Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Ege: Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerinin içi boşaltıldı
Ege: Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerinin içi boşaltıldı
Asil Dede’nin Düğünü romanıyla yankı yaratan Ege, SÖZCÜ’ye konuştu.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 31 Temmuz 2019 - 07:36

Kitaptaki kahramanının Ergenekon ve Balyoz mağduru olduğunu belirten ünlü şarkıcı Ege, “Bu dönem, ülkenin vatandaşı olarak utanç duymamız gereken bir dönemdir” dedi

Türk pop müziğinin sevilen sesi Ege'yi bugüne kadar hep şarkılarıyla, besteleriyle, konserleri ve albümleriyle tanıdık, alkışladık. Oysa o iki yıldan bu yana edebiyata da gönül verdi. 2017'de çıkan İsyan'ın ardından şimdi de Alfa Yayınları'ndan çıkan ikinci romanı Asil Dede'nin Düğünü'yle okurlarıyla buluştu. Biz de Ege'yle buluştuk ve yazarlığını, romanlarını ve biraz da müziğini konuştuk.

İkinci romanındaki kahraman Asil Dede, hayatın içinden biri midir?

Asil Dede, hoşgörülü, umut veren, herkese yardım eden, iyiliğin gücüne inanan birisidir. Bu romanı okuyan herkes zaten Asil Dede'dir. Onun bir farkı Ergenekon'la Balyoz'a hedef olmasıdır

KEMALİST BİR ADAMIM

Ergenekon ve Balyoz mağduru mudur?

Önce şunu söylemek isterim. Yaşadığımız dönem, bu ülkenin vatandaşı olarak utanç duymamız gereken bir dönemdir. Ben Kemalist bir adamım. Bütün Kemalist değerler, ordu, akademisyenler, gazeteciler tasviye edildi, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerinin içi boşaltıldı. Sonra kimileri ‘Aldatıldık' dedi, kimileri ‘Kandırıldık' dedi. Bir daha kandırılmamak üzere tarihe not düşmek, gelecek nesillerin de kandırılmaması için bu olayı insan unsuru üzerinden anlatmak gerekiyordu.

TAMAMEN GERÇEK HAYAT

O süreci inceleyip araştırdın mı?

Bu kitabın yazım sürecinde Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarına hedef olup hapis yatmış insanlar, yakınlarıyla konuştum. Kimi okurlarım kitabın o bölümlerini gözyaşları içinde okuduklarını söylüyor. O dönemle ilgili yazdıklarımın hepsi tamamen gerçek hayatlardır, senaryo değildir. Bana göre yeni neslin, yaşanan o tatsız dönemleri sadece resmi tarihten değil bizzat yaşayan insanların ağzından öğrenmesi daha etkili olacaktır.

Asil Dede'nin görevi çok önemli…

Asil Dede'nin görevi, birbirinin dilini anlamayan tüm insanları uzlaştırmak, barıştırmak, sevgiyi hakim kılmak. Asil Dede'nin görevi Kemalist değerlerin toplamıdır. Umudu olan insanların bir araya gelmesi gerektiğini, bir araya gelinirse üstünlük sağlanabileceğini anlatan bir romandır bu. Son yıllarda yalnızlaştırıldık. Bu ülkede insanlar bir araya gelmesin diye milli bayramlar bile layıkıyla kutlanmıyor. Umutsuzluğun iki büyük düşmanı yalnızlık ve korkudur. Her şeyin normalleşmesi için iyilerin bir araya gelmesi şarttır. Yaşama sebeplerimizi çoğaltmalıyız ki, yaşama sevinçlerimiz artsın. Bu roman somut olarak umut veriyor insanlara.

Ege'nin yazarlığı nasıl başladı?

Çocukken başladı okuma alışkanlığım ve şiir tutkum, lise yıllarında da gitarla müziğe attım ilk adımımı. Yazarlık da üretim yolculuğunun yeni durağı oldu benim için. Yazmayı çok seviyorum ve kendimi yeni doğmuş bebek gibi hissediyorum.

Yazarken sana ilham veren bir şey var mı?

Bodrum Güvercinlik'te ıssız bir adadayken yazmaya başladım. İsyan adını verdiğim ilk romanımı burada tamamladım. Yine aynı adada, 2. romanım Asil Dede'nin Düğünü'nü de yazdım.

İKINCI BIR KURTULUŞ SAVAŞI'NI YAŞIYORUZ

Yazmanın müziğe etkisi oluyor mu?

Müzik ve yazmak, ikisi de kurgu. İsyan'ı yazarken kimi melodiler çıktı kendiliğinden, onları bir araya getirerek İsyan Şarkıları adlı bir albüm hazırladım. Asil Dede'nin Düğünü romanını yazarken de bu ruhu müziğe yansıtma ihtiyacı duydum. Bu nedenle 100. yıl dönümünde 10 bölümden oluşan Kurtuluş Savaşı Destanı adlı senfonik bir eser hazırlıyorum.

Ege orada şöyle sesleniyor, “Kemal Paşa haykırmış vatan işgal altında / Ya istiklal ya ölüm haber salın dünyaya…”

Farkında değiliz ya da farkındayız ama gösterilmek istenmese de Türkiye şu an ikinci bir Kurtuluş Savaşı yaşıyor. Hem fiili, hem ekonomik, hem politik, hem de kültürel bir savaş bu… Bu savaştan galip çıkmanın tek yolu Kemalist değerlere dönmekten geçiyor. Bir besteci olarak benim en büyük görevim Kurtuluş Savaşı Destanı adlı senfonik eseri yapmaktır. 2 bölüm tamam, sırada sekiz bölüm daha var, 10 bölüme tamamlayacağım. 29 Ekim 2019'da, Cumhuriyetimizin 100. yılında İzmir'de ve Samsun'da Kurtuluş Savaşı Destanı adlı senfonik eserimin tamamını okumak istiyorum.

Konserlerini konuşalım…

34 ülkede konserler verdim. Bu yaz Bodrum Titanic Otel'de her çarşamba sahnedeyim. Buca'da, Urla'da konserlerim olacak.

Son güncelleme: 07:42 - 31.07.2019