Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Don Kişot misali bir kadın: Ayşem Sunal Savaşkurt
Don Kişot misali bir kadın: Ayşem Sunal Savaşkurt
İstanbul Devlet Opera ve Balesi bale başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt, İspanyol yazar Miguel de Cervantes’in hayatının son dönemlerinde yazdığı Don Kişot'unu (Don Quichotte) Kadıköy Süreyya Opera sahnesine taşıdı. Biz de temsil sonrası sozcu.com.tr okurları için bir araya geldiğimiz bale başkoreografı Ayşem Savaşkurt'la ufak bir söyleşi yaptık.
Melis BAYRAKTAROĞLU
Kültür Sanat 27 Şubat 2018 - 15:57

Ünlü balenin 1 Ağustos'ta Paris Opera Bastille'de Rudolf Nureyev koreografisiyle gerçekleşen temsilini izledikten sonra, geçtiğimiz hafta sonu tekrardan Kadıköy Süreyya Operası'nda Ayşem Sunal Savaşkurt'un sahneye koyduğu Don Kişot'unu seyrettim.

Çocukken en büyük hayali balerin olmak olan bir kız olarak; hayranı olduğum İstanbul Devlet Opera ve Balesi (IDOB) baş koreografı Ayşem Sunal Savaşkurt'un Don Kişot'unu seyredebilmek için aylar öncesinden yerimi ayarlamıştım; ve o gün geldi çattı… Çok heyecanlıydım.

Türkiye'nin ilk dansçılarından sayılan Evinç ve Hüsnü Sunal'ın, balerin kızlarından küçüğü olan Ayşem Sunal Savaşkurt; Belçika Kraliyet Balesi, Danimarka Kraliyet Balesi, Hollanda Ulusal Balesi, İsveç Kraliyet Balesi, Houston Balesi, Estonya Ulusal Balesi, Miami Balesi, San Francisco Balesi gibi dünyaca ünlü bale topluluklarında başrollerde dans ettikten sonra Türkiye'ye döndü. Bale sanatçısı Savaşkurt'un koreografisinde gerçekleşen temsile iyi bir prodüksiyonla karşılaşacağımdan emin olarak gittim. Ve nitekim hayal kırıklığına uğramadım.

O, hayatını dansa vakfetmiş bir kadın.

Ben onun koreografisini yaptığı temsillerde ‘'Vayy be!'' diyorum.

Gerçekten o kadar ileride, o kadar farklı ki…

Geçtiğimiz sezon Uyuyan Güzel balesini sahneye taşımıştı. Şimdi de Don Kişot…

Bütün temsilleri full!

Melis Bayraktar - Ayşem Sunal Savaşkurt

Melis Bayraktar – Ayşem Sunal Savaşkurt / Fotoğraf: Orçun Ataman

Herkesin hayal ettiği bir kariyere sahipsiniz. Prix du Luxembourg birincilik ödülü, Prix de Houlgate ikincilik ödülünü kazanıp, dünyanın en iyi beş balerininden biri seçildiniz. Ayrıca Belçika’da en iyi dansçı ödülüne layık görüldünüz. Bale eğitiminizi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda tamamladıktan sonra bu ülkeden gitmeseydiniz böyle bir dans kariyeriniz olabilir miydi?

Zannetmiyorum. Çünkü kariyerime 1990 yılında 17 yaşımdayken Belçika Kraliyet Balesi’nde yarım solist olarak başladım.

Şanslıydım! 5 yıl aradan sonra 1995 yılında, Belçika Kraliyet Balesi'nin Paris'te yaptığım bir ‘Giselle’ temsilinden sonra başdansçı oldum ve Kraliyet Balesi’nde klasik balenin tüm repertuvarını başdansçı olarak icra ettim.

Hem çok yoğun, hem de çok uluslararası bir company idi. Senede 140 ila 180 temsil yapıyorduk. Bu temsiller tüm dünyayı geziyordu. Kaslar, adeleler yoruluyordu…

Yine de ben bunu bir avantaj olarak gördüm. Ve o tempoda çalışmaya devam ettim. Tüm bunlar önümü açtı.

Kaç yıl orada yaşadınız?

18 yıl!

Bale deyince Fransa, Rusya, Belçika akla gelir. Bütün dansşçıların hayalidir Kraliyet Balesi’nde dans etmek. Sizse Belçika'dan Türkiye'ye geldiniz. Nasıl oldu?

Küçük bir kızın anne, baba, vatan özlemi yıllar geçtikçe endişeli bir özleme dönüşmüştü.

‘'Ayşem bu saatten sonra asla geri dönmez'' dendiği bir anda çıktım geldim.

Ayşem Sunal Savaşkurt

Ayşem Sunal Savaşkurt

Türkiye'ye döndüğünüzde nasıl karşılandınız? Kariyer engeli ile karşılaştınız mı?

Belçika'da dans ettiğim yıllarda da zaten Türkiye'ye konuk dansçı olarak geliyordum. Beni biliyorlardı. Bu nedenle de hiçbir engelle karşılaşmadım. Aksine dönüşüme çok mutlu oldular ve beni çok iyi karşıladılar.

Belçika'da uzun yıllar dans ettikten sonra, siz Türkiye'ye nasıl adapte oldunuz?

Dansın dili ve ülkesi yok! O yüzden de buraya adapte olmam çok zor olmadı.

Pişmanlık duydunuz mu?

Yok, hayır! Orada öğrendiklerimi buradaki dansçılara katmam gerektiğini düşündüğüm için geri gelmiştim zaten ve bu kararımdan bir gün bile pişmanlık duymadım.

Ne zamana kadar dans ettiniz?

43 yaşıma kadar dans ettim. Finali üç buçuk yıl önce Belçika'da oynadığım Fındıkkıran Balesi ile yaptım.

Ayşem Sunal Savaşkurt

Ayşem Sunal Savaşkurt

Baş balerinler için baleyi bırakmak çok zordur diye bilinir. Kilo alınır, vücutlar sarkar vs. Sizin vücudunuzda görünen hiç bir deformasyonunuz yok. Her an pointlerinizi ayağınıza geçirip sahneye çıkacak gibisiniz.

Teşekkür ediyorum. Şanslıyım herhalde…

Genelde baleyi bırakınca bir boşluğa düşüyor balerinler.

Bende öyle olmadı çünkü antrenmanları bir anda bırakmadım. Dönemin bale başkoreografı; “Ders vermek ister misin?” dediğinde “Olur” dedim ve geçiş sürecimi; hem dans ederek, hem ders vererek, hem de prova alarak yumuşattım.

Peki bale başkoreograflığına geçişiniz tam olarak ne zaman gerçekleşti?

2015-2016 sezonundan beri de İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde, bale başkoreografı olarak görev yapıyorum.

Fotoğraf: Orçun Ataman

Fotoğraf: Orçun Ataman

Gelelim İspanyol yazar Miguel de Cervantes'in sahneye taşıdığınız romanı Don Kişot’a (Don Quichotte)… Soloların ağırlıklı olduğu eserde, dansçıların başarısına tanık oluyoruz. Hızlı, keskin ve ardı ardına gelen dönüşler, zıplayışlar, bacak hareketleri ve denge gerektiren liftler/duruşlar ile kesinlikle teknik ve artistik açıdan zorlayan bu klasik esere ne kadar sürede hazırlandınız?

Hazırlıklara Fındıkkıran temsili sırasında başladık. Normalde 6 hafta olur hazırlık süreci bizim sadece 5 haftamız vardı.

Bir de bu süreçte ben ufak bir rahatsızlık geçirdim. Ameliyat oldum. O da bizi geriletti tabii.

Tüm bu olumsuz gidişata rağmen esere çok hızlı ve güzel bir şekilde hazırlanmayı başardık.

Bu benim dansçılarla üçüncü sezonum. Hepimiz birbirimize alıştık. Nasıl çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Bunun avantajını yaşadık.

Dansçılarımız zaten çok yetenekli. Eee artık adeleleri de alıştı. Geçtiğimiz sezon çok zor balelerde dans ettiler.

2

Eserin son hali sizin hayal ettiğiniz gibi miydi? Koymak isteyip de koyamadığınız bir bölüm oldu mu?

Zor bir soru… Bale nasıl bir şey biliyor musunuz? En iyi yaptığınız temsilde bile hep daha iyisini arıyorsunuz. Tatmin yok!

Tabii ki yaptığımızdan memnunum. Birlikte çok güzel bir eser ortaya çıkarttık. Koymak isteyip de koyamadığım bir bölüm olmadı. Fakat yine de; ”Acaba nasıl yapsak daha iyi olurdu?” diye düşünmüyor değilim.

Kaç temsil olacak?

Şimdilik 9 temsil gözüküyor.

Az değil mi?

Dansçılarımıza göre ayarlıyoruz temsilleri. 9 temsil bu kadar ağır bir eser için iyi bir sayı.

3

9 temsile bilet bulmak mümkün değil! Temsillerin hepsi full!

Evet, biletler çıkar çıkmaz tükendi. Bu nedenle de bir veya iki temsil daha eklemek istiyoruz fakat idare izin verirse. Şimdilik net bir şey yok.

Hep yapmayı istediğiniz ama hayata geçiremediğiniz bir projeniz var mı?

O kadar çook var ki… Bir sürü hayalim var.

Peki önümüzdeki günlerde ilk hangisini sahnede göreceğiz?

Sürpriz olsun o. Çünkü henüz dansçılarımıza bile söylemedik.

Röportaj talebimizi kırmadığı için Ayşem Sunal Savaşkurt'a teşekkür ediyoruz.

Eser; 27 Şubat, 14,16, 20, 22 ve 23 Mart 2018 de saat 20.00’de, 3 Mart 2018 Cumartesi günü saat 16.00'da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde ve 18 Nisan 2018 saat 20.30'da Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde sahnelenecek.

 

 

Son güncelleme: 15:38 - 28.02.2018