Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Cihan Mürtezaoğlu: İş işten geçmedi, hiçbir zaman da geçmeyecek
Alternatif sahnenin önemli isimlerinden Cihan Mürtezaoğlu, ikinci albümü Deli Zaman ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Son dönemin öne çıkan müzisyeni, Deli Zaman'da ikili ve toplumsal ilişkilere bakıyor, umudu ön plana çıkarıyor, bu 'delilik zamanları'nda nasıl hayatta kaldığımızı sorguluyor. Sözcü.com.tr'ye albümün hikayesini anlatan Mürtezaoğlu, "İçinde bulunduğumuz bu zamanda, mağdur olduğumuz, sıkıştığımız ne varsa onu hissediyoruz aslında bu albümde. 'Keçi kaçırmadan', çıldırmadan hayatta kalmak bana ilginç geliyor" diyor.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 24 Mart 2018 - 14:20

Deli Zaman, ilk albümünüz Bitsin Bu Delilik’e göre daha renkli, daha hareketli bir albüm…
Bu albümü biraz da konserler açısından düşünerek tasarladık. Ben, konserlerde biraz daha enerji olması gerektiğini hissettim. Zaten elimde şarkılar mevcuttu. Onları düzenlerken, daha enerjik olması için düzenledim.

İlk albümle birlikte önemli bir dinleyici kitleniz oluştu. Bu albüme biraz soğuk durdular sanki. Siz nasıl değerlendirirsiniz?
Hassas bir pozisyonda olduğunda etkileniyorsun ister istemez, köşeli bir yorumdan. Bir yandan da bunların hepsini düşünerek hazırladım. Eleştirileri de düşündüm.

cihanmurtezaoglusercanDeli Zaman’ı hazırlarken nasıl bir ruh haliniz vardı? Daha mı pozitiftiniz, yoksa melankolik bir süreç miydi?
Besteyi üretim sürecini, albüm programından bağımsız gibi düşünüyorum. Ama içerik oluştururken elbette bir tasarıyla yapıyorsunuz. Ben de o planın bir parçası olarak biraz daha enerjik parçalardan içerik hazırlamayı uygun buldum.

HER SÖZ İÇİNDE POLİTİK BİR ŞEY BARINDIRIYOR

İlk albümde de, bu albümde de davetkar bir tema var… Aşka olan bakış açısından mı kaynaklanıyor bu?
Sözleri açıkçası bir planla yazmıyorum. Şarkıların yazım sürecinde de ruh hali olarak biraz daha sosyaldim. İlk albüm sırasında biraz daha içe kapanıktım. Bundan dolayı olabilir.

Yollar şarkısında ‘Yolu şaşırmadan/Keçi kaçırmadan/Yaşanmıyor bu yıllar’ sözleri dikkat çekici. Bu yaşadığımız toplumsal duruma bir gönderme mi?
İlla ki, her şarkı ya da her söz içinde politik bir şey barındırıyor. Ama güncel politika manasında bir şey söylemiyor şarkı. İçinde bulunduğumuz bu zamanda, mağdur olduğumuz, sıkıştığımız ne varsa onu hissediyoruz aslında bu albümde. ‘Keçi kaçırmadan’, çıldırmadan hayatta kalmak bana ilginç geliyor. Bu yılların ancak böyle yaşanabileceğine dair bir anlatım.

Nasıl delirmiyoruz peki?
DNA’mızda, kodumuzda bir şey olsa gerek. İçeride birtakım şeyler devreye giriyor herhalde hayatta kalmak ve delirmemek için. Ki topluca deliriyoruz da bence.

Delirme eşiği de yükselmiş olabilir…
Genişliyor olabilir, evet.

İNSAN OLMAK O KADAR KOLAY DEĞİL

Albümle ilgili yazdığınız tanıtım metninde, “Deli Zaman, en küçükten büyüğe uzanan çeşitli varyasyonlarla, gündelik yaşamlarımıza işlemiş ikili veya toplumsal ilişkileri masaya yatıran ve bunların nasıl ‘yapısöküm’e uğratılabileceklerine dair sorular soran bir albüm. Albüm, içinde yer yer ilişkilere dair umut ihtiva eden; bazı bölümlerde de varoluşsal hüzün dehlizlerine dalınabilecek şarkılar barındırıyor” diye yazdınız. Hangi soruları sordurtuyor bu şarkılar ve umudu nereden devşiriyoruz?
Şarkıları tek tek anlatmak zor ama, albümün geneli manasında söyleyelim. Bir tür arabesk damardan söz etmişler albümle ilgili. Doğrudur ama arabeskin acıyı kabullenmeyle ilgili tarafını konuşabiliriz. Arabesk şarkılarda acıyla karşılaşma, yüzleşme ve onu da dibine kadar yaşama hali var. Bütün yaşam motivasyonunu da burdan bulma cinsi gibi. Acıyla karşılaştığımızda korkmamak, bundan kaçmamak, başa çıkabiliyor olmak benim açımdan bir umut. Bir de işin enerjik tarafı var. Yollar şarkısında umut barındıran mesaj çok açık. İş işten geçmedi, hiçbir zaman da geçmeyecek. İnsan olmak o kadar kolay değil.

cihan-murtezaoglu-deli-zaman
Delirme eşiği genişliyor ama yaşamak da zorlaşıyor. Sanatçılar için de öyle. Ciddi bir otosansür var. Buna da alışılıyor. Bu sizi nasıl etkiliyor?
Sansür denen şeyi geniş ölçekli değerlendirmek gerekiyor. Bana kalırsa, sansür her zaman içimizde var olan bir konsept. Elbette, insanın sınırlandırılmasını çok üzücü ve talihsiz bir şey olarak görüyorum. İnsanın kendisine belli bir çerçeve çizmesini uygun bir şey olarak değerlendiriyordum. Tabii sansürü olumlamak manasında değil. Sadece sansür var diye içeri kapanıp bir şey üretmemektense, sansürün şartları içinde var olup, söz söylemeyi kendime daha yatkın buluyorum. Nuri Bilge Ceylan da bir röportajında buna benzer bir şey söylüyordu.

Ferdi Tayfur’un ‘Bana Sor’ şarkısının cover’ı da var Deli Zaman’da. Nasıl girdi bu şarkı albüme?
O şarkıyı evde hep deniyordum kendi kendime. Birçok kez düzenlemeye çalıştım olmadı. Bir anda evde tekrar kurcalarken, bir seferde oluştu bütün taslak. Ben de albüme koymayı düşündüm.

90’LAR POPUN ETKİSİ BÜYÜK

Sizinle ilgili birisi ekşisözlük’te “Aynı anda hem erkan oğur, hem orhan gencebay hem de bülent ortaçgil tadını alabileceğiniz nadide bir yoruma sahiptir” diye yazmış.
Onu okumuştum. İzini sürdüğü yerleri düşününce anlayabiliyorum yazılanı. Bu üçlünün çok ciddi etkisi var benim müziğimle. Doğrudan ilişkisi var. Bu benzetme bir yanıyla çok mutlu edici.

Başka nelerin etkisi var Cihan Mürtezaoğlu’nun müziğine?
Albümü oluştururken, şunu düşünmüştüm: Biraz daha bilinçsizce ortaya çıkan şarkılarda, tam bir etki izini aramaya kalktığımda, onların çocukluğumda dinlediklerim olduğunu gözlemledim. Albüm için de 90’lar popunu çok dinlememin etkisi olduğunu düşünüyorum.

cihan-album-foto
Sizin de içerisinde bulunduğumuz birtakım müzisyenler için, ki çoğunuz arkadaşsınız, ‘Üçüncü Yeniciler’ tanımlaması yapılıyor. Edebiyatla haşır neşir olduğunuz, artık sıkıcılaşan pop müziğine güçlü bir alternatif oluşturduğunuz için belki de… Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Alternatif müziğin kendisine dinleyici bulduğu, konserler verebildiği bir dönemdeyiz. Biraz iş başa düştü müzikal manada. Kendi tırnağınla kazıyıp bir yerlere gelebiliyorsun. Bu açıdan, ‘Üçüncü Yeni’ hikayesini anlamakla birlikte, üstümüze büyük gelen bir şey olduğunu düşünüyorum. Ama kastedilen mesajı anlıyorum. Üretim açısından da, arayış açısından da iyi bir dönemdeyiz müzikle ilgili. Niteliğini tartışırız, o ayrı konu, ama bir kırılma dönemi içerisindeyiz.

Nereye gider sizce? Öngörünüz nedir?
Bunu bilebilmek zor. Bir albüm yaptığınızda, kendinizi ya da aynı dönemi paylaştığınız isimleri değerlendirmek zor. Onu dinleyici oluşturacak. Belki 10 yıl içerisinde değişik bir dönem olacaksa, dinleyiciler ve müzik eleştirmenleri bunu değerlendirecek.

cihanmurtezaoglu
RUTİN BİR ALIŞKANLIĞIM YOK

Müzik dışında neler yapıyorsunuz?
Kadıköy’de yaşıyorum. Burada sosyalleşiyorum bol bol. Bu konuları konuşuyoruz. Belli bir rutin manasında alışkanlığım yok.

‘Silahlara Veda’ şarkısı Ernest Hemingway’e bir selam mı?
Ben onun Hemingway’in bir kitabı olduğunu bilmiyordum. Sezai Karakoç’un bir şiirden etkilenmiştim o parçayı yazarken. Grubumuzda çalan bir arkadaşımız söyledi ‘Hemingway’den mi esinlendin?’ diye. Öyle değil (Gülüyor).

29 Mart’ta Babylon’da albümün lansman konseri olacak değil mi?
Evet, albümün ilk lansman konseri. Harıl harıl ona hazırlanıyoruz. Yeni albümle, eski albümü birlikte çalmayı düşünüyoruz. Biraz daha enerjik bir konser olacak. Konuk sanatçılarımız olacak.

Bütün şarkılarınız arasında, sizi en iyi anlatan bir şarkı var mı?
Var öyle şarkılarım. ‘Bu Bir Yağmur mu?’, ‘Bitsin Bu Delilik’, ‘Yadigar’ diyebilirim.

Son güncelleme: 11:50 - 27.03.2018