Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Ceren Taşçı: ‘Kolumdan tutup ‘Ne olur bu gece bizde kal’ dediler’
Ceren Taşçı: ‘Kolumdan tutup ‘Ne olur bu gece bizde kal’ dediler’
Cuma günü vizyona girecek olan Kırkyalan filminin başrol oyuncuları Timur Acar ve Ceren Taşçı, sozcu.com'a konuştu.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 18 Aralık 2019 - 09:07

Yapımcılığını Erdi Yapım ve Cj Entertainment Türkiye'nin üstlendiği, Hamdi Alkan'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, senaryosunu gerçek karakterlerden esinlenerek Rüyhan Duralı'nın kaleme aldığı, gerçek bir Trakya komedisi olan Kırkyalan adlı film, 20 Aralık Cuma günü vizyona giriyor.

Başrollerini Oğuzhan Uğur, Ataberk Doğan, Ferdi Sancar, Berat Yenilmez, Melis Sabah, Hakan Meriçler, Sinan Bengier ve Zeynep Alkan'ın paylaştığı filmin iki kahramanı olan Sümsük Kamil’i Timur Acar ile Nazgül’ü canlandıran Ceren Taşçı’yla konuştuk…

Önce Kırkyalan filmiyle ilgili neler söylersiniz diyelim?

Ceren Taşçı: Bir Trakya komedisi bu. Ben bu bölgeyi her zaman eğlenceli ve komik bulmuşumdur. İnsanları inanılmaz cana yakın ve hayat doludur. Dilerim onlar kadar samimi ve içten bir film yapmışızdır. Kırkyalan, bir durum komedisi, dört arkadaşın bir düğünde başlarına gelenleri anlatıyor.
Timur Acar: Düğün öncesindeki kına gecesinde çocukluktan beri birlikte olan dört kafadarın başına gelen sürprizleri anlatan bir film bu. Çok neşeli, çok hareketli.

Trakya komedisi diyorsunuz. Bu komedisinin farkı ve özellikleri nedir?

C. T: Trakya komedisi, o bölge insanına özgü bir komedidir. Çünkü Trakya insanı zaten eğlenceli ve hayat doludur. Üstüne bir de komediyi koyunca, artık gerisini siz düşünün. O bölgeye ait pek çok espri var ve bu esprileri filme serpiştirdik.
T. A: Ben ilk kez bu filmin çekimleri nedeniyle Trakya bölgesinde bulundum. En büyük özellikleri şu, ‘Hiçbir şeyi kafamıza takmıyoruz’ diyorlar. Dertlenmek, kederlenmek onlara göre değil. Özellikle gelen misafirlere ikramda bulunmak için birbirleriyle yarış ediyorlar. Bana göre hepsi 9/8’lik insanlar (gülüyor).

Filmin kahkaha garantili olduğu doğru mudur?

C.T: (Gülüyor) Ben gülme makinası gibiyim. Kahkaha garantisi vermeye gerek yok, çünkü zaten gülecekler.
T. A: Gelsinler ve gülsünler diyorum. Gülmek isteyen Kırkyalan’a koşsun.

Yalan konusunda neler söylemek istersiniz, ne sıklıkla yalan söylersiniz?

C. T: Kırkyalan, bizim filmdeki Tahsin’in lakabı oluyor. Bir ayağının üstünde 40 yalan söyleyebilen birisi o. Yalan elbette hoş değil ama yalan söylemeyen insan da yok ne yazık ki. Ancak yalan olursa da ‘beyaz’ından olsun. Çünkü beyaz yalanları herkes söylüyor.
T. A: Kırkyalan bizim filmdeki bir karakter ama Kırkyalan adında gerçekten de orada yaşayan birisi var. Yalanlarıyla insanları güldürüyor ve dolayısıyla filmimize gelenler bu yalanlara gülecekler zaten. Yalan söylemeden yaşamak mümkün değil ama dilerim her söylenen yalan bizim filmdeki gibi insanları güldüren yalanlar olsun.

Gelelim filmdeki karakterlerinize. Ceren Hanım, bize Nazgül’ü nasıl anlatırsınız?

C. T: Nazgül karakteri, yıllardır Kamil (Timur Acar)’le nişanlı ama bir türlü evlenemiyorlar. Bu yüzden sıkıntılı, gerilimli. Ancak ailesi zengin olduğu için bu yönüyle Kamil’i elinde tutması da mümkün oluyor.

Kamil nasıl birisi ve ona niye Sümsük Kamil diyorlar?

T. A: Kamil, biraz Kamil’i oynuyor diyebilirim (gülüyor). Nişanlılık devam ediyor ve bu dönemin bitip de evliliğin olmasını hiç istemiyor. Nikah olmasın diye bol bol ipe un seriyor. Sümsük’e gelince. Kamil’in lakabı ‘Sümsük’. Arkadaşları hiç bir işe dört elle sarılmadığı için ona Sümsük Kamil diyor. Çok saf ve kandırılmaya müsait bir tip.

Düğüne getirilen bir kasa Afrika armudu marulası, yiyenlerde bilinç kaybına neden olunca cümbüş başlıyor galiba.

C. T: Hem de ne cümbüş. Tahsin’in düğüne herkes yesin diye getirdiği marula meyvesini ne yazık ki ben de yiyorum, Timur Acar da yiyor. Bilinç kaybına neden olduğu için de inanılmaz olaylar başlıyor.
T. A: Filmdeki herkes gibi ben de marula yiyorum ve sonrasını anlatmasam iyi olur. Sinemaya gelenler zaten olup biteni ayrıntılı olarak izleyecekler.

Güldürü filmlerinin diğer türlere göre gişede daha avantajlı olduğuna inanıyor musunuz?

T. A: Bu ülkede yabancı film izleyen seyircilere yerli komedi filmlerini sevdirdik. Bu başarıyı getiren en büyük faktörlerden birisi de çekilen yerli komedi filmleri oldu. Çünkü, eğlenmeyi ve gülmeyi seven bir toplumuz.
C. T: Bana göre ağlamayı da gülmeyi seviyoruz. Ancak gülmeye toplum olarak çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle komedi filmleri sanki bir tık önde gibi duruyor.
Genelde başarılı filmlerle ilgili oyuncular “Biz çekerken çok eğlendik ve seyirci de bu doğallığı sevip sinemaya koştu” derler.
T. A: Bu açıklama her filmin vizyon öncesinde yapılan bir açıklamadır ve bunu yapmayacağım. Biz bu filme çok özendik, çok emek verdik, o yüzden seyircisinin de bol olacağına inanıyoruz.
C. T: Filmin düğün sahnelerine yöre halkı bizzat ve gönüllü olarak katıldı. 9/8 çalmaya başlayınca da abartmıyorum, tüm ahali sabaha kadar bıkmadan yorulmadan oynadılar.

Pınarhisar’daki çekimleri nasıl geçti, yaşadığınız neşeli bir set anısı var mı?

C. T: Düğün sahnelerinin çekildiği yerde bir aileyle Pınarhisar’da olduğumuz süre içinde çok samimi olduk. Öyle ki, en sonunda kolumdan tutup ‘N’olur bu gece bizde kal’ bile dediler (gülüyor).
T. A: Her gittiğim yere kolay adapte olurum ama Pınarhisar çok başka ve çok sıcak bir yerdi. Öğlen yemeği davetleri, kahvaltı davetleri çok oldu, Ceren’in de dediği gibi bizi aileden gördüler, öyle davrandılar.

Dram mı, komedi mi, avantür mü?

C. T: Sinemada özellikle dram yapmak istiyorum.
T. A: Serüven, komediyle başladı ama bendeki hikaye yavaş yavaş drama doğru gitmeye başladı.

Film 20 Aralık Cuma günü vizyona giriyor ve Timur Acar da yaşgününü 22 Aralık Pazar günü kutluyor. Nice yaşlara?

T. A: Sonunda 40’a geldik işte. 30’dan sonrası hızlı geçermiş diyenler haklı çıktı, gerçekten de zaman çok çabuk geçiyor artık.

Çakallarla Dans filminin devam bölümleri de çekildi. Kırkyalan’ın da devamı gelir mi?

T. A: Kırkyalan’ın devam filmlerinin çekilmesi tamamen seyircinin göstereceği ilgiye bağlı, göreceğiz.

Geçen yıl Yalnızlar Kulübü oyunu perde açmıştı, şimdi devam eden bir oyun var mı?

C. T: Sevmekten Öldü Desinler adlı bir tiyatro oyunum var. Bu oyundaki rolüm de Nazgül’e benziyor, başkasına aşık bir adamı maddi gücünü kullanarak elde etmeye çalışıyor. Şımarık bir kenar mahalle kızını oynuyorum.

Sizin oyun var mı?

T. A: Moda Sahnesi’nde yedi yıldır Hamlet’i oynuyoruz. 2006’dan beri tiyatro devam ediyor, bundan sonra da devam edecek.

Sizin müzik çalışmalarınız da vardı… Uzun İnce Bir Yoldayım, Doğa İçin Çal…

T. A: Bu bir sosyal sorumluluk projesiydi. Müzik hep vardı hayatımda, ayrıca oyuncu için de gerekli aslında. Okulda şan ve solfej dersleri almıştık. Ayda bir Moda Sahnesi’nde Duygular Şelale gösterimiz oluyor. Caner Cindoruk., Emre Karayel, Yılmaz Sütçü, Ceren Gündoğdu’yla birlikte şarkılar söylüyoruz.

İkiniz filmde nişanlısınız. Sonunda murada eriyor musunuz?

Ceren: (gülüyor)…
T. A: Bunu burada açıklamayalım. Filme gelenler için bu şimdilik sır olarak kalsın.

Seyirci bu filme neden gitsin?

C. T: Seyirci gülmek ve eğlenmek istiyorsa bu filme mutlaka gelsin. Söz veriyorum pişman olmayacaklar.
T. A: Ritmi ve temposu hiç düşmeyen çok güzel bir komedi izlemek isteyenler düşünmeden gelebilirler.