Ayşegül Dinçkök: Ekonomik sistemin gelişmesi için kadınlara ihtiyaç var

Fotoğraf sanatçısı Ayşegül Dinçkök ve Dünya Serbest Dalış Şampiyonu Şahika Ercümen’in ortak projesi olarak hayata geçen ‘Derin Tutku: Yanılgı’ sergisi Deniz Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. İki kadının su altında köpekbalıklarıyla korkusuzca yüzdüğü macerayı konu alan sergi, 17 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini bekliyor. Sergiyi konuşmak için bir araya geldiğimiz Dinçkök, “Köpekbalıklarının en büyük düşmanları yine insanlar” diyor…

Ayşegül Dinçkök: Ekonomik sistemin gelişmesi için kadınlara ihtiyaç var

– ‘Derin Tutku: Yanılgı' sergisi fikri nasıl doğdu?

Şahika Ercümen ile birlikte uzun zamandır dalış yapıyoruz. Bir gün Şahika da bu projeye dahil olmak istediğini söyledi. Bu gerçekten çok cesurcaydı çünkü, hiçbirimizin savunması yoktu ama Şahika tüpsüz daldı. Böylece birlikte dalma projemiz ortaya çıktı. Sonra iki kadın bu projeyi oluştururken kadınların cesaretlerini denemelerinin ne kadar önemli olduğunu düşündük ve dedik ki; “Aslında Türkiye'de bizi düşünen yakınlarımız korkuyor. Ama bu da bir yanılgının sonucu. Bunu da görsellerle anlatabiliriz.” Kadınlar da bir yanılgı kurbanı, bunun için biz köpekbalıklarıyla kadınları ‘Yanılgı' ismi altında bir araya getirdik.

– Köpekbalıklarıyla kadınlar arasındaki benzerlikler nedir?

Köpekbalıkları da çok korkunç, zarif, hassas ve üretken varlıklar. Ayrıca köpekbalıkları olmadığında ekosistem çöküyor. Bu da dünyamız için çok tehlikeli. Aynı şekilde yeryüzünde kadınlar da aynı şiddet altında. Dünyanın var olması ve ekonomik sistemin gelişmesi için kadınlara çok ihtiyaç var. Yeryüzünde kadınlar anlaşılamıyor, su altında da köpekbalıkları…

_asd1409

Şiddetin son bulması için bu sergiyi yaptık

– ‘Yanılgı' sergisinin içeriğinde de yer alan, insanın insanla, insanın doğayla uyumlu bir şekilde yaşaması için hangi hassasiyetleri gözetmemiz gerekiyor?

İnsanlar birbirlerine korkuyla yaklaşırsa, her istediklerini sonuna kadar götüremezler. Biz bu korkuyu yaşamadığımız için projeyi istediğimiz gibi sonuçlandırdık. Şahika'yı limon köpekbalıklarıyla çektim. İlk defa onlarla karşılaşmasına rağmen, onlardan korkmadığını hissettirdi ve ahenkle dans etmeye başladılar.

_asd0368

– İlk tanışma çok önemli değil mi?

Köpekbalıklarını fotoğraflamaktan çok zevk aldığım hissini onlara geçirebildim. Kameramla oynaştılar, yanağıma değdiler. Benim çekimlerdeki duygum, herkesin birbiriyle ilk tanıştığında eşit olduğunu bilmesi ve güvenle yaklaşmasıydı. Şahika'yla ilk tanıştığımızdan itibaren birbirimize güven duyduk. Bundan dolayı da çekimlerimiz daha kolay oldu. Biz de hep bu güveni, yanılgıyı, kadınların ezilmesine ve gördükleri şiddete son verilmesini adına, aynı zamanda hayvanlarla köpekbalıklarına gösterilen şiddetin son bulması için bu sergiyi yaptık.

aysegul_dinckok_sahika_ercumen_fotograf_fethi_karaduman-7

Biz daha vahşiyiz

– Doğanın ve kalbin sesine kulak verildiğinde bu şiddet de azalıyor herhalde?

Evet… İstatistikler gösteriyor ki, tüm insanlık bir yıl içinde 5 tane köpekbalığı atağına maruz kalıyor. Ama öte yandan köpeklerin insanları ısırma sayısı çok fazla. Bu arada insanlar bir yıl içinde milyonlarca köpekbalığını sadece yüzgeçleri için yok ediyorlar. Önce yüzgeçlerini canlı canlı kesiyorlar, ardından hayvanları denize atıyorlar. O köpekbalıkları da başka canlılar tarafından parçalanıyor. Biz daha vahşiyiz. O yüzden biz, “Köpekbalıklarını seviyoruz. Karadakilerdir bizi korkutan” diyoruz.

– Bir sosyal sorumluluk projesine de vesile olacak mı bu çalışma?

Kum balıklarıyla ilgili bir proje var. Oraya destek olacağız. Bir de Çaba Derneği bir ‘Güçlü Kadın' fonu açtı. Bu fonla birlikte kız öğrenciler okutulacak ve ideallerine kavuşturulacak. Bu projeye de destek vereceğiz.

– Bu sergiyi başka şehirlere götürecek misiniz?

İlk teklif Çanakkale'den geldi. 1 ay önce Çaba Derneği ile Çanakkale'deydik. Oradaki Deniz Müzesi ve çevresinde eserler sergilenecek. Yaz sezonunda Bodrum'daki bir AVM sanat bölümü açacak. O bölümü bizimle açmak istiyorlar.

Şiddet gören kadınların sesi olmak isterim

– Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olsaydınız, kadına şiddet konusunda ilk ne yapardınız?

Kadınların eğitilerek, bu şiddete maruz kalmamaları için kendisine kalkan eli tutması lazım. Bir kere evde öğretilen korkular ve yargılar, başka bir bakanlığın görevi. Ama kadından sorumlu bakanlığa gelecek olursak, verilen cezaların caydırıcı olması lazım. Bence, bunu yapanlar ceza gördükçe kadınlar da bundan bir ders alıp, en azından kendilerine yapılan şiddeti, yakındaki devlet ve kuvvet mercilerine bildirirler. Suskun kalmamalarını sağlamamız lazım. O kadınların sesi olmak isterim mesela.