Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Erdi Işık, Algı Eke ve Nergis Öztürk ’10 Saniye’ adlı oyunlarını anlattı
Erdi Işık, Algı Eke ve Nergis Öztürk ’10 Saniye’ adlı oyunlarını anlattı
Eğitim sistemini, anne ve öğretmenleri, aynı zamanda çarpık aile ilişkilerini sorgularken çocuk psikolojisinin nasıl şekillenmesi gerektiği konusunda da ipuçları veren 10 Saniye adlı oyunun yazarı Erdi Işık ile oyuncuları Algı Eke ve Nergis Öztürk, sozcu.com'a konuştu... 5 Ocak Pazar günü Toy Sahne'de perde açacak olan oyunun prömiyeri 28 Aralık Cumartesi günü yapılacak.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 27 Aralık 2019 - 07:26

Türk tiyatrosunda kısa sürede hatırı sayılır bir yer edinen Yan Etki, 2020 yılına iddialı prodüksiyonu 10 Saniye ile giriş yapıyor. Oyunun yazarı, daha önce Dali’nin Kadınları ve Sultana adlı oyunları yazan, son üç yıldır Fox Türkiye Dramalar departmanında yönetici olarak çalışan Erdi Işık. Serkan Üstüner’in yönetmenliğini üstlendiği oyunda Nergis Öztürk ile Algı Eke başrolde. En başarılı alternatif tiyatrolardan olan Yan Etki, prömiyeri 28 Aralık’ta yapılacak 10 Saniye oyunuyla 5 Ocak’ta Toy Sahne’de perde açıyor. Nergis Öztürk, Algı Eke ve yazar Erdi Işık’la oyunu ve tiyatroyu konuşurken toplumla eğitim sistemini de masaya yatırdık.

Önce, oyun yazarı Erdi Işık’ı dinleyelim

ERDİ IŞIK: Oyunun konusunu şöyle özetleyebilirim. Ülkenin en prestijli okullarından William College’tan işlediği vahşi bir suç üzerine kovulan çocuğunu okula geri aldırmak için ne gerekiyorsa yapan Zeynep ile rehber öğretmen Elif’in şiddet, taciz, etiket başlıkları altında gerçeği aramasını ya da kaybetmesini anlatan, yetiştirilen çocuğun mutluluğunu mu itibarını mı gözetmemizi sorgulatan bir oyun 10 Saniye.

Nasıl bir sorgulama?

E.I: Yıllardır kutsal olarak vurguladığımız anne ve öğretmenler gerçekten kutsal mıdır? Patolojik bir anne olamaz mı? Ya da sapkın bir öğretmen…

Oyunun iki kahramanı anne Zeynep ile rehber öğretmen Elif’i canlandıran Nergis Öztürk ile Algı Eke, rollerini anlatsınlar bize…

NERGİS ÖZTÜRK: Zeynep, ideal ailesi olmasını isteyen bir anne. Çocuğu en güzel kolejlerde okusun istiyor, kocası en başarılı işadamı olsun istiyor, en güzel semtte oturup en güzel hayatı yaşamalarını istiyor.

Çocuğu tüyler ürperten bir suç (kedi parçalayıp okula götürüyor) işleyip kolejden kovulunca da dünyası allak bullak oluyor.

N. Ö: Zeynep Hanım, çocuğunun affedilip okula geri alınması için elinden gelen gelmeyen ne varsa yapmak için harekete geçiyor. Rehber öğretmen Elif’i iftirayla, tehditle, şantajla ikna etmeye çalışıyor. Ancak öğretmen Elif de çok dişli çıkıyor.

ALGI EKE: Rehber öğretmen Elif dişli ama çok tecrübeli bir eğitimci değil. Kendi çapında Zeynep Hanım’a karşı direnmeye çalışıyor. Bir noktadan sonra sürpriz gelişmeler ve suçlamalar birbirini izleyince olay iyice düğümleniyor.

Rehber öğretmen Elif ile öğrenci Özgür arasındaki ilişki de sorgulanıyor.

E.I: Bunu seyirci sorgulayacak. Kimine göre öğretmenle öğrenci arasındaki ilişki sınırları aşılmış olacak, kimine göre normal karşılanacak. Bu arada kimi seyirci anne Zeynep Hanım’ı haklı, kimileri de haksız bulacak.

A. E: Oyun eğitim sistemini, anne ve öğretmenleri, aynı zamanda çarpık aile ilişkilerini sorgularken çocuk psikolojisinin nasıl şekillenmesi gerektiği konusunda da ipuçları veriyor.

E.I: Öğrenci Özgür, bu kolejde kendi istediği için mi, ailesi istediği için mi okuyor! Bu soruyu Türkiye’de pek çok ailenin kendine sorması gerekiyor.

N. Ö: Belki anneler kendilerini yeniden sorgulayacaklar. Çocuğuna karşı doğru davranıp davranmadığını gözden geçirecek.

A.E: Seyirci, çocuğun psikolojini düşünüp, çevresinde olup bitenlerden nasıl etkilendiği üzerinde düşünmeye başlayacak.

Öğrenci Özgür’ün annesi Zeynep Hanım mükemmelin peşinde. Peki mükemmel aile var mıdır?

N.Ö: Ben gerçekten de bir anneyim, oğlum Yaman beş yaşında ve şimdiden sorguluyorum, en sağlıklı şekilde nasıl davranırım diye düşünüyorum.

A.E: Her kesim yaşına, tecrübesine, toplumdaki konumuna göre, farklı şekillerde yorumlayacak oyunu. Dolayısıyla tiyatroya gelen her seyircinin yorumu farklı olacaktır.

E.I: Çünkü, oyun bağıra bağıra, altını çize çize bir mesaj vermiyor. Bilakis açık kapılar var, seyirci yönlendirilmiyor. Ortama, koşula göre değişen doğrular içinde herkes seçimini kendince yapacaktır.

Sizler nasıl büyütüldünüz, eğitim döneminiz nasıl geçti peki?

A.E: Ben de tıpkı oyundaki öğrenci Özgür gibi büyütüldüm. Kolejlerde okutulup, rekabet sistemi içinde eğitildiğim için yarış atı haline dönüştürüldüğüm dönemler oldu. Benim ailem de sistemle ilgili çok hatalar yaptı. Ne yazık ki, kendi içimde bu tip sorunlarla hala mücadele ediyorum. Annemler benden derece beklerken ve o dereceyi yapamadığım için evde nasıl büyük hüsranlar yaşandığına tanık oldum. Bunlar hep hayatıma yansıdı ve hep birileriyle rakip olacakmış gibi davrandım. Eğitim sistemi yalnız öğrencileri değil, velileri de kendi aralarında yarıştırıyor.

E. I: Bizim eğitim sistemimizde, akıllı çocuklar sayısal okumak zorundadır, biraz zayıfsan sözele gitmen gerekir. Böyle bir algı var. Algı Eke’nin yaşadığını ben de yaşadım. Ailemden, öğretmenlerimden, arkadaşlarımdan müthiş bir baskı yaşayarak istemediğim halde makina mühendisliği okumaya başladım. Ailem istediği için okulu bitirdim ve makina mühendisliği diplomamı aldım. Onlar mutlu olduktan sonra da kendi istediğim branşa döndüm (gülüyor). Şu anda yazarım ve makina mühendisliğini yapmıyorum.

N. Ö: Ben Erdi Işık ve Algı Eke’den daha şanslıyım, öyle sorunlar yaşamadım. Hatta ben özel okuldan devlet okuluna geçtim. Okul ve meslek seçimi konusundaki kararı da kendim verdim, şanslıyım ben.

Türkiye’nin toplum psikolojisini ve ruh sağlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

E. I: Türkiye’nin toplum psikolojisi bana göre sağlıklı değil. Eğitimli eğitimsiz, köylü kentli farketmiyor, hepsinin kendi içinde yetiştirilen çocuğa ciddi zararı olduğunu düşünüyorum.

Oyundaki öğrenci Özgür tarafından öldürülen bir kedi var.

E.I: Bu oyunu yazarken bir haber okumuştum gazetelerde. Adana’da bir kediyi öldüren iki öğrenci gözaltına alınınca ‘Sizi öldürsek acımayız, kediye mi acıyacağız’ diyorlardı. Böyle bir olayın yaşandığı ülkede toplum psikolojinin sağlıklı olduğunu söylemek mümkün olamaz.

N.Ö: İklimler dahil tüm dünyanın dengesinin bozulduğuna inanıyorum. Yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın akıl sağlığının yerinde olmadığını düşünüyorum. Dilerim sonumuz iyi olur.

A. E: Ekonomik durumun iyi olmadığı bir ortamdayız, vahşi bir mücadele yaşanıyor. Farkında mısınız, yüzü gülen insan sayısı iyice azaldı.

Son bir mesaj alalım…

N. Ö: Toplumun her kesimini ilgilendiren bir oyun. Gelsinler, izlesinler.

E.I: Farklı bir oyun ve sürprizler onları bekliyor.

A.E: Sadece gerilim, kavga değil, içinde komedi de yer alıyor bu oyunun.

Son güncelleme: 09:41 - 29.12.2019