Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
‘Alt üst durumdayız ama umut gönlümüzün ekmeği’
‘Alt üst durumdayız ama umut gönlümüzün ekmeği’
Bu coğrafyanın kıymetli gruplarından Bajar, 10'uncu yılını 'Altüst/Ser û Bin' albümü ile taçlandırdı. Grubun kurucusu Vedat Yıldırım, son albümleri ile ilgili şu tarifi yapıyor: "Böyle bir dönemde, böyle bir çağda, böyle bir Ortadoğu'da ve memlekette yaşadıklarımızın bir yansıması aslında bu albüm. Duygularımızla, ne hissediyorsan onu yaptık." Albüm, sound olarak yine Bajar üslubunu yansıtırken, coğrafi olarak da toplumsal huzur ve barış adına önemli bir rota çiziyor. Dertlerinin insan olduğunu vurgulayan Yıldırım, yaşadığımız dönemle ilgili, "İnsan çok konuşulmuyor aslında. Çok büyük cümleler kuruluyor. Yüksek siyaset almış başını gidiyor. İnsanı çok konuşmuyoruz. Bu albümde sokağa bakıyoruz. Derdimiz zaten hep sokak. Bu albümde ara sokaklar bile yetmiyor bize" diyor.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 27 Ekim 2019 - 13:43

‘Altüst/Ser û Bin’ için “kaotik bir albüm” tarifiniz var. Nedir bu albümü kaotik yapan?
Böyle bir dönemde, böyle bir çağda, böyle bir Ortadoğu’da ve memlekette yaşadıklarımızın bir yansıması aslında bu albüm. Duygularımızla, ne hissediyorsan onu yaptık.

Albümün ilk şarkısı Terennümde, insanları şarkıya ve şiire davet etmenizi çok değerli buluyorum…
Sezai Sarıoğlu’nun şiiri o. Ara ara bir araya geliyoruz. Sağ olsunlar bize edebiyat, şiir üflüyorlar. Tabii ensemizi karartacak halimiz yok. Orada “Korsan bir şiirde buluşalım/Çevremizi sarsın aynalı aynasızlar” ya da “Söz oyna/Şiir patla/yakışır” diyoruz. Bir tersname aslında…


Dinleyicilerin ‘Terennüm’ü de terennüm etmesinde fayda var…
Ne derler, daha iyi bir memleket, insan merkezli bir memleket için bir dua olabilir. İnsan çok konuşulmuyor aslında. Çok büyük cümleler kuruluyor. Yüksek siyaset almış başını gidiyor. İnsanı çok konuşmuyoruz. Bu albümde sokağa bakıyoruz. Derdimiz zaten hep sokak. Bu albümde ara sokaklar bile yetmiyor bize. Arkaları, ardı, dibi var…

Coğrafi olarak da önemli bir rota çiziyor albüm. İstanbul’dan Diyarbakır’a… Sizin için bu rota neyi ifade ediyor?
10 sene önce biz yola çıktığımızda Fırat suyu, Marmara’ya, Ege’ye karışsın dedik. İstanbul’da yaşıyoruz. Ekibimizde aynı Türkiye’ gibi… Türkler de var, Kürtler de var, Çerkes var. İlk albümde ‘Yaklaş’ dedik, sonra ‘Hoşgeldin’ dedik. Geldiğimiz noktada tabii biraz daha alt üst durumdayız.

‘DERTTAŞ OLMAK İSTİYORUZ’

Bu alt üst halin tersine dönmesi noktasında umutlu musunuz?
Cem Karaca’dan ilhamla söylemek gerekirse, umut gönlümüzün ekmeği. Onu da bırakırsak, ölelim gidelim. Öyle bir halimiz olmaz hiçbir zaman. Derttaş olmak istiyoruz. İçimiz mi çürütelim? Bizim buluşmaya ihtiyacımız var. Ruhen bir ihtiyacımızı var buna. Güllük gülistanlık bir ülkede yaşamıyoruz. İnsanlar gelip taksitlerini, kredi borçlarını, ezilmişliklerini, dışlanmışlıklarını anlatıyor. Bu ülkede dışlanmayan insan bence yok. Birçok şeyde dışlanırsın; kimlik olarak, inanç olarak, ekonomik olarak… Çok büyük elitler dışında herkesi kapsıyor aslında bu. Hayat böyle olduğu için albümde de böyle bir sound yarattık. Hikayelerden yola çıkıp bir üslup kuruyoruz. Folk-rock denilebilir genel üsluba ama onun içinde birçok farklı üslup var. Arabesk, hiphop var… Şehirlerarası bir dil kurmaya çalıştık.


İstanbul şarkısında, “Beni işgal ettiniz” diye çok güzel bir cümle var. Zulmet’te de umudu güçlendiren bir etkiden söz edebiliriz. Siz nasıl anlatırsınız şarkıları?
Mesele o bizim için… İstanbul şarkısında güçlü bir gönderme var. Kentin değişimi ortada. “Yaşayın para orduları/İleri/İleri” de diyoruz orada. Zulmet de bir aşk şarkısı. Ama düz bir aşk şarkısı yapmayı hiç beceremedik. Aşıkların işi de zor. Çok çalışıyor insanlar.

Babamın Kanatları filmi için yaptığınız şarkılar da bu meseleye benzer paralellikteydi değil mi?
Tabii… Aynı paralellikte. Özdemir Asaf’ın şiirinden bestelediğimiz ‘Saçların’ da Babamın Kanatları’ndan gelmedir. Orada inşaat işçisi iki genç var. Bir tanesi taşralı, bir tanesi üniversitede okuyor. Taşralı olan diyor ki, “Ben bir kıza aşık oldum, bana güzel bir söyle, onu ezberleyeyim de kızın gönlünü hoş edeyim” diyor. Üniversiteli çocuk da Saçların şiirini söylüyor. Zulmet de öyle.

ŞAİRLER ÖN PLANDA

Peki, bu albümün diğer albümlerden farkını nasıl tarif edersiniz?
Şairleri bestelemeye çalıştık. Biraz zor bir şey. Edebiyattan zaten besleniyorduk ama şiir bestelememiştik. O maceraya girişmemiz iyi oldu. Bunu çok iyi yapan isimler var; Cem Karaca, Ahmet Kaya, Fikret Kızılok gibi… Elektronik ögeler var albümde. Alta elektronik ritmi koymaktan çok, doku olarak mevcut. İnanılmaz ses dünyaları var orada. Özellikle dans şarkılarında kullanmaya çalıştık.

Bajar ekibi…

Diyarbekir şarkısının başlangıcı ile ilgili birçok kişiden çok güzel şeyler duydum. O sound’da başka şarkılar yapmanızı da istiyorlar…
Pink Floyd’un Wish You Were Here şarkısı gibi değil mi? (Gülüyor). Cansun Küçüktürk’ün romantik tarafı o… Ekiplerde denge çok önemlidir. Herkes aynı şeyi düşünürse olmaz. Sanat da birbirini tamamlama alanıdır. Cansun romantik kanadı temsil ediyor.

Siz hangi tarafı temsil ediyorsunuz?
Lirik bir dünyam var ama biraz bağırıp çağırmayı da seviyorum (Gülüyor). Pink Floyd dağıldıktan sonra eski havayı koruyamadı biliyorsun. O çatışmanın içerisinde güzel bir denge vardı.

‘BİRBİRİMİZİN GÖZÜNE BAKALIM’

Peki, dinleyiciden beklentileriniz neler? Mesela “Bu albümü dinleyenler, şunları hissederse mutlu oluruz” dediğiniz şeyler var mı?
Biraz insan merkezli tabii. O yüksek siyasetten arınıp, birbirimizin gözüne bakalım. Kim ne yapıyor, nasıl yaşıyor, bunlara bakalım. Bizim isteğimiz bu aslında. Mütevazı, insani bir şey. Çocuk gibi olmak biraz… Çocuk gibi olmak önemli. Yaş ilerledikçe, o kadar yabancılaşıyoruz ki kendimize. Böyle mi olmak zorundaydı? Biz böyle miydik? Biraz yapıbozuma ihtiyaç var aslında. Dünyanın meselesi bu aynı zamanda. Roland Barthes’ın dediği gibi; “Faşizm yasaklamaz, söyletir” çağındayız.

Bajar’ın son albümünde 12 tane şarkı yer alıyor. Grup, bu albümde Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Sezai Sarıoğlu gibi şairlerin dizelerini besteledi.