Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Emekli albay Sarızeybek’ten Bülent Arınç ile ilgili çarpıcı açıklamalar
Emekli albay Sarızeybek’ten Bülent Arınç ile ilgili çarpıcı açıklamalar
'Türk Ordusu Nereye' adlı yeni kitabıyla gündemde olan emekli albay ve yazar Erdal Sarızeybek, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç'la ilgili "Arınç evi hikâyesi bir kenara bırakılıp savcılıklarca bu yapı üzerine gidilmesi gerekirdi ama olmadı, gidilmedi. O süreçte, Ankara’da Fetullah Gülen hakkında açılmış olan soruşturma ve yürütülmekte olan yargılamaya bu dosya zamanında dahil edilmiş olsaydı, belki de verilmiş kararlar şimdikinden oldukça farklı olacaktı" dedi.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 11 Kasım 2019 - 14:59

Erdal Sarızeybek, 1976’da Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu, 1978-96 yılları arasında jandarma teşkilatının sınır, eğitim ve iç güvenlik birliklerinde komutanlık yaptı. 1992’de Şemdinli Hudut Tabur Komutanlığı görevine atandı. 1999-2004 yılları arasında Van, Manisa ve Şanlıurfa’da İl Jandarma Komutanlığı görevlerinde bulundu. Bugüne kadar pek çok kitap yazan ve Destek Yayınları’ndan çıkan son kitabında Bülent Arınç olayına ışık tutan Sarızeybek önemli açıklamalarda bulundu.

Sizin orduya karşı girişilen olaylara müdahil oluşunuz Manisa İl Jandarma Komutanı’yken başladı ve dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç’la karşı karşıya geldiniz… Kitabınızda ayrıntılı olarak anlattığınız bu olayı özetler misiniz?

Arınç olayı gerçekten çok önemli bir olaydı, çünkü soruşturmaya konu olan bu silahsız örgüt din kisvesi altında Türkiye'nin tüm illeri ve birçok ilçelerinde teşkilatlanmıştı. Haliliye Vakfı, Hilaliye Vakfı gibi çeşitli isimler altında ve çoğu dernek ve vakıf şeklinde örgütlendiği ortaya çıkmıştı. Savcılığa intikal eden belgelerde hepsinin adresleri, sorumlu kişileri, telefonları, eğiticileri tek tek belliydi. Eğiticileri arasında Mısır'dan dahi görevlendirilmiş öğretmenler vardı.

Delillerin takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, uzun yıllar savcılıklarla beraber çalışarak bilgi ve tecrübe kazanmış bir jandarma personelinin daha ilk başta, bu örgütün anayasal düzene karşı yapılanmış bir teşkilat olduğunu kavraması çok kolaydı. Arınç evi hikâyesi bir kenara bırakılıp savcılıklarca bu yapı üzerine gidilmesi gerekirdi ama olmadı, gidilmedi. Ankara merkezli bir soruşturma ekibi kurulup tek elden yürütülmesi gerekirdi ama bu da yapılmadı. Şimdi düşünüyoruz da o süreçte, Ankara'da Fetullah Gülen hakkında açılmış olan soruşturma ve yürütülmekte olan yargılamaya bu dosya zamanında dahil edilmiş olsaydı, belki de verilmiş kararlar şimdikinden oldukça farklı olacaktı. Yurtdışı ve yurtiçindeki bu merkezlerinin hepsinde arama yapılıp elde edilecek belgeler ışığında gerçek ne ise ortaya çıkarılmış olsaydı, Gülen örgütü bugünkü gibi devlet içinde devlet olamayacaktı, ama yapılamadı.

Arınç'ın annesinin evi aranacaktı…

Arama kararı veren mahkeme Arınç'ın olası müdahalesi sonucu kararını iptal ettiğinden bu ev aranamamıştır, yetki verilmiş olsaydı yapılacaktı ama olmadı. Bu arama, konunun merkezinde Arınç olduğu için değil merkezinde suç olduğu için yapılmış olacaktı ama yapılamadı. Çünkü bir ülkede yasa hâkimiyeti varsa eğer, yasalar konuşacaktır ama bu olayda ne yazık ki Arınç konuştu yasalar değil!

Arınç bilerek ya da bilmeyerek Türk Ordusu’na yönelik operasyonları (Ergenekon ve Balyoz) tetikleyen kişi midir?

Bu noktada dikkat çeken husus, Yalçın Tanfer isimli karanlık bir kişinin Bülent Arınç'ın annesi üzerine kayıtlı bir evin yasa dışı bir yapıyla ilgisinin araştırıldığı dönemde Manisa'da neden ortaya çıkmış oluşudur. Bu kişi üzerinden gidilerek aydınlatabilecek çok karanlıklar vardır. En başta Bülent Arınç'tan yola çıkarak Gülen örgütü çözülebilir. Yalçın Tanfer'den yola çıkarak kod adı Ergenekon davası çözülebilir. Yine Yalçın Tanfer'den yola çıkarak Tuncay Güney aydınlatılabilir, Yaşar Büyükanıt, Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök konularında yaratılmış olan gölgeler dağıtılabilir. Ama bunların hiçbiri yapılmadı. Hangi güç bunu başardı, siz çözeceksiniz…

Nasıl ifade ederseniz öyle olsun, çözüme, deşifreye, gerçeği bulmaya, aydınlatmaya ve tuzakları bulup yok etmeye doğru bir adım atılmak isteniyorsa eğer Manisa'dan başlanmalıdır. Sonuç olarak Yalçın Tanfer, sizin bana sorduğunuz soruyu aydınlatabilecek kilit isimdir, önce de onunla başlanmalı bence. Aksi halde bu karanlık ilişkiler bulutu devlet üzerinde kalacak ve gelecek nesillerimiz de bize kurulmuş olan böylesi tuzaklara her an düşürülme risklerini taşıyacaklardır…

Arınç Dosyası nerede şimdi?

Bu dosya hâlâ Manisa Adliyesi'ndedir ve orada kalmıştır. Dosya kaynağı; Manisa Sulh Ceza Mahkemesi'nin 5 Temmuz 2003 gün ve 2003/502 sayılı müteferrik kararının ardında bulunmaktadır. Bu dosyanın akıbeti hâlâ tarafımızdan bilinmemektedir. Eğer ki içindeki belgeler yok edilmediyse hâlâ geç kalınmış değildir, AKP hükümeti ve özel hukuku engelleme yapmaz ise hâlâ gerçeğe ulaşmak için izlenecek yollar elbette ki vardır.

Son güncelleme: 16:45 - 11.11.2019