Sözcü Plus Giriş

Ekmeksiz yaşanır umutsuz yaşanmaz

Ünlü dizilerin, tiyatroların, kabarelerin altına imzasını atan duayen yazar Konduk, “Hayata umutlu olmanın bilinciyle bakıyorum. ‘Birlikten güç doğar’ sözüne inanırım ‘Her şey çok güzel olacak’ diyelim ve bekleyelim” dedi...

Gökmen ULU
Güncellenme: 07:39, 28/02/2021
Ekmeksiz yaşanır umutsuz yaşanmaz

Zeki-Metin'li Beyoğlu Beyoğlu'dan, Müjdat Gezen'li, Perran Kutman'lı Artiz Mektebi'ne kadar birçok gişe rekortmeni tiyatro oyununun, Perihan Abla ve Mahallenin Muhtarları gibi unutulmaz dizilerin, Abuzer Kadayıf gibi sinema filmlerinin, Uğur Dündar'lı TRT parodilerinin, Aziz Nesin'li, Sadık Şendil'li GÜM'ün, efsanevi Devekuşu Kabare'nin, nice gülmece yazısının altında imzası olan usta kalem, SÖZCÜ Haftasonu'nun her sayısında okurları ile buluşuyor. Hem buzdağının görünmeyen yüzüne bakabilmek, hem de değerli görüşlerini dinleyebilmek için bir araya geldim Kandemir Konduk'la… Hoş sohbeti boyunca yine güldürdü ve yine güldürürken düşündürdü.

Nasıl bir ailede ve çevrede yetiştiniz?

Babam polisti. İki kız kardeşimle Bostancı'da tek katlı bir evde büyüdüm. Rum, Ermeni, Yahudi çocuklarıyla denize girerdik. Sanırım, bunların yazdıklarıma  katkısı oldu.

Yazarken, bir yandan da çalışıyordunuz…

Babam emekli olmuştu. Eve katkım olması gerekiyordu. On üç yıl kadar, İstinye Tersanesi'nde çalıştım. Emek, alın teri gibi kavramları o yıllarda öğrendim. Aynı dönemde Mehmet Ulusoy'un kurduğu “İşçinin Tiyatrosu''nda hem yazıp hem oynamaya başladım.

KİMSA BANA İNANMADI

Tiyatro oyunları yazmaya o zaman mı başladınız?

Evet. Protest bir oyundu. Zaten adı da Vatan Yahut Amerika'ydı. Silistre değil. Yirmi dakikalık bölümünü de ben
yazmıştım. Aziz Nesin, Haldun Taner, Ayla Algan, Cevat Çapan ders veriyor ve bizi sahneye hazırlıyorlardı. Biz de metinleri hazırlayıp oynuyorduk.
Şimdiye kadar 26 ya da 28 oyunum sahnelendi. Televizyona da çok iş
yaptım. 12 tane kitabım var.

Siz bir de sinema filmi senaryosu yazdınız.

Bir değil, iki. (Gülüyor.) Birincisi; Metin Akpınar'lı ‘Abuzer Kadayıf, ikincisi de Müjdat Gezen'li Kobay. Gülme nedenim şu: Müjdat, Kobay'da hamile bir erkeği oynuyordu. Film pek tutmadı. 8 yıl sonra Arnold Schwarzenegger' in hamile kalan bir erkeği oynadığı film dünyada gösterildi.

Gülmece yazıları ve tiyatro oyunları yazmaya ilginiz nasıl oluştu?

Gerçeği güldürerek söylemenin etkili olabileceğini öğrendim. Üstelik bunun yaygınlaşma olasılığı çok fazlaydı.

Kandemir Konduk'un 12 kitabı var. Ağustosta Kocam Dönüyor adlı kitabı ise çıktığı günden beri büyük ilgi görüyor.

 

Güldürü Üretim Merkezi GÜM'ü kurma fikri nereden geldi?

“Birlikten güç doğar” sözüne inanırım. Mizah alanındaki yazar ve çizerlerle birlikte çalışmaktan, bir güç oluşturmaktan söz edince kimse bana inanmadı. Bir gün Müjdat bu konuyu sordu, anlattım ve hemen arabayı noterin önünde durdurdu.  “Ortak olduk seninle, hemen başlıyoruz” dedi.

GÜM kadrosunda kimler vardı? Aziz Nesin, Sadık Şendil, Ahmet Üstel, Ümit Yaşar Oğuzcan, Giray Elmalı, Altan Erbulak ve bugün de mizahçılığını başarıyla sürdüren Cihan Demirci gibi, benim öykülerime her hafta harika şeyler çizen Aydın Gündüz gibi genç değerler vardı.

HOŞGÖRÜ VARDI

Siyasi liderlerin mizah karşısındaki dünkü ve bugünkü tutumları arasında farklılıklar var mı?

Hem de çok… Benim oyunlarımda (Devekuşu) siyasal eleştirili bir dolu skeç vardı. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, ayrıca bakanlar, bürokratlar, askerler gelip oyunlarımı kahkahayla izlerlerdi. Eleştiriye hoşgörüyle yaklaşırlardı. Bugün nasıl yaklaşırlar, hiç bilemiyorum.

Kandemir Konduk

Kandemir Konduk hayata nasıl bakıyor?

Umutlu olmanın bilincinde olarak bakıyorum. Ekmeksiz yaşanır da umutsuz yaşanmaz, diyenlerdenim. Eşim Jale de aynı kafada, o yüzden onunla iyi anlaşıyoruz.

Türkiye neşesini mi kaybetti?

Tüm canlılar karnı doyunca mutlu olur. Gazinolarda komedyenler müşteri yemeğini yedikten sonra sahneye çıkıyorlardı, çünkü, aç insanı güldürmek zordur. Mutsuz insanların çoğunlukta olduğu ülkemiz elbette neşesini kaybetti. Ama demin dedim ya, neşemiz gitse de umudumuzu kaybetmeyelim. Birilerini gıcık eden sloganla röportajımızı bitirelim: “Her şey çok güzel olacak” diyelim ve bekleyelim.