Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Filmin kötü karakteri Ses
Filmin kötü karakteri Ses
‘Sessiz Bir Yer’ (A Quiet Place) seyirciye ilginç bir deneyim sunacak filmlerden. Başrollerinde ünlü bir karı-kocanın, Emily Blunt ve John Krasinski’nin rol aldığı film, konuşarak iletişim kurmamaları gereken bir aileyi anlatıyor. Yönetmen koltuğunda da John Krasinski’nin oturduğu ve en ufak bir sesin bile büyük tehlikelere yol açabileceği filmde toplam 100 kelime kullanılıyor. Bu ilginç deneyimle ilgili Blunt’la sohbet ettik…
Kültür Sanat 14 Nisan 2018 - 06:40

Röportaj: Birgan BİLEKE

– ‘Sessiz Bir Yer'in izleyiciler açısından içgüdülere dayanan özel bir deneyim olduğunu söyleyebilir miyiz?

John, izleyicinin filmdeki karakterler kadar hareketli olduğu bir deneyim yaratmak istedi. Filmi izleyen insanların sıçradığını, güldüğünü ve çığlık attığını görüyorsunuz. İnsanların verdiği tepkilerden dolayı mutlu olduk. Bu, çok güçlü ve gerçekdışı bir durumdu.

– Filmle gençlerin arasında oluşan bağın nedeni ne?

Sanırım filmdeki karakterler… Bu filmde bağlanabileceğiniz bir aile yaratmak istedik. Sırtınızı yaslayabileceğiniz, size büyüklük taslamayan, hayata değer vermenizi sağlayan filmleri severim. Bu da onlardan biri…

Filmin fikri çok benzersiz

– Eşiniz daha önce korku türüne bu kadar ilgi duymadığınızı söylüyor…

Doğru ama korku filmi izlemiyor olmam korku filminde yer almayacağım anlamına gelmez. Bir de bu filmin fikri çok benzersizdi.

– John nasıl bir yönetmen?

Film aşamasında birbirimize, herhangi bir oyuncuya ya da yönetmene davranacağımız gibi davranmak istedik. Ancak evli bir çift olduğunuzda sahip olabileceğiniz gizli bir dil var. İlk sahnemden önceki gün çok endişeliydim. John'a “Peki ya benimle çalışmaktan hoşlanmazsan?” diyordum. Sanırım ikimiz de çok güçlü fikirleri olan insanlarız. Ama gerçekten de bu film en muhteşem deneyimimiz oldu.

– Film süreci ilişkinize nasıl yansıdı?

Biz evli bir çift olarak işte ve hayatta her zaman birbirimizin en büyük hayranı olmuştuk. Ama birlikte çalışmak bambaşka bir şey… İlişkimizin yeni bir yönünü keşfettik. Şimdi de film muhteşem tepkiler aldığı için bu başarıyı birlikte paylaşabilmek çok özel.

sessiz_bir_yer_01_27487014148_o

Hâlâ en sevdiğim film ‘Jaws'

– Sizin bir de ‘Jaws' takıntınız var. Bize biraz da bundan bahseder misiniz?

‘Jaws''ı çocukken izledim; hâlâ da en sevdiğim filmdir. Çocukken izlediğimde tamamen dehşete kapılmıştım. Yıllar sonra tekrar izledim ve bayıldım. ‘Jaws' insanların bacaklarını ısıran bir köpekbalığı filmi değildir. Filmi heyecanlı yapan kanlı olması değil. Konu, teknedeki üç adamın bir şeyin üstesinden gelmeye çalışması. ‘Jaws''ta beni çeken de bu ve o üç karakter.

– ‘Jaws', birçok yönden ‘Sessiz Bir Yer' filmi için de çok iyi bir temas noktası…

Eşimle çok sevdiğimiz bu film, kısa sürede ilham kaynaklarımdan birine dönüştü. Filmimiz, ‘Jaws', ve ‘Witness' gibi yapıtların tuhaf bir karışımı oldu.

Birbirimize çok fazla karışmayız

– John'a ‘Sessiz Bir Yer'i yönetmesi gerektiğini ilk kez siz mi söylediniz?

Bunu yapması için kocamı ben cesaretlendirdim… Filmde bir aile var ve bu aile üyelerinin konuşarak iletişim kurması çok tehlikeli. Bu fikirden çok etkilendim ve bu tür bir filmi John'un yapabileceğini biliyordum çünkü görsel konularda çok yetenekli. Ona sadece “Filmde yalnızca oynayamazsın. Yönetmen de gerek!” dedim.

– Birbirinize iş konusunda fikir sorar mısınız?

Birbirimizin kararlarına çok fazla karışmayız ama hep destek oluruz.

aqp_06542ra

Bu rolü ben oynamalıyım

– Filmde canlandırdığınız rol için daha önce başka bir oyuncu arkadaşınızı önerdiniz mi?

Çok iyi bir oyuncu arkadaşımı John'a tavsiye ettim ve onun filmde harika olacağını söyledim. Ben de ‘Mary Poppins' filmini yeni tamamlamıştım ve bir süre dinlenmek istiyordum. Fakat bu film çok özeldi ve onun başarılı olmasını istedim. Daha önce bize ne zaman birlikte çalışmamız teklif edilse hep ilişkimizin hikayenin önüne geçebileceği ihtimali vardı. Bunun olmasını istemedim. Ama tüm bunların yanı sıra, filmin senaryosunu okuduğumda benden başka birinin bu rolü oynamasını istemediğimi biliyordum. Bu yüzden John'a “Hemen kısa bir telefon görüşmesi yapman gerek çünkü bu rolü ben oynamalıyım” dedim.

– Filmdeki aile üyeleri arasındaki ilişki çok güzel…

Bu konuda, Millie ve Noah'ın hakkını vermeliyim. Bir de tüm insanların kalbine dokunacak bir çocuğa ihtiyacımız vardı; O da Cade oldu. Millie heyecanlı olduğunu çünkü işitebilen oyuncularla çalışırken esprileri kaçırabileceğini düşünmüş. Ama herkesin onu ne kadar sevdiğini gördü. Filmde hepimiz kaçınılmaz bir şekilde yakınlaştık. Bu film, herkesin doğru nedenlerle yaptığı, bağ kurmak için orada bulunduğu düşük bütçeli filmlerden biri.

Millie hepimize cesaret verdi

– Millie'nin hiç zorlandığı bir konu oldu mu sette?

Millie hepimize çok cesaret verdi; o tam bir profesyonel. Yaptığımız her şeyde bize uyum sağladı.

– Filmdeki sesi de bir karakter gibi ele almak istediğinizi söylemiştiniz…

Filmi sessiz olarak tanımlamak hata olur çünkü ses filmin önemli bir bölümünü oluşturuyor. ‘Sessiz Bir Yer'in tamamında sadece 100 kelime falan vardır. Ses, bu aile için kötü adam rolünde. Bu yüzden sesi hep bu ailenin düşmanı olarak gördüm. Atılan bir adımın çıtırtısı gibi tüm küçük unsurlar o kadar zengin bir hal alıyor ki filmde. Yani bazı yönlerden ses kendi başına bir karaktere dönüştü. Hem de canavarlar gibi kötü bir karaktere.

sessiz_bir_yer_02_40462585665_o

Ailesinin ölmesine izin vermeyecek

– Filmde ebeveyn olarak çocukları güçlü kılmanın ve dünyadan izole etmemenin önemi vurgulanıyor. Bu fikrin çıkış noktası ne?

Çocuklarınız olduğunda hayatınız sonsuza dek değişiyor ve onların hayatları sizinkinden daha önemli oluyor. John gerçek hayatta filmdeki baba gibi davranmazdı ama o karakteri gerçekten anladı. Babanın amacı ailesini hayatta tutmak.

– Filmin size en çok hitap eden Millie'nin özelliği ne?

Ebeveynlerin çocuklarını dışarıdaki acımasız dünyadan koruyamayacağı duygusu herkes için tanıdık bir durum. Çocuklara rehberlik yapamamak çok büyük bir korkuya neden oluyor. John bu senaryoyu yazdığında ikinci çocuğumuz yeni doğmuştu. Bu yüzden John gelip de filmin mesajını bana söylediğinde “Bu filmi yönetmelisin” dedim. Gerçekten bağ kuracağı bir fikre rastladığını hissettim çünkü bir baba olarak dünyaya dair hissettikleri bunlar…