Sözcü Plus Giriş

1600 yıllık ‘Kayıp Saray’ artık gün yüzüne çıkıyor

İlgisizlik yüzünden harabeye dönüşen Bukoleon Sarayı, restore ediliyor. Açık hava müzesine dönüştürülecek sarayın, 2022 yılının yaz aylarında açılması planlanıyor.

Özlem GÜVEMLİ
Güncellenme: 07:14, 18/07/2021
1600 yıllık ‘Kayıp Saray’ artık gün yüzüne çıkıyor

Yıllar önce kaderine terk edilen, evsizlerin yaşadığı, definecilerin delik deşik ettiği bir çöküntü alanına dönüşen İstanbul'un kayıp sarayı Bukoleon, İBB tarafından restore edilerek açık hava müzesine dönüştürülüyor.

Tarihi Yarımada'da Sultanahmet'in sahil yolu kısmında Çatladıkapı mevkiinde yer alan ve yapıldığı dönemde “Sahil sarayı” niteliği taşıyan ancak zamanla denizle bağlantısı kesilen Bukoleon Sarayı, UNESCO'nun Dünya Mirasları listesinde bulunuyor.  Proje hakkında bilgi veren İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Oktay Özel, önce  Prof. Dr. Füsun  Alioğlu, Prof .Dr. Engin Akyürek ve Prof. Dr. Alper İlki'den oluşan bir Bilim Kurulu kurarak 2021 yılının başında çalışmalara başladıklarını anlattı. 3-4 ay önce de aktif olarak restorasyona başladıkları belirten Özel, arkeolojik kazı ve restorasyonun birlikte yürütüldüğünü söyledi.

Sarayın ziyarete açılması için çalışmaların bitmesinin beklenmeyeceğini ifade eden Oktay Özel, sarnıç bölümünde 3-4 ay içinde bir sergi açacaklarını, restorasyon şantiyesinin de ziyaret edilebileceğini duyurdu.

Özel, saraydaki harabe estetiğini koruyacak şekilde, minimum müdahale ile restorasyon süreci yürütüleceğini vurguladı. Arkeolojik kazıların 6-7 ay içinde tamamlanmasını hedeflediklerini, sarayı açık hava müzesi olarak 2022 yılının yaz sonunda açmayı planladıklarını dile getirdi. 1600 yıllık sarayı görmek için restorasyonun bitmesine beklemeye de gerek yok. Çünkü meraklıları için restorasyon aşaması da ziyarete açık hale getirildi. Şimdiden 2 bin kişi restorasyon şantiyesini gezmek için başvuruda bulundu.

İBB ekipleri kalıntılar üzerinde çalışıyor.

TREN YOLU VE SAHİL YOLU SARAYI YOK EDİYOR

1600 yıllık Bizans dönemi sarayının 5. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor. Sarayın günümüze ulaşan bölümlerinin büyük bir kısmı Teofilos döneminde (829-842) eklenmiş. Latin işgali sırasında Latin kralları tarafından kullanıldığı düşünülen saray, işgalin ardından imparatorun Tekfur Sarayı'na taşınması ile kaderine terk ediliyor. Osmanlı Dönemi'nde etrafında bir mahalle oluşmaya başlıyor ve bölgenin yerleşime açılması, çıkan yangınlar saray yapısını tahrip ediyor. Abdülhamit döneminde Rumeli Demiryolu Hattı'nın yapımı, sarayın kara tarafının tamamen yıkılmasına neden oluyor. 1950'lerde sahil yolunun açılması ile sarayın denizle bağlantısı kesiliyor. Harabeye dönen kalıntılar, yakın döneme kadar evsizlerin, göçmenlerin yaşadığı, definecilerin delik deşik ettiği bir çöküntü alanına dönüşüyor. Bu görkemli sahil sarayının günümüze sadece doğu cephesinin kalıntıları ulaşabildi. Bu kalıntılar üzerinde bugünlerde İBB tarafından hummalı bir çalışma yürütülüyor.