Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Aşk ancak cesur yüreklerde yeşerir
Aşk ancak cesur yüreklerde yeşerir
Yazar Sevim Reşat ile Altın Kitaplar’dan çıkan yeni kitabı “Karlı Dağın Aşıkları” hakkında konuştuk.
Kültür Sanat 27 Ocak 2020 - 12:34

Yaşanmış bir hikâyeyi konu edinmişsiniz. Sizi bu hikâyeyi ölümsüzleştirmek isteyecek kadar etkileyen şey neydi?

Kölelik kurumu dünya tarihinin bir ayıbı, bir yüz karasıdır. Maalesef bunun en şiddetli olarak yaşandığı yerlerden biri de Kafkasya'ydı. Hikâyenin kahramanları farklı sınıflara mensup; biri köle, öteki soylu iki gencin evlenebilmek için bütün sisteme, dünyaya kafa tutmaları, çok genç olmalarına rağmen ortaya koydukları irade, cesaret beni çok etkiledi.

Kitabın konusundan bahseder misiniz?

Soylu bir ailenin kızı olan Albina ile köle sınıfına mensup Jan'ın birbirlerine olan aşkını anlattım. Daha doğrusu bu aşkı yaşayabilmek, dünyanın başka köşelerindeki gençler gibi özgürce bir arada olabilmek, evlenebilmek için verdikleri mücadeleyi anlattım. Jan özgürlük vadeden Kafkas savaşlarına katılır, büyük bir başarı gösterir ve değerli bir komutan olur. Albina ise el bebek gül bebek büyütülmesine rağmen veba salgını sırasında açılan ek dokuma atölyesinde köle kızlarla birlikte tezgaha geçip çalışır. İkisi de sömürüye dayanan, insan onurunu hiçe sayan bu sınıfsal sistemi sarsmak için ellerinden geleni yaparlar. Ama yüzyıllardır yerleşmiş ve bir anlamda varlığını bu yapıya borçlu olan bu kast sistemini çökertmek hiç de öyle kolay değildir. Ağır bedeller ödemeleri gerekir. Sanki kader bir anlamda onların aşkını sınıyordur; önlerine sürekli güçlükler çıkartır ama onlar yılmak yerine birbirlerine daha çok bağlanırlar. Bu hikâyeyi annemden ilk dinlediğim zaman şöyle demiştim; “Aşk ancak cesur yüreklerde yeşerir.”

Yazamadığınız ya da değiştirdiğiniz yerler oldu mu?

Hikâyenin ana konusuna sadık kaldım, fakat roman fazla hacim kazanmasın diye bazı kahramanlarımı kısaca geçiştirdim. Bunlardan biri de Lara'dır. Genç güzel bir köle kızdır ve o da bir beye aşıktır. Ama o kaderine başkaldırmaz. Sevdiği adamla aynı çatı altında yaşamak, gizli saklı da olsa onunla birlikte olmaktan öte hayalleri yoktur. Ama bu kadarına bile sahip olmanın ağır bedelleri vardır. Lara'nın hiçbir umut beslemeden bütün varlığıyla sevdiği adama bağlanmasında ve bu aşk sayesinde ancak hayata tutunabilmesinde çok dokunaklı bir yan var. Ben romanlarımı bitirdikten sonra uzunca bir süre bekletip tekrar okurum. Bu romanımı yeniden okuduğum zaman Lara'nın hali yüreğime dokundu; özür dilerim Lara dedim, söz bir başka romanda seni çok daha ayrıntılı yazacağım. Küçük odanda, tavandaki minik pencereden gökyüzüne bakarken kurduğun hayalleri, düş kırıklıklarını, acılarını herkese duyuracağım, söz.

Gelen tepkiler nasıl?

Çok ilginç. 2 Grup okuyucum var. Birinci gruptakiler “Kitap o kadar sürükleyici ki bitirmeden elimden bırakamadım” diyor. İkinci gruptakiler ise “Romana öyle bağlandım ki bitmesin diye ağır ağır okuyorum” diyor. Bir başka şey de bu kitapla birlikte erkek okuyucularımın sayısının arttığını gördüm.