevresinden hatta bahçelerinden ürün kullanıyorlar. Ama çok zorlanırlarsa Ege bölgesinin ürünlerini de ilave ediyorlar.  Başlangıçlarda aslan balığı ceviche gerek lezzetiyle gerekse hikayesiyle beni çok etkiledi.

Süveyş kanalından Ege Denizi’ne gelen istilacı balık sevdiğimiz bütün balıkları yok ediyor. Balıkçılar temizlemesi zor diye yakaladıkları zaman tekrar denize atıyorlar ve bu baş belası diye adlandırılan balık denizlerimizde çoğalıyor. Ama bir yeseniz çiğ hali bile enfes…

Hem yemeliyiz hem de denizlerimizi bu istilacı balıkları bu şekilde kurtarmalıyız. Bamya salatasıyla yapılmış barbun balığına da bayıldım. Karacasöğüt'ün tüm renkli domatesleriyle yapılmış salatada gerçekten çok keyifliydi.

Ahtapot sevenler 86 derece ile pişmiş yumuşacık ahtapotu denemeliler…Favori tatlım mısırlı dondurma…Sanki hafif şekerli patlamış mısır yiyorsunuz…

Dünyada yıllardır trend olan lokal ürünleri kullanma konseptini maalesef ar-ge tembelliği yüzünden hala çok az restoran uyguluyor. Ama bu sene yemekleri ve kaliteli servisi ile yeni açılan Frankie Beach ve Malva'yı misafirlerine sunduğu gerek iyi yemek gerekse kaliteli servisten dolayı kutluyorum. Seneye görüşmek dileği ile…