Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
11 ayda yaşadıklarım 11 ayrı film olur-1
11 ayda yaşadıklarım 11 ayrı film olur-1
Başyazarımız Rahmi Turan, son kitabı Roman Tadında Müthiş Anılar MEMLEKETİM'i anlattı. Turan, “Gazetecilik dışında hayatımda bir yıllık dönem var ki çok heyecanlı, çok hareketliydi. Belki 10 yılda, 20 yılda yaşanmayacak şeyler yaşadım. Bu anılarımı insanlar da okusun istedim” dedi.
Nil Soysal
Kültür Sanat 30 Nisan 2018 - 02:51

“Roman Tadında Müthiş Anılar MEMLEKETİM” bir solukta okunuyor. Ama bu kitaba bir anı kitabı demek haksızlık olur. Usta yazar Rahmi Turan'ın 21 yaşında iken asteğmen olarak gittiği Hakkari dağlarında yaşadıklarını kaleme aldığı kitap, hem bir döneme ışık tutuyor, hem de Türkiye'nin o en uç bölgesindeki yaşamı ve Türkiye'nin nereden nereye “gelemediğini” en gerçekçi tanımıyla yüzümüze vuruyor. Hepsi bu kadarla kalmıyor… Kitapta genç bir teğmenin platonik aşkı da var, “yok artık” dedirtecek rastlantılar da var, güldüren ayrıntılar da… O anıları “Müthiş” yapan ayrıntı da burada saklı… Kalemine, yüreğine sağlık…

ÜÇ YILLIK GAZETECİYDİM

– 57 yıl sonra askerlik anılarını yazma fikri nasıl doğdu?

Askerlik anıları insanın kendisi için önemli olsa da dinleyenler için genelde sıkıcı olabilir. O yüzden anılarımı yazmayı pek düşünmemiştim. Ama bu anılarımı da en yakınım olan eşim Emel'e anlatmıştım. Tabii o da acaba sıkılarak mı dinledi, yoksa nezaketen mi dinledi hakikaten bilmiyorum. Çünkü tekrar tekrar anlattığım zaman, ne kadar enteresan olursa olsun sıkılmış olabilir… Fakat o; “Harika” diyor.

– Bence de sıkılmamıştır. Çünkü bu anılarda Emel Hanım'a duyduğunuz platonik aşkın hikayesi, eski Türk filmlerini bile gölgede bırakmış…

Onun haberi bile yoktu. Zaten tanışmıyorduk. Henüz 3 yıllık gazeteciydim ve spor yazarı olarak çalışıyordum. Haber kaynağımız ve adeta karargâhımız da İstanbul Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü idi. Askere giderken oradaki dostlarla vedalaşmak için gittiğimde gördüm onu. O gün, orada işe başlamış…

HEPSİ YAŞANMIŞ OLAYLAR

– Kitabın çıkış fikri bu aşk hikâyesi değil tabii…

Aradan geçen yıllarda kendi yazdıklarımın yanında, başka yazarlar tarafından da benim hakkımda birçok kitap yazıldı. Bu kitaplarda hep mesleki hayatım anlatıldı. Gazeteciliğe nasıl başladığım, spor muhabirliğinden nasıl yazı işleri müdürlüğüne, genel yayın yönetmenliğine yükseldiğim, nasıl yüksek tirajlı gazeteler çıkardığım, ki tam 9 büyük gazeteyi yayın hayatına koydum… Benim gazetecilik dışında hayatımda bir yıllık dönem var; çok heyecanlı, hareketliydi. Tam bir yıl bile değil, 11 ay yaşadım o dağlarda. Belki 10 yılda, 20 yılda yaşanmayacak şeyler yaşadım. Film gibiydi. 11 ayda arka arkaya 11 filme konu olabilecek şeylerdi hepsi. Bir an düşündüm; bu anılar kaybolup gidecek. Yaşadıklarım, orada gördüklerim, dinlediklerim… O dinlediklerim oralarda yaşayan insanların anlattığı ilginç hikâyelerdi, yaşanmış öykülerdi. Bir de benim bizzat başımdan geçen serüvenler vardı. Dedim ki; ben bunları da yazayım. Hem kalıcı olsun, hem de bunlar o döneme ait birer belgedir. İnsanlar onları da okusun bilsin. Bu kitap fikri böyle çıktı.

BOMBAYI DÜŞÜRDÜ VE…

– Hakkari'den öncesi de çok enteresan… 27 Mayıs'ı Ankara Yedek Subay Okulu'nda yaşamışsınız…

Ankara Yedek Subay Okulu'nda 6 ay eğitim yaptık biz. Zaten 18 aylık yedek subaylığın 6 ayı okulda geçiyor, 1 yıl da kıtada görev yapılıyor. 6 ay içinde başımdan geçen bazı enteresan olayları da anlattım kitapta. Aklımda kalan iki önemli dramatik olay var. Birincisi; eğitim sırasında bir yedek subay öğrencinin el bombasını elinden düşürmesidir! Eğitimde hepimiz birer tane el bombası attık. Aslında o çok da zor bir iş değildi. Ama bizim binbaşı çok titizdi. “Pimi çektikten sonra 1-2 saniye içinde atın, 10 saniye içinde patlar bu” diye uyarıyordu hep. Biz de; “Çocuk muyuz, kocaman adamlarız, niye elimizden düşürelim ki” diye kendi aramızda söyleniyorduk. Adam haklıymış! Bir gün öğrencilerden bir tanesi aynen binbaşının dediği gibi el bombasını elinden düşürdü. Düşen bomba patladığı zaman 32 parçaya ayrılır ve yakınında kim varsa öldürür. En az 10-15 kişiyi öldürebilir. Yedek subay öğrenci yaptığı hatayı telafi etmek için düşürdüğü bombanın üzerine kahramanca atlıyor, parçalar kendi vücuduna saplanıyor ve çevresindeki herkesi kurtarıyor! Hatasını hayatını feda ederek telafi ediyor. Bu çok hazin bir olaydı.

Gazetecilik aklıma bile gelmedi

– Bir hazin olay da 27 Mayıs'ın ertesi günü yaşanmış…

İçişleri Bakanı Namık Gedik'in intiharı. Ona da tanık oldum. Bizim okul süresinin bitmesine bir hafta kala 27 Mayıs İhtilali oldu.

– O intihar olayında gazeteci olarak ne hissettiniz?

Gazetecilik hiç aklıma bile gelmedi. Askerlikteki hava başka oluyor. Emirleri uyguluyoruz. Sabah 03.00 – 04.00 sıralarıydı. Geldiler bizi uyandırdılar. Dışarıdan takır takır silah sesleri geliyordu ama ne olduğunu anlamadık. Kalktık. “Herkes tüfeğini alsın” dediler. Aldık tüfekleri ama bizim tüfekler boş! Mermi vermiyorlardı öğrenci olduğumuz için. Teğmen kapıda durdu, herkese 5'er tane mermi verdi. Aslında şarjör 8 mermi alıyordu. M1 Amerikan tüfekleriydi. “Kimi vuracağız?” dedik. “Kimseyi vurmayacaksınız, icap ederse kullanacaksınız!” İyi de icap ettiğini nasıl anlayacağız, onu da bilmiyoruz. Bir şey bilmiyoruz. Bizi Ankara'nın Bahçelievler bölgesine yolladılar. “Bu sokak size ait” dediler. Sanki bir şey yapmışız gibi Ankara halkı pencerelerden sarkmış bizi alkışlıyor… Bir anda vatan kurtaran asker ilan edildik. “Kahraman asker” tezahüratları arasında akşama kadar dolaştık orada. Bu arada geceleri de okulda sıra ile nöbet tutuyorduk. İhtilalin ikinci gecesiydi. Ben nöbetçiydim. Büyük bir şangırtı sesi geldi. Bir yerde cam çerçeve indi. Arkadan pat diye bir ses ve onun arkasından çığlıklar. Yedek Subay Okulu ile Harp Okulu'nun binası arası aşağı yukarı 400-500 metre idi. Ses oradan geliyordu. Ben refleks olarak elimde tüfek oraya koştum. Gittim baktım ki yerde ceset… İhtilal sonrası tutuklanıp, Harp Okulu'nda gözaltına alınan İçişleri Bakanı Namık Gedik, 2. kat penceresinden kendini atarak intihar etmiş. Attılar diye bir takım iddialar da ortaya atıldı. Gedik eşine yazdığı mektupta “Bu hayat artık yaşanmaya değmez oldu” şeklinde bir ifade kullanmış. Bu da intihar ihtimalini güçlendiriyor. 27 Mayıs'ta bir şey bilmeden asker olarak görev yaptım.

“AKLIMDA KALAN İKİ ÖNEMLİ DRAMATİK OLAY VAR” Rahmi Turan, son kitabını Nil Soysal'a anlattı. Turan, “Aklımda kalan iki dramatik olay var” dedi. Biri yedek subay öğrencisinin bombanın üzerine atlayıp arkadaşlarını kurtarmak için kendini feda etmesi, diğeri İçişleri eski Bakanı Namık Gedik'in 27 Mayıs'taki intihar olayı...

“AKLIMDA KALAN İKİ ÖNEMLİ DRAMATİK OLAY VAR”
Rahmi Turan, son kitabını Nil Soysal'a anlattı. Turan, “Aklımda kalan iki dramatik olay var” dedi. Biri yedek subay öğrencisinin bombanın üzerine atlayıp arkadaşlarını kurtarmak için kendini feda etmesi, diğeri İçişleri eski Bakanı Namık Gedik'in 27 Mayıs'taki intihar olayı…

13rahmibeyveesi

Emel Hanım'a aşkını anlattı

Rahmi Turan eşi Emel Hanım'a ilk görüşte nasıl vurulduğunu kitapta şu cümlelerle dile getiriyor:
“Askerlik hayatım boyunca, onun kirpiklerinin arasından güneşin doğuşunu seyrettim. Sevmek aslında var olmak demektir.
Kararlıyım. Dönünce onu mutlaka arayacak ve onu bulacağım. Yeryüzünde hiçbir güç, insanı sevmek hakkından alıkoyamaz. Ben bu güçle bana verilen bölge olan 24 kilometrelik sınır boyunca yalnız eşkıyalara, kaçakçılara değil, tüm dünyaya kafa tuttum sanki…”

13rahmibeydugun

Kurada çektiğim Beytüşşebap'ı haritada 1saat boyunca aradım

– Ve kurada Beytüşşebap'ı çektiniz…

(Gülüyor) Hiç sorma!.. Ben aslında İstanbul'u çekerim sanıyordum. Notlarım çok
iyiydi. 100 üzerinden 96… Gazeteciliğim nedeniyle sözü geçen bazı dostlarım vardı. Dediler ki; “Notların yüksek olduğu için seni Yedek Subay Okulu'nda bırakabiliriz. Askerliğini Ankara'da tamamlarsın.” Orada kahramanlık yaptım. “Yok” dedim… “Vatanın her yeri kutsaldır, ben kuraya gireceğim!” 1800 kişi içinde 3 kişi Hakkâri bölgesini çekti. Biri de bendim. Kuralar çekildikten sonra değişiklik yapılamıyor…”

– Beytüşşebap diye bir yerin varlığından haberiniz var mıydı?

İlk defa duydum. O zaman internet yok. Diğer iki arkadaşla bir saat aradık haritada burası neresi diye?! Sonunda sevinçle
Irak sınırında bir ilçe bulduk: Beytüşşebap! Sınıfta herkes “Beytüşşebap kestane kebap” diye dalga geçiyordu bizimle.

Rahmi Turan, askerliğini Beytüşşebap'ta yaptı.

Rahmi Turan, askerliğini Beytüşşebap'ta yaptı.

VAHŞİ BİR DÜNYA…

– Kitapta bir Modern Türkiye tarifiniz var: “Uçak-kamyon-katır!” Beytüşşebap'a bu şekilde varmışsınız. Aradan geçen 57 yılda değişen bir şey var mı?

Merhametin olmadığı vahşi bir dünya diye anlattım o dağları. Hazin bir yoksulluk içindeki o vahşi dünyada ağalar ve kaçakçıların hâkimiyeti halkı inletirdi. Son 50 yılda dünya değişti, teknoloji gelişti, ama o bölgede değişen fazla bir şey olmadı! Değişen tek şey, zamanın ruhuna uyarak eşkıya ve kaçakçıların yok olması, yerlerine daha büyük bir belanın, gözlerini kan bürümüş teröristlerin gelmesi. Bugün o vahşi bölgede oluk gibi kan akıtılıyor!

30szt13ant_ist_izm_ank_adn_trb-siyah

YARIN: BİR KOMUTAN OLARAK HANGİ İLKE İMZA ATTI?

 

 

Son güncelleme: 02:52 - 30.04.2018