Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Baba Parası filminin oyuncuları Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Yağmur Tanrısevsin ile keyifli bir röportaj
Baba Parası filminin oyuncuları Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Yağmur Tanrısevsin ile keyifli bir röportaj
1 Ocak'ta vizyona girecek olan kahkahası bol Baba Parası filminin üç kardeşi Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Yağmur Tanrısevsin, sozcu. com'a konuştu.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 31 Aralık 2019 - 08:44

Selçuk Aydemir’in senaryosunu yazıp yönettiği Baba Parası filmi, 1 Ocak’ta vizyona giriyor. Komedi ile aksiyonu başarıyla harmanlayan filmde babalarından bir milyar dolarlık şaşırtıcı bir miras kalan kardeşlerin ve annelerinin mücadelesi anlatılıyor. Filmin başrolünde oynayan Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Yağmur Tanrısevsin’le Yeniköy’de Sait Halim Paşa Yalısı’nda konuştuk.

Bugüne kadar aranızda babadan dededen miras kalan oldu mu?

Ahmet Kural: Gerçek hayatta bana kalan büyük bir mirası hatırlamıyorum. Hele filmdeki gibi böyle yüklü miktarda bir miras olmadı, olması da mümkün değildi zaten. Eski Türk filmlerinde esas kıza ya da esas oğlana Mısır’daki dedelerinden miraslar kalırdı. Bana da dedelerden kalan ufak tefek cüzzi bir şeyler oldu elbette.

Mısırlı mıydı dedelerin?

A. K: Mısırsızdı dedem (gülüyoruz). Ankaralı…

Yağmur Tanrısevsin: Hayatımda hiç miras kalmadı, mirasla tanışmadım. İlk kez filmde yaşadım miras olayını.

Murat Cemcir: Niksar’ın köyünden annemlere kalan bir miktar miras oldu. O miras olarak kalan toprağa ceviz diktik. Tokat cevizi meşhurdur, güzeldir.

Filmdeki gibi bir milyar dolarınız olsa, bu para sizi bozar mı etkiler mi ve o parayla ne yaparsınız?

A.K: Allah herkese kendisini bozmayacak miktarda para versin. Her şeyin azı karar çoğu zarardır. O kadar çok param olsa, bir miktarını kendime ayırıp gerisini hayır kurumlarına, derneklere dağıtırım. Orman yaparım, doğaya hizmet ederim…

Y.T: Bir milyar dolar gibi bir parayı harcamak da saymak da mümkün değil. En iyisi paylaşmak gibi görünüyor. Sağlık sorunu yaşayan yoksullara, parası olmadığı için yuva kuramayan gençlere mutlaka yardım ederdim.

M.C: Toprağa yatırım yapmak isterim. Nazar değmesin, göze gelmeyeyim diye, çevremdeki haset olan kem gözlü insanlara bir şeyler veririm tabii. Ailem ve akrabalarımla paylaşırım. Akrabam fazla olmadığı için de avantajlıyım (gülüyor).

Geçen yıl yaptığımız röportajda “Bugüne kadar kazandığımızı yedik. Parayla ilgili hırsımız yoktur. Elimizin kiridir para” demiştiniz. Hala aynı fikirde misiniz?

A.K: Hala aynı fikirdeyim. Para elimizin kiridir, insanı bozmayacak miktarda olursa faydalıdır. Ne var ki, bir milyar dolar gibi bir servet de herkesi bozar.

Y.T: Bozmasa bile kafa karıştırır…

M.C: Daha önce kazandığımız paraları yedik bitirdik, bundan sonra gelecek paralara bakacağız artık.

Bu bir milyar dolarlık miras sinemaya gidecekleri de etkileyebilir!

M.C: Herkesi etkiler. Şener Şen’in Kemal Sunal’ın milyoner oldukları, piyango kazanacakları filmler izlerdik çocukken. Keşke böyle bir para bize de çıksa derdik, etkilenirdik. Film tam olarak çocukluğumuzda izlediğimiz o filmlerden işte.

Sizden yeni yıl mesajı alabilir miyim?

A.K: 2020 yılı ülkemize barış, istikrar, insanlarımıza da umut ve sağlık getirmesini temenni ediyorum. 2020’nin Baba Parası yılı olmasını dilerim.

Y.T: Herkesin gülmeye ihtiyacı var. 2020’de filmimizle birlikte dilerim atılan kahkahalar çoğalır ve herkesin yüzü güler. Sinemaya gelsinler, yeni yıla nasıl başlanırsa öyle gider derler ya, filmimizi izleyerek yıla gülerek başlasınlar ve 365 gün kahkaha atsınlar.

M.C: Bir yıl 365 gün 6 saattir… O 6 saatte derin nefes alsınlar ve 2020’nin geri kalan zamanında sürekli gülsünler. Öncelikle ülkenin ekonomik istikrara kavuşmasını, Anadolu’da çok zor durumda olan insanlarımızın rahat bir nefes almasını dilerim. Baba Parası, yüzü asık ve umutsuz her insanı yeniden hayata bağlayıp, güldürebilir. Bu film insanımıza hayat öpücüğü olabilir!

Baba Parası’nın öncekilerden farkı ya da farklılıklarını konuşalım…

A.K: Baba Parası’nın öncekilerden farkı, aksiyonun daha fazla olmasıdır. Filmde kardeşlik ve ailenin ön planda olduğu bir film bu. Komedisi daha bol, sahneleri daha kalabalık ve her sahnesiyle neşe saçan bir film oldu.

Y. T: Diğer filmlerinden farkı bu filmde benim olmamdır (gülüyor). Çok sıcak ve komik olduğu kadar zaman zaman da duygu yüklü bir film.

Ahmet (Kural) ve Murat Cemcir)’ın kız kardeşi olmak nasıl bir duygu?

Y.T: Murat’la anne ve baba bir kardeşiz, Ahmet’le baba bir anne ayrı kardeşiz. Onların kardeşi olarak kamera önüne geçmek çok özel bir duygu oldu benim için ama her sahnede gülmemek için kendimi çok zor tutuyordum. Her ikisi de inanılmaz profesyonel çalışıyorlar, müthiş enerjileri var. Onların çalışma azimleri beni de motive etti. En gülerek, en coşkulu ve en gönlüm rahat yaptığım film oldu.

M.C: Daha önce İşler Güçler ve Kardeş Payı filmlerinde de buna benzer şeyler vardı. Biz hep parası olmayan ve olmayan paralarla mutlu olan filmler yaptık. Bu defa inanılmaz bir mirastan söz ediyoruz. Bakalım, o karakterler bu parayla değişecek mi! Bu filmin daha bir derinliği var.
Filmdeki Kıbrıslı Selim’i konuşalım…

A.K: Kıbrıslı Selim karakterini canlandırıyorum. Marjinal bir tip gibi görünse de Selim son derece saf ve çok neşeli bir adam. Selim’i oynarken çok eğlendim, seyircinin de hoşuna gideceğini düşünüyorum. Kıbrıslı Türklerin şivesiyle konuşmam için bir ara Kıbrıs’a gidip geldim, filmimizde oynayan Osman Alkaş ağabeyimizin büyük yardımları oldu.

Gelelim Niyazi’ye…

M.C: Ben hem Niyazi rolünü hem de Karun Bey’i oynadım. Yani hem filmdeki babamı hem de onun oğlu Niyazi’yi canlandırdım. Niyazi, tıp fakültesini kazanmış, çapkının önde gideni bir genç adam. Annesi (Devrim Yakut) ve kız kardeşiyle (Yağmur Tanrısevsin) birlikte yaşıyor.

Tülin…

Y. T: Ailenin iyi tarafını temsil eden masum ve saf bir kız Tülin.

Aksiyonu bol olduğu için sormak istiyorum, hiç dublör kullanıldı mı?

M. C: Dublörler devamlı sette hazırdı, bekliyorlardı.

Y: T: Ahmet (Kural) o kadar enerjisi bol ve cesurdu ki, gerek kalmadı dublörlere.

A.K: Zorluk derecesini gözüme kestirdiğim ve yapabileceğime inandığım sahnelerdi çoğu. Ayrıca yönetmenimiz ve senaristimiz Selçuk (Aydemir), benim o sahnelerde başarılı olacağımı biliyordu mutlaka.

Yağmur Tanrısevsin, esprilerinize ve temponuza ayak uydurabildi mi?

A.K: Yağmur (Tanrısevsin) o kadar iyiydi ki, biz ona ayak uydurmaya çalıştık.

M.C: Filmin yüzde 60’ı gece çekildi. Dolayısıyla ister istemez vücut metabolizması değişebiliyor, enerjimizde düşüşler olabiliyordu. Ancak Yağmur varlığıyla, o sıcak gülümsemesiyle bize doping etkisi yaptı.

En çok nelere gülersiniz?

A.K: Ben en çok Murat’a gülüyorum, Selçuk (Aydemir)’a gülüyorum. Genelde toplanıp birbirimize gülüyoruz.

Y.T: Bu filmle birlikte en çok Ahmet (Kural) ve Murat (Cemcir)’a gülüyorum.

M.C: Ben hep Şener Şen’i, Kemal Sunal’ı Adile Naşit’i seyrederken, bunlar kamera önünde bu kadar gülüyorsa, kamera dışında ne yapıyorlar acaba derdim. Şimdi biz yaşıyoruz onları.

Hayranlarınız, “Düğün Dernek-3 ne zaman çekilecek?” diye soruyor…

A. K: Çalgı Çengi ve Düğün Dernek seyircinin çok sevdiği filmler oldu. Selçuk (Aydemir) kolları sıvarsa neden olmasın. Dört yıl sonra yenisini yapmak güzel olur.

Bazı hayranlarınız da “Biz film değil, düğünün gerçeğini istiyoruz” diyor…

A.K: Kısmet işi bu, siparişi olmuyor…

M.C: (Gülüyor) Düğünüm olsun isterim. Şimdilik arkadaş düğünlerine köçek olarak gidiyorum (gülüyorum).

Y.T: Önce ağabeyler diyorum. Ancak onlardan sonra sıra bana gelecek.

Bu filme gidenleri ne bekliyor?

A.K: Kardeşlik ve aile kavramının ön planda olduğu kahkahası bol bir film izleyecekler. Biz kahkaha vaadetmiyoruz, bizzat sunuyoruz.

Y.T: Aksiyon, bol kahkaha ve samimi bir aile hikayesi… Seyircimiz çok gülecek, çok.

M.C: Sinemaya gelenleri gülme garantili bir film bekliyor.