Emir Özden: “Dünya adil olunduğunda daha iyi bir yer olabilir”

Süper İyi Günler oyununda Asperger sendromlu Christopher karakterini canlandıran Emir Özden, "Otizmli bireylerin hepsinin en belirgin olan özelliği yalan söylememek. Bu bir insanın sahip olacağı en güzel şeylerden biri" diyor. Genç oyuncu, "Dünya nasıl daha iyi bir yer olabilir?" sorusunu ise şöyle cevaplıyor: "Adil olabildiğimizde..."

Emir Özden: “Dünya adil olunduğunda daha iyi bir yer olabilir”

Genç oyuncu Emir Özden, Süper İyi Günler oyununda Asperger Sendromlu Christopher ile izleyicilerin karşısına çıkıyor. Mark Haddon’un romanından uyarlanan Süper İyi Günler, Tiyatrokare yapımı olarak sahneye taşındı.
Tohum Otizm Vakfı işbirliğiyle sahnelenen oyun, dünyadaki tüm ülkelerin başkentlerini ve 7507’ye kadar tüm asal sayıları ezbere bilen Christopher Boone’un çarpıcı hikayesini anlatıyor.
16 yaşındaki Christopher, izleyenleri şaşkınlığa uğratırken, Asperger sendromlu bireylerin ne kadar yetenekli olabileceğini, ötekileştirilmemesi gerektiklerini ve hassasiyetlerini gözler önüne seriyor.

Süper İyi Günler’de Christopher’ı canlandırıyorsunuz. Karakteriniz Asperger sendromu… Böyle bir karakteri canlandırmanın zorlukları ve avantajları nedir?
Karakterin zorlukları gerçekten çok fazla. Öncelikle böyle bir karakteri oynamak çok büyük şans çünkü Christopher'ın çok zengin bir dünyası var. Ayrıca oyunun estetik algısı da çok yüksek, LED ekranlarla kurulup sahneleniyor. Christopher'ın en başta zor olmasının sebeplerinden bir tanesi aslında otizmli bireyleri hiçbir zaman tanıyamıyor oluşumuz. Tam olarak Asperger sendromlu insanların iç dünyalarını kestiremiyoruz. Bu nedenle tabii ki oynaması çok zor ama aynı sebepten ötürü oynaması da bir o kadar keyifli ve heyecan verici.

super-iyi-gunler-promiyer-3
Christopher, “özel” çocuklardan öğrenebileceklerimize, onları ötekileştirmememiz gerektiğine dair çok önemli bir örnek. Sizce izleyiciler bu “özel” karakterden neleri öğrenecekler?
İzleyiciler bu karakterden en başta yalan söylememeyi öğrenecekler çünkü otizmli bireylerin hepsinin en belirgin olan özelliği yalan söylememek ki bu bir insanın sahip olacağı en güzel şeylerden biri. Otizmli bireylerle sohbet ettikçe, onlarla tanıştıkça, onların dünyasına girdikçe aslında onlarla ne kadar ortak özelliğimiz olduğunun farkına varıyoruz. Bence onları ötekileştirmek yerine onlarla daha çok iç içe olmalıyız.

KENDİMİZE ÇOK FAZLA ÇELME TAKIYORUZ

Christopher polisin kendisine yönelik “Başka dilden konuşacağım” uyarısının ardından, “Ben insanları karmaşık buluyorum. Benim insanları karmaşık bulmamın iki temel nedeni var. Asal sebep, dilin temeli sözcüklerden oluşurken, insanların sözcük kullanmadan konuşuyor olmaları. Benimle aynı dilde konuşurlarken bile başka dilden konuşurum haberin olsun! demeleri…” diyor. Bir anlamda aslında anlaşmamız çok kolayken, nasıl zorlaştırdığımızı söylüyor değil mi?
Bence de öyle. Christopher aynı zamanda Sherlock Holmes hayranı ve bu soruya Sherlock Holmes'un hayranı olarak bir kitabından alıntı yaparak cevap vereyim; “Dünya aslında çok basit şeylerden kuruludur. Ama insanlar dünyayı karmaşık ve zor bir hale getirir” gibi bir alıntısı var ve bunu oyunda da söylüyor. Bence de tam böyle bir şey aslında, insanlar ortak bir dil kurup hiç yalana başvurmadan çok iyi geçinip anlaşabilecekken dünyayı zor bir yer hale getiriyorlar. Tabii ki çok fazla değişken var hayatta ama Christopher'ın bakış açısından bunu söyleyebilirim.

Karakteriniz aynı zamanda yaşadıklarını da kitaplaştıran birisi. Matematik dehasıyken hislerini edebi olarak kaleme döküyor. Bir anlamda “yapamam” serzenişinin ne kadar anlamsız olduğunu mu gösteriyor?
Böyle diyebiliriz çünkü bizler hayatın içinde çok fazla şeye takılıyoruz aslında. Kendimize çok fazla çelme takıyoruz. Bir şeyi yapmak ve eyleme dökmek için çok fazla soru işareti ile uğraşıyoruz. Christopher da çok zorluklar yaşıyor ve kendi içinde çok fazla boşluğa düşüyor, bu kitabı yazıp yazmamak için ama bunu yapmaya karar verdiği anda da onun önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğinin farkına varıyor. Bundan dolayı da bu kitabı yazmak için her şeyi göze alıyor.

super-iyi-gunler-promiyer-2

Süper İyi Oyun’da Emir Özden’in yanı sıra, Ayça Erturan, Korel Cezayirli, Didem İnselel, İbrahim Can Sayan, Onur Kırat, Şebnem Şeviktürk, Cem Arslan, Uğur Can Arıkan, Sevcan Başaydın, Beste Koçak ve Celile Toyon yer alıyor.

Babası Ed, annesi Judy ve öğretmeni Siobhan en yakınları… En yakınlarının hayatı zorlaştırdığı ve kolaylaştırdığı anlar var. Bu karakterleri oynayan sahne arkadaşlarınızla nasıl bir tempo tutturdunuz?
Sahne arkadaşlarım zaten çok deneyimli oyuncular ve biz de çok iyi anlaşıyoruz o yüzden bu tempoyu tutturmak ve birbirimize alışma konusunda hiç zorluk yaşamadım. Hepsi zaten işi nasıl yapması gerektiğini bilen profesyonel oyuncular.

DÜNYA O KADAR GÜVENLİ BİR YER DEĞİL

Christopher, “Dünya geniştir, güvenli değildir” derken bugünün dünyasına da atıfta bulunuyor mu sizce? Siz bugünün dünyasını nasıl tarif ediyorsunuz?
Christopher direkt buna atıfta bulunmak için bu cümleyi kurmasa da buna inandığı için bu cümleyi kuruyor ki ben de buna katılıyorum. Hatta Christopher'ın söylediği pek çok cümleye ben de hemen hemen katılıyorum. Emir olarak cevap verecek olursam bence de dünya o kadar güvenli bir yer değil maalesef.

Christopher bir yerde “Ben şimdilik akıllı değilim, duyarlıyım, akıllıyım ama ispatlayamam” diyor. Bazı hislerimizi, yeteneklerimizi ispat zorunluluğu da bugünün dünyasında bir sorun mu?
Kesinlikle büyük bir sorun. Bir kere popüler kültür gibi bir gerçeklik var ve bu gerçeklikte insanlar kendi düşüncelerini ve fikirlerini eyleme dökene kadar pek çok engelle karşılaşıyor. Bu engellerden sadece biri olan popüler kültürün yanında daha pek çok sorunla karşılaşabiliyorlar.

Ed, oğluna hem annelik hem babalık yaparken bir yanlışa imza atıyor. Christopher da kendisini terk etse bile annesine dönüyor. İkili arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?
Christopher'ın ilişki kurmada en önemli noktası ilk olarak güven. Babasına olan güvenini kaybettiği anda babasıyla yaşayamayacağını hissediyor. İçgüdüsel olarak bir tek annesinin kaldığını bildiği için annesinin yanına gidiyor. Aslına bakarsanız terk edilmiş olmanın Christopher'da çok fazla etki yarattığını düşünmüyorum çünkü Christopher babasının ona yalan söylemesinden daha çok etkileniyor. Belki de her şey başından dürüstçe konuşulsaydı Christopher bunu olağan bir şekilde karşılayıp ona göre karşılık verebilirdi. Ama tek güvendiği yerin annesinin yanı olduğunun farkında olduğu için ona gidiyor. Annesiyle de çok uzun süre yaşayabileceğini sanmıyor ama tek şansı bu olduğu için gidiyor.

super-iyi-gunler-10

Süper İyi Günler, 23-24 Ocak’ta saat 20.30’da artısahne’de perde açacak.

ADİL OLMAK HER ŞEYİN ÖTESİNDE

Oyun, son zamanlarda canımızı çok acıtan hayvana karşı şiddetle ilgili de önemli bir şey anlatıyor. Christopher, “Bir köpek öldürmek mala zarar vermek kadar önemli değil midir?” derken aslında bu hassasiyeti de dile getiriyor. Sizin bu konuyla ilgili değerlendirmeniz nedir?
Kesinlikle çok ince bir bakış açısı ve ben de böyle olduğunu düşünüyorum. Bizim hayatımızda da işleyen hukuki süreçler aslında ne kadar geçerli şeklinde sorgulayabiliriz bunu. Bir köpeğin ölümü mala zarar vermek kadar önemli değil mi sorusu gerçekten sorgulanması gereken çok önemli bir nokta, çünkü bu durum aslında hukukla ilgili bir şey değil ve ölümden öte bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz.

Son olarak oyunla ilgili şunu sormak istiyorum. “Dünya çok kötü bir yer” düşüncesini aşan bir karakter Christopher… “Yeryüzü, gökyüzü kadar iyi bir yer değildir ve ama o kadar kötü bir yer de değildir” diyerek, aslında dünyayı iyi yapmanın da bizim elimizde olduğunu gösteriyor. Sizin için dünyayı iyi yapmak nasıl mümkün?
Buna cevap olarak “adil olmak” diyebiliriz bence çünkü yalan söyleseniz bile adil olmak her şeyin ötesinde. Adil olmak her şeyin üzerinde bence hatta adil olunca yalan söylemenin de önüne geçilebiliyor. Yeryüzü gökyüzü kadar iyi bir yer değildir derken bence zaten yeryüzünde insanlar olduğu, karmaşaya ve adaletsizliklere neden oldukları ama aslında gökyüzünde insanlar olmadığı için Christopher gökyüzünün daha iyi olduğunu düşünüyor.

super-iyi-gunler-7
Çeşitli dizilerde sizi izledik. Genç bir oyuncu olarak kariyerinizi nasıl özetlersiniz?
Arasında olmayı sevdiğim ve çok özel insanlarla tanıştığım çok sevdiğim işler içinde bulundum. Bu zamana kadar çalıştığım insanlar, ekipler hep çok iyi insanlardan oluşuyordu. Ben bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum açıkçası dolayısıyla umarım iyi şeyler olur kariyerim adına ve güzel işler yaparım.

İNTERNET BÜYÜK BİR ŞANS

Genç bir oyuncu olarak, dizilerin, filmlerin internet mecrasındaki serüvenini nasıl görüyorsunuz? Bu sizce sektöre neler katacak?
Bence inanılmaz şeyler katacak. Bu çok büyük şans aslında. Bir şey yaratmak ya da ortaya bir şey koymak isteyen insanlar için çok büyük bir avantaj çünkü burası çok geniş bir skala ve bağımsız bir ortam; kişilerin kendilerini ifade edebilmesi için, bir şeylerin renklenebilmesi için inanılmaz bir platform. Umarım bu çeşitlilikte devam eder.

Hayatınızda olmazsa olmazlarınız var mı?
Olmazsa olmazlarım yok aslında. Genelde kendi hayatımda bir şeyi olduğu gibi kabul edip öğrenmeye devam ediyorum. İnsan bunu kendi hayatına adapte edip bir şeyi olduğu gibi kabul ederse o kadar avantajlı oluyor bence. Daha az stresli, daha temiz ve berrak bakabiliyor olaylara. Bir şeyi olduğu gibi kabul edip yaşamayı bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

EN SEVDİKLERİYLE EMİR ÖZDEN…

En sevdiği oyun: Süper İyi Günler
En sevdiği roman: Otostopçunun Galaksi Rehberi
En sevdiği albüm: Queen A Night At The Opera

Süper İyi Günler, 23-24 Ocak’ta, saat 20:30’da artısahne’de perde açacak.