Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Ahmet Güneştekin’in Bakü’deki ilk sergisi
Ahmet Güneştekin’in Bakü’deki ilk sergisi
Ahmet Güneştekin’in Belleğin Alfabesi adlı kişisel sergisi Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde açıldı. Sanatseverlerin yoğun ilgisiyle açılan sergi, dilin aynasından bellek ve ölümsüzlük kavramlarına bakarak sanatçının geçmiş dönem ve son dönem yapıtlarını bir araya getiriyor.
Kültür Sanat 4 Ekim 2019 - 11:37

Belleğin Alfabesi, sanatçının dilin renk algısı, mekân algısı ve düşünüşe etkisi üzerine yoğunlaşarak bellek ve ölümsüzlük arayışı üzerine çalıştığı işlerini kapsıyor. Küratörlüğünü Haydar Aliyev Vakfı'nın sanat danışmanı Emin Mammadov'un üstlendiği sergi, 30 Mart 2020'ye kadar devam edecek. Açılış nedeniyle Haydar Aliyev Kültür Merkezi'nde özel bir davet verildi. Azerbaycan tarihinin en önemli şairlerinden Nesimi Festivali'nin kapanış etkinliğiyle de birleşen serginin açılış konuşmalarını Haydar Aliyev Kültür Merkezi Direktörü Anar Alakbarov ve sanatçı Ahmet Güneştekin yaptı. Serginin açılışını Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in eşi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyev ile kızları Arzu ve Leyla Aliyev, Daax Corporation Yönetim Kurulu Başkanı Hassan Gozal, Azerbaycan Kültür Bakanı Abulfaz Garayev ve sanatçı Ahmet Güneştekin gerçekleştirdi.


Sergide sanatçının dile olan derin ilgisini gösteren Azeri romantik şairi Nesimi'ye adadığı Nesimi'ye Recm, aynı anda hem korkunç ve grotesk hem de hipnotize edici ve güzel olarak yorumlanan Ölümsüzlük Odası, uzaktan bakıldığında dönüyormuş hissi veren birbirine geçmiş bisikletlerden oluşan Dilek Ağacı, deşifre edilmesi gereken devasa bir bulmacaya benzeyen Yüzleşme yer alıyor. Sergide ayrıca sanatçının Tanrının Arka Bahçesi gibi cennet bahçesi hikayesini, insanlığın kısa bir süre için eriştiği fakat kaybetmesi kaçınılmaz olan ölümsüzlüğü bir şans hikayesi olarak yorumladığı son dönem işleri yer alıyor.


Belleğin Alfabesi sunduğu seçkiyle bugüne kadar insanlığı şekillendiren kelime kültürünün kurucularına bakmanın zorunlu olduğunu ve kültürel mirasa saygı duyulması gerektiğini gösteriyor. Kültürel mirasın taşlanarak –mecazi olarak– yok edilmemesi için ahlaki bir çağrıyı temsil ediyor. Ayrıca sanatçının çocukluğunda anadilinden dinlediği şiirlerin, masalların ve şarkıların ritimlerinin sanatının yapısını ve biçimini nasıl etkilediğini gösteriyor.