Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Beyazperde için gün sayan Sıfır Bir’in yıldızları Kayıt Dışı’na konuştu: Türkiye’de bir şeyleri değiştirebiliriz
YouTube'da el kamerası ile başlayan, BluTV'de 6 sezon boyunca süren Sıfır Bir: Adana projesi, beyazperde için gün sayıyor. Film, 10 Ocak'ta vizyona giriyor. Yönetmenlik koltuğunda yine Kadri Beran Taşkın oturuyor. Başrollerde Savaş Satış ve Onur Akbay yer alıyor. Ekip, bu kez #HerkesSussaBizSusmak sloganı ile yola koyuldu. Filmde çocuk istismarına karşı mücadele eden ekibi izleyeceğiz. Ekipten Savaş Satış, Kadri Beran Taşkın, Onur Akbay, Salih İnci ve Mehmet Elmas, vizyondan önce Kayıt Dışı'na konuk oldu ve filmin konusunu anlattı, şiddeti körüklediklerine yönelik eleştirilere cevap verdi, kadına yönelik şiddet ile çocuk istismarı ile ilgili tepkilerini dile getirdi...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 27 Aralık 2019 - 08:16

Nasıl bir film bekliyor izleyicileri?

Kadri Beran Taşkın:
Sinema filmimiz dizinin konusuyla tamamen bağımlı değil ama onun kaldığı yerden devam ediyor. Diziyi takip edenler bilecektir, Savaş, Cihat ve Azat en son vuruldular kötü bir şekilde. Ondan sonra dostları onları İzmir’e kaçırdı gizli bir şekilde… Onlar orada sahte isimlerle yeni hayat kurdular. Suç dünyasından uzak bir hayat sürüyorlar. Oto yıkamacıları var. Kendi aralarında şakalaşıyorlar. Abi-kardeş çizgisi de flulaşmış durumda. Ondan sonra sokaklarda mendil satan küçük ve mülteci bir kızın yolu kötü insanlarla kesişiyor. Kız da bu adamların elinden kaçıyor. Bizimkilerin dükkanına sığınıyor. Adamlar da kızın peşinden geliyor. Bizimkiler de kızı vermek istemeyince adamlarla birtakım şeyler yaşanıyor. Hikayemiz bu şekilde başlıyor.

Savaş Satış: Bu filmde yine çok eski Savaş’tan bağımsız bir Savaş görmeyeceğiz. Malum suçlarından cezaevine girmemek için İzmir’e yerleşmiş, arkadaşlarıyla kendisine daha standart bir yaşam biçimi oluşturmaya çalışan, daha steril, daha olaysız bir yaşam biçimi planlayan bir Savaş göreceğiz.

Onur Akbay: Filmde çok farklı bir hikaye anlattık. Dizide kıyısından, köşesinden geçtiğimiz bir konuyu filmde derinlemesine anlattık aslında. İnsanların da daha duyarlı olabileceği bir hikaye anlattık. O yüzden daha çok ilgi çekeceğini düşünüyoruz. Biz filmin hikayesine çok inandık. Çektiklerimizi de izlediğimizde gerçekten iyi bir film çektik diyoruz. İnsanların bazı şeylere daha duyarlı olabileceğini düşünüyoruz filmi izledikten sonra. Film ile dizi arasındaki fark bu aslında. Dizide biraz daha hızlı geçiyorduk. Fİlmde daha içine girerek işledik konuları. O yüzden büyük bir fark oluştuk.

Salih İnci: Salih, İzmirli bir karakter… Savaş’larla cezaevinde tanışmış, daha sonra da birbirlerinin hasımlarını, düşmanlarını öldürecek kadar birbirleriyle dost olmuş ve nihayetinde Savaş Satış’ın bir İzmir serüveni başlıyor. Salih karakteri aslında başrollerin güvendiği bir karakter. O güvenin sonunda da İzmir’de beraber yola çıkıyorlar, düşmanlarla savaşlıyorlar. İzmir’e benim yanıma geliyorlar. İzmir’de de serüven devam ediyor.

Soldan sağa: Savaş Satış, Kadri Beran Taşkın, Onur Akbay

‘HAKSIZLIĞA KARŞI KOYMA HİKAYESİNİ ANLATIYORUZ’

Çocuk istismarı ile ilgili #HerkesSussaBizSusmak sloganı nasıl doğdu?

Savaş Satış: Bizden çok da uzak bir slogan değil aslında. Diziye başladığımız ana hikayenin temelinde de haksızlığa karşış, zulme karşı susmayan bir ekibi görüyoruz. Birinin kızı kaçırılmışsa ona yardım ediyoruz, evlenmesine engel olan bir şey varsa bunu ortadan kaldırıp, insan özgürlüğünü daha ön planda tutan karakterleri görüyoruz. Günümüz toplumunda, sadece Türkiye’de de değil, dünyanın birçok yerinde, istismara uğrayan çocuklar, kadınlar ve bunun birçok türevini haberlerde, sosyal medyada görüyoruz. Olaylar gerçekleşiyor, toplum buna ne derece tepki gösteriyor, bu tartışılır seviyede kalıyor. Herhangi bir tecavüz veya cinayet haberi 3 gün trendlerde kalıyor veya dava süreci yaklaştığında “Unutmadık, hep buradayız” deniliyor ama toplumun yüzde kaçı gerçekten bu olaylara sessiz kalmıyor, tartışılır… Bizse bu dünyada haksızlığa, istismara, kişi özgürlüklerine engel olan bir duruma karşı koyma hikayesini anlatıyoruz. Bize de en çok yakışan bu oldu: HerkesSusmaBizSusmak… Adana’da öyle derler. Güzel de bir slogan oldu. Savaş olarak çok keyif aldım bu işten. Bir hikaye, dert anlatıyoruz yine. Bir olayı ele alıyoruz. Film içinde yer alan karakterlerin bu olay karşısındaki tutumlarını görüyoruz. Dolayısıyla zordu. Dizide bir günde 10-12 sahne çektiğimiz oluyordu. Yorucu geçiyordu. Sinemada onu engellemeye çalıştık. Belki çektiğimiz 15 civarındaki sahneyi dönüp baştan çektik. İnce ince, ilmek ilmek işledik, çünkü en başından beri yapmak istediğimiz bir şeydi. Bundan keyif alarak yaptık. Keyifli, zor ve bir o kadar da ince işlenmiş bir hikaye oldu. Kendi adıma da çok güzel bir tecrübe yaşamış oldum.

Kadri Beran Taşkın: Slogan aslında “Biz susmayız”ın Adana şivesiyle söylenmiş hali…  İnsanların sessiz kaldıkları durumlara karşı birilerinin ses çıkarması gerektiğini, ancak bu şekilde bu sorunların çözülebileceğini anlatıyor aslında sloganımız. Savaş’lar da filmde çok büyük bir şebekeye karşı bir mücadele veriyorlar. Birçok insanı bu şebeke sindirmiş. Zor durumdaki insanların aciziyetlerinden faydalanan bir çete ile savaşıyorlar. Savaş’lar herkesin sessiz kaldığı bu duruma tepki gösteriyorlar ve burada hikaye başlıyor.

Onur Akbay: İnsanlar susuyorlar. Aile içinde gördükleri zaman sessiz kalıyorlar. Sessiz kalmayın, buna müdahale edin, karşı çıkın. Bununla ilgili sığınabileceğiniz bir sürü yer var. Devlet var en başta. Gidin devlete sığının, şikayet edin. Yeter ki sessiz kalmayın. Bunu bir şekilde söyleyin. Yazık… Küçücük çocuklara yapılıyor… Çocuk istismarı ile ilgili bazı şeyleri anlatırken bile cidden kelimeler kifayetsiz kalıyor. Ben ifade edemiyorum. Boğazımda bir şeyler düğümleniyor. Güçsüz insanlara sen nasıl öyle bir eğilimde bulunabilirsin? Bu insanlık dışı bir şey. Bunu yapan insan olamaz. Buna meyil veren, yeltenenler hayvanlar.

Salih İnci: Çocuk istismarı, kadına şiddet her yıl giderek artıyor. Bir nebze olsun kalplere dokunmak, bir nebze olsun insanların bu konuda ön yargılarını ortadan kaldırmak için yaptığımız bir proje. İnşallah halk tarafından da sevilir ve takdir görür.


‘DAMGA VURACAĞIZ’

Beyazperdede beklentiniz nedir bu filmle?

Kadri Beran Taşkın: Tabii ki az çok tahminlerimiz var. Filmi iyi yaptığımıza inanıyoruz. O yüzden izleyen kardeşlerimizin sinema salonundan çıktıkları zaman başkalarına da bunun iyi bir sinema filmi olduğunu söyleyeceklerini düşünüyoruz. Beklentimiz yüksek filmimizden. Türkiye’de birtakım şeyleri de değiştirebileceğimizi düşünüyoruz bu filmle. Elimizde çok küçük kameralarla başlayıp önce YouTube, ondan sonra BluTV’de bir dizi yaptık. Şimdi de sinema filmi ile güzel bir yolculuk oldu. Güzel de noktalanacağını düşünüyorum Sıfır Bir’in…

Onur Akbay: Biz damga vuracağız diye hayal ediyoruz. İnşallah bizi izleyen insanlar da bizi yalnız bırakmayacaktır. Bu bizim bir hayalimizdi. O hayalimizi gerçekleştirdik. Hayalimizi gerçekleştirdikten sonra olumlu tepkiler aldığımız zaman çok mutlu olacağız. Biz izleyicilerimiz mutlu edeceğimize inanıyoruz. Tam istedikleri kıvamda bir film çektik onlara. Herkesi filme bekliyoruz.

‘BU DÜNYAYA GİRERSEN ÖLÜRSÜN’

Sıfır Bir’in şiddeti körüklediğine dair yorumlara yönelik değerlendirmeniz nedir?

Savaş Satış: Netice itibarıyla bu dünyayı anlatıyoruz. Olay örgümüz bir kurgu… Ama baktığınızda Türkiye’nin arka sokaklarında, 3. sayfa haberlerinde yaşanan ve her dakika yaşanma potansiyeli taşıyan hikayeleri anlatıyoruz. Böyle bir dünyayı anlatırken çok da buradan uzaklaşamıyoruz, çünkü şiddetin yoğunlukta olduğu bir dünya. 3. sayfa haberini okuyoruz, “Biri birisini alacak verecek meselesi yüzünden öldürdü”, “Namus cinayeti” gibi hikayelerin olduğu yerde şiddet ana unsurumuz. Bunu vermek durumundayız. Biz bu işe ilk başladığımız günden beri, şiddetin yoğunlukta olduğu bir sahneyi çekerken veya kurgularken kendi otosansürümüzü kullandık. Kendi yeğenlerimiz, çocuklarımız izliyor… Bunu özendirici kılmamak adına da işin başrollerini öldürdük. Başrollerin ağzında hep şu vardı; su testisi su yolunda kırılır. Bu yola girersen ya toprak altına girersin ya cezaevlerinde çürürsün… Bu mesajlardan hiçbir zaman uzaklaşan bir hikayemiz olmadı. Bizim hiçbir karakteirmiz yok ki, tek başına gitsin 30 tane ateş eden adama dik bir şekilde, kahramanca ateş etsin ve arkasını dönüp gitsin. Böyle bir hikaye, böyle bir dünya da yok. Kimse oradan sağ çıkamaz öyle bir durumda. Bizden önce anaakım medyada yapılan işlerde bu çok daha kahramanca veriliyor. Örneklerini biliyorsunuz. Kahramanlaştırılıyor. Bu özelliklerinden dolayı ona aşık olan kadınlar oluyor. Bu adam seyircinin istediği boyutta bir şiddet uyguluyor ve bundan besleniyor. Bizim böyle bir tarafımız yok. Biz bu dünyayı doğru bir şekilde anlatmaya çalışıyoruz. Toplumun bunu istemediği veya görünce rahatsız olduğu taraflar oluyor. Bizim de oluyor. Bazen bir haber görüyoruz, “Kapat” diyoruz. Bu baskıları biraz genel geçer baskı olarak değerlendiriyorum. En başından bir tek bir mottomuz var; “Bu dünyaya girersen ya ölürsün ya cezaevine düşersin ya da sakat kalırsın.” Bunu dizimizdeki onlarca karakter yaşadı. Biri sakat kaldı, biri öldü, biri aklını yitirdi, birinin ailesinden kimse kalmadı, biri kimsesizler mezarına gömüldü… İşin neticesini süslemediğimiz için bu eleştiriler, bizim için tabii ki yapıcı değer taşıyor ama çok da işimizle bağdaştırmıyoruz.

Kadri Beran Taşkın: Bence ne yaparsak yapalım bunu beğenmeyen insanlar olacaktır. Birileri bunun bir şeyini beğenmeyecek. Şarkı yapsanız da böyle, şiir yazsanız da, resim yapsanız da… Tabii ki bizimkinin de eleştirilen tarafları var. Biz zaten bu şiddetin, rol modellerinin gettolarda büyüyen çocukları nasıl etkilediğini anlatmak için çıkmıştık bu yola… Olayların kendisinin değil, aslında sebeplerinin sorgulanmasını istiyorduk. Orada yanlış anlaşıldığımızı düşünüyorum bazı kişiler tarafından… Anlamak isteyen de bizi çok güzel anladı. Vermek istediğimiz birçok mesaj vardı, bunları çok güzel aldılar. Kendi hayatlarında bir şeyleri değiştirdiler. Uyuşturucu bağımlılığı olanlar bunlardan arındı. Suça bulaşacak olan çocuklar sinemanın mümkün olduğunu gördü. Türkiye’de birçok genç YouTube üzerinden bir şeyler yapıp da bir yerlere gelmenin önünün açık olduğunu fark etti. Birçok çocuk internet dizisi çekiyor, sanatla uğraşıyor. Bence kötü bir şey yapmadık. Güzel bir şey yaptık ve bunu yapmaya devam ediyoruz. Hiçbir zaman herkesi memnun edemezsiniz.

Salih İnci

Mehmet, senin açından Sıfır Bir’in bir parçası olmak nasıl bir duygu? Sıfır Bir sana neler kattı?

Mehmet Elmas: Sıfır Bir ailesinin bir üyesi olmak için çok emek sarf ettim. Sonucuna da ulaştım. Güzel bence. Sıfır Bir’i seviyoruz. Sokaktan gelen insanlarız biz. Sıfır Bir sayesinde de bu pislikten de uzak durma şansımız oldu. Sıfır Bir sayesinde çoğu şeyi aştık. Daha önce sokaklarda çok sıkıntılı şekilde yaşıyorduk. Filme girdikten sonra her şeyden elimizi ayağımızı çektik. Düzgün bir hayat yaşamaya devam ediyoruz şu anda.

Dizinin başrolleri hep kendi isimleriyle oynuyor ama siz Cihat Sarsılmaz ismiyle ekrandasınız… Bunun özel bir sebebi var mı?

Onur Akbay:
Bunun bir sebebi yok aslında. İlk zamanda Cihat Sarsılmaz diye bir isim koyuldu. Belki de adım diziye hafif kalır diye Cihat Sarsılmaz olarak değiştirilmiş olabilir. Şu anda dışarıda bile yürüdüğümde, arkamdan “Cihat abi” diye bağırıyorlar. Çoğu insan gerçek adımın Onur Akbay olduğunu sonradan öğreniyor.

Mehmet Elmas

Sıfır Bir’in senaristinin kim olduğunu öğrenebilecek miyiz?

Savaş Satış: Şu an değil.

Savaş Satış karakterinin dışında oynamak istediğiniz, hayal kurduğunuz karakterler var mı? 

Savaş Satış:
Hayal dünyamız çok geniş. Çok iyi işler yapmak istiyoruz ama Sıfır Bir’den önceki oyunculuk serüvenimde o hayallerin, ütopyadan öteye geçebildiğini görmedim. Şimdi çok şükür ki, film yapabilecek bir ekip haline geldik. Bir plato kurduk, kendi ajansımıza ait 18 bin oyuncu var. Bunlardan dolayı birden fazla iş yapabilecek hale geldik. Sıfır Bir bir proje olarak başladı. Hepimizi sinema dünyasına kazandırma projesiydi ve buna yoğunlaştık. Çok da hayallerimizin peşinden gidemedik. Savaş olarak onlarca hayalim var, karakter, proje bazında… Ekibimizle yapabileceğimiz kadar güzel işler yapacağımızı düşünüyorum. Öncesinde komedi ile ilgileniyordum. Tamamen branşım buydu. Şimdi olmaz herhalde. O enerji isteyen bir şey. Sıfır Bir biraz bizi yordu, yıprattı. Onun demlenerek yapılması gerekiyor. Ağzımı açıp bağırdığım için insanların güldüğü bir komedi de yapmak istemiyorum açıkçası.

Önümüzdeki yıl Sokağın Çocukları dizisi ile yine sizi izleyeceğiz. O nasıl bir proje? 

Kadri Beran Taşkın: Sokağın Çocukları’nın da aslında paralel bir durumu var. Sokağın Çocukları’nda üç farklı jenerasyonu anlatıyoruz. 10-12 yaşında çocuklar var. 20-25 arası genç nesil var. Bir de 50’li yaşlarda, artık hayatını sokaklarda sürdürmüş, bu yolda bedel ödemiş bir nesli anlatıyoruz. Sokak hayatının üç farklı jenerasyonunun etkilerini anlatan bir hikaye anlattık.

KAMERA: KUBİLAY ALTUĞ
KURGU: KORHAN TOPÇUOĞLU

Son güncelleme: 13:28 - 27.12.2019