Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Bizim ülkemizde sanattan korkuluyor
Bizim ülkemizde sanattan korkuluyor
Atatürk’ün ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözünü hatırlatan Zeliha Berksoy, “Bizim ülkemizde sanattan korkuluyor. Bir kesim sanatı başıbozuk ve tehlikeli görüyor” dedi.
Kültür Sanat 31 Ekim 2019 - 06:20

Röportaj: Hande ZEYREK

Türkiye'nin ilk kadın opera sanatçısı olan Semiha Berksoy'un tiyatrocu kızı Zeliha Berksoy, mart ayından bu yana “Sanat Yemekte Yenir Mi?” adlı tiyatro oyunu ile sahnede. Berksoy'la Atatürk'ün bizzat dinleyip, Avrupa'ya gönderdiği annesi Semiha Berksoy'la anılarını ve  sanata dair sohbet ettik…

– ‘Sanat Yemekte Yenir mi?' oyununun ismi manidar…

40. evlilik yıl dönümü kutlama gecesinde geçen bir oyun. Tiyatro oyuncusu karı-koca, oğulları ve kardeşi var. Gündelik hoş bir komedi ama içinde güncel eleştiriler de var. Güldürürken düşündürüyor. Bir evin içinde sanat tartışmaları yapılıyor. Selin Atasoy yazdı ben yönettim. Usta oyuncular Deniz Gökçer, Burçin Oraloğlu ile oynuyoruz. Marttan bu yana 20 oyun oynadık. Şimdi Kadıköy'de CKM'de ve birçok sahnede programımız var.

ANNEM AYNI ZAMANDA ÇOK İYİ BİR RESSAMDI
Zeliha Berksoy'la annesi adına kurulan Semiha Berksoy Opera Vakfı'nda bir araya geldik… Berksoy annesinin resmettiği tablonun önünde onun aynı zamanda çok iyi bir ressam olduğunu söyledi.   

SANATA YATIRIM ŞART

 Türkiye'de sanatın geldiği yer tatmin edici mi?

Bakın gelişmiş ülkelerde kent kültürü olarak sanata muazzam yatırım vardır. Çünkü onlar  “Biz sanatla var olur ve yükseliriz” diyorlar. Sanat bir ülkeyi temsil için en gösterişli daldır. Atatürk de ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” diyor. Ama bizde sanat korkulan bir şey. Bir kesim sanatı başıbozuk tehlikeli bir şey olarak görüyor. Sanatın özgürlüğünden korkuluyor. Koskoca İstanbul'da tarih, boğaz, kültür her şey var. Ama kendimizi tam tanıtamıyoruz. Sanata yatırım şart.

 Anneniz Semiha Berksoy'un adına kurulan Opera Vakfı neler yapıyor?

Çok büyük seslerimiz var. Semiha Berksoy Opera Vakfı olarak her sene opera ödülleri veriyoruz. Bu ödüllerin çıkışı ise, Atatürk'ün 1934'te Ahmed Adnan Saygun'un bestelediği ilk Türk opera temsili olan “Özsoy” eserinde Semiha'nın ‘Ayşim' rolüyle Atatürk'ün beğenisini kazanması oldu.

 Atatürk'ün kendisini izlediği anlar için Semiha Hanım size neler anlatmıştı ?

Atatürk İran Şah'ı geleceği vakit ona çağdaş Türkiye'yi göstermek istiyor. Adnan Saygun o zamanlar çok genç. Ona kendisi konuyu ve kurguyu veriyor. Özsoy eseri çıkıyor ortaya. Annem de 24 yaşında. Sanatçıları köşke davet ediyor. Semiha bir eser seslendiriyor. Piyano başında Atatürk de dinliyor. Ankara'nın bozkırında bir Türk kızı pırlanta gibi bir sesle opera söylüyor. Büyük bir umut. Dinledikten sonra Avrupa'ya tahsile gönderilsin diyor.1939'da annem Berlin Müzik Akademisi'ni birincilikle bitiriyor. Atatürk'ün ölümünden 7 ay sonra Berlin'de bir Türk kızı olarak başrol oynuyor. Ulu önder hayatta olsa büyük gurur duyardı.

TÜRK KÖYLÜSÜNÜN ADI

 İsminizi annenizin de yakın arkadaşı olan Nazım Hikmet cezaevinde vermiş…

Nazım'ın (Hikmet) annesi ben doğduğum zaman hapishaneye ‘Semiha'nın kızı oldu' diye mektup yazıyor. O da “İsmini Zeliha koyarsa çok sevinirim. Bu isim Türk köylüsünün adı Zeliha'dır” diyor.

 29 Ekim'le ilgili özel anılarınız var mı?

Annem 13 yaşındayken Cumhuriyet ilan ediliyor. Cumhuriyet'in ilk gençliği ve tüm iyiliklerini görmüş bir kuşak. Birden bire çiçek açıyor ülke. Her alanda büyük sıçrama yapılıyor. Sonra geriye gidiş başlıyor. 29 Ekim'ler  bizim çocukluğumuzda neşeyle kutlanırdı ama şimdi mücadele etmek, korumak zorundasın.

Son güncelleme: 03:22 - 31.10.2019