Sözcü Plus Giriş

Daha çok empatiye ve sevgiye ihtiyacımız var

Ferhat Göçer, hayatı kabusa çeviren sınıf, dil, din, ırk farklılıklarından doğan sorunların üstesinden gelmek için 'anlama ve sevme' yetisinin geliştirilmesini istedi.

Yüksel ŞENGÜL
Güncellenme: 07:43, 29/11/2020
Daha çok empatiye ve sevgiye ihtiyacımız var

Ferhat Göçer, Türkiye'nin en önemli seslerinden ve bestecilerinden biri. Göçer ile SÖZCÜ HaftaSonu okurları için bir araya geldik, dünyanın halinden, Türkiye'nin haline birçok konu üzerinde konuştuk…

– Ferhat Bey ülkemizin en büyük problemi ne sizce?

Empati ve sevgiye daha çok ihtiyacımız var. Sadece ülkemizin değil dünya insanlarının en büyük sorunu empati eksikliği. Kendini başkasının yerine koyabilme, onu anlayabilme, sevebilme yetisini geliştirmeliyiz. Bu yolla birçok sorunun (adaletsizliğin, sınıf, dil, din, ırk farklılıklarının, ötekileştirmenin) ve hayatımızı kabusa çeviren birçok problemin üstesinden çok daha kolaylıkla gelebileceğimizi düşünüyorum.

– Peki bu problemler nasıl çözülebilir?

Cesur, objektif ve hümanist bir eğitim devriminin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ferhat Göçer, salgın sürecinde stüdyoyu eve taşıdığını söyledi. “Kendi yaşam alanım içerisinde yaratıcılığımı en üst düzeye çıkarabilecek her türlü alt yapıyı hazırladım” dedi. Göçer, salgın sürecinde bol bol okuyup beste yapıyor.

HAYATI KUCAKLIYORUM

– Politikaya atılmayı düşündünüz mü?

Bir söz vardır “Asla asla demeyeceksin'' diye ama ben iddia ediyorum asla politikacı olmayacağım…

– Siz genel olarak nasıl hissediyorsunuz?

Huzurun mutluluktan daha kıymetli olduğunu düşündüğüm bir dönemdeyim. Sorunlara bakış açım, problemleri çözerken yaklaşım tarzım geçmişe göre daha sakin daha ağırbaşlı. Olayları irdelerken mümkün olduğu kadar sonuca takılı kalıp kendimi daha fazla mutsuz etmektense, alternatif, olumlu bakış açıları kazanmaya çalışıyor ve çözüm odaklı, tevekkül içerisinde hayatı bütünüyle kucaklıyorum, güzel ve olumlu yanlarının yanı sıra problemleriyle de kabul edebilecek olgunluğa eriştiğim bir sürece girdiğimi düşünüyorum.

– Bir doktor olarak pandemi döneminin yönetilmesini nasıl buluyorsunuz?

Bu pandemi süreci gerek dünyada gerek ülkemizde gösterdi ki; bir ülkenin savunma sisteminin, ekonomisinin, eğitim ve adalet sisteminin ne kadar güçlü olması gerekiyorsa sağlık sisteminin de bir o kadar güçlü olması gerekiyor. Bu süreçte Türkiye'de sağlık sektöründe; gerçekten doktorundan hemşiresine, hademesinden idaresine genel olarak çok güçlü bir sağlık ordusuna sahip olduğumuzu hissettik. Ve sağlık emekçilerimiz büyük bir özveriyle, hayatları pahasına bizlere yardım etmeye çalıştılar. Bu süreçte nasıl ki cephede askerimiz canı pahasına mücadelesini veriyorsa, sağlık emekçileri de bir o kadar kıymetli ve kutsal mücadelelerini bizim için hayatları pahasına sonuna kadar veriyorlar.

Pandeminin başlangıcından bu yana 150'yi aşkın sağlık emekçimizi kaybettik, kaybetmeye devam ediyoruz. Ben onlara sağlık şehitleri diyorum. Sağlık emekçileriyle birlikte olduğumuzu onlara hissettirmek, farkındalık yaratmak aynı zamanda sağlık şehitlerimizi minnetle anmak adına bir projeyi hayata geçiriyoruz.

Anadolu ezgilerine can verdi
Ferhat Göçer, yeni albümü Anadolu Aryaları Vol1 ile Anadolu'nun ezgilerine can verdi. Dijital platformda müzikseverlerin beğenisine sunulan albüm için Göçer, “Benim kariyerimin en önemli, en kıymetli çalışmalarından biri oldu diyebilirim” diyor.

AŞIK MAHSUNİ'DEN, NEŞET ERTAŞ'TAN DUYGULANMAYANIN RUHU YOKTUR

– Yeni albümünüze gelmek istiyorum. Aslında çok kıymetli bir hediye oldu müzikseverlere. Kapağında Anadolu Aryaları Vol1 yazıyor. Devamının geleceğini anlıyoruz.

Ömrüm ve gücüm yettiğince bu konuda seriyi devam ettirmeyi düşünüyorum.  Uzun ömürlü, yıllarca, kuşaklarca dinlenebilecek bir albüm serisi olarak her sene bir volume çıkarmayı düşünüyorum.

– Türk Halk Müziği'ne ilginiz var mıydı hep? Kimleri, neleri dinlersiniz en çok? Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Karacaoğlan, Aşık Mahsuni Şerif…

Belki cesurca bir cümle olacak ama Aşık Mahsuni'yi, Aşık Veysel'i, Neşet Ertaş'ı dinlerken duygulanmayan, onun edebiyatından etkilenmeyen insanların ben kalbinin ve ruhunun olmadığını düşünüyorum.

KONSANTRE OLDUM

Sizin besteci yönünüzü de tanıdık. Beste yaparken sizi en çok ne besliyor? Nasıl bir süreç?

Beste yapmak, söz yazmak, kalbinizin, ruhunuzun, duygularınızın melodiye dönüşmesi ya da zihninizde biriktirdiğiniz düşüncelerinizin yazıya dönüşmesi, tüm bunların şarkıya dönüşüp daha sonra binlerce insanla birlikte o şarkıları söylemenin hazzı anlatılamaz güzellikte. Bu süreçte daha ağırlıklı olarak eser üretmeye konsantre oldum. Bu yeni şarkıları 2021'in Mart ayında çıkaracağım albümle dinleyicilerle paylaşacağım.

“Meslektaşlarımız için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

Bulabildiğimiz her kapıyı çalıyoruz

Salgında müzik sektörü de ağır yaralar aldı…

MSG ve POPSAV'da Başkan Yardımcısı olarak görevimi sürdürüyorum. Birtakım yardım çalışmalarında bulunduk.  Tabii ki yeterli değil. Bulabildiğimiz her kapıyı çalıyor, açmaya gayret ediyoruz.