Güle eğlene yıkacağız karanlığı

Kitabında kadın haklarına mizahi bir dille yaklaşan Ege, başlıktaki gibi dedi. ve ekledi: Enseyi karartmayalım diyorum. Türk ulusu bu karmaşadan ancak akıl, bilim ve dayanışmayla çıkacak. Korkunun en büyük düşmanı gülmektir.

Güle eğlene yıkacağız karanlığı

Sanatçı Ege son yazdığı ‘Kedice Bir Tutku' kitabıyla mizah dili üzerinden topluma ayna tutuyor. ‘Kedice Bir Sevda' kitabının devamı olan yeni kitabında kadın hakları ve İstanbul Sözleşmesi'ne de atıfta bulunan Ege, pandemi sürecinde yazdığı kitaplar için “Bu kitaplar biraz da kendimi tedavi sürecinin bir parçası oldu. ‘En zor ve ümitsiz zamanda yazabiliyorsan, üstelik mizah yazabiliyorsan aferin oğlum' diyorum kendime” dedi…

KEDİ-İNSAN İLİŞKİSİ

Yeni kitabınız ‘Kedice Bir Tutku' bir önceki romanınız ‘Kedice Bir Sevda'nın devamı niteliğinde nasıl karar verdiniz seri yazmaya? 

İşin doğrusu devamını yazmak gibi bir niyetim yoktu. Yazdığım romanlarda kitabı sonlandırmak yerine okuyucunun hayal gücüne bırakmayı tercih ettim her zaman. ‘Bundan ne olmuştur acaba?' merakı hikayenin gücünü arttırır. Bu defa hem film olma ihtimali hem de kahramanın fırlamalıklarının sınırsız olması beni yazmaya zorladı. Kedi ile insan ilişkisi sonsuz bir kaynak benim için.

Bu kez nasıl bir mesaj veriyorsunuz okuyucuya? Yazarken hangi duygu baskındı?

Hikayenin devamı gibi görünse de boyutları değişiyor. Elif, Tofi'nin sıradan bir kedi olmadığını ve eski sevgilisi Tayfun'un ruhunu taşıdığını anlıyor. Öte yandan hayat devam ediyor ve kahramanlarımız seçimler yapmak zorunda kalıyor. Benim için en keyifli kısım burada başlıyor: Okuyucuya ben olsaydım hangisini seçerdim sorusunu sordurmak. Hayatımıza yön veren seçimlerimiz olduğuna göre mantığımızla mı hislerimizle mi karar vermeliyiz?

SİHİRLİ DEĞNEK OLSA…

Serinin devamı gelecek mi?

Kediler ve onların saygı duymak zorunda kaldığımız fırlamalıkları hayatımızda olduğuna göre neden olmasın?

Kitap mizahi bir dil taşısa da İstanbul Sözleşmesi'ne ve kadın haklarına da atıfta bulunuyor. ‘Biz erkeklerin gözü bencil ve tek taraflı' eleştirisinde bulunuyorsunuz. Erkeklerin gözü değişirse kadınların sorunu çözüme ulaşabilir mi?

Elimde bir sihirli değnek olsaydı tüm kadın ve erkeklere empati ve karşılıklı saygı duygusunu yerleştirirdim. Nerede doğduğundan tut, hangi coğrafyada, hangi şartlarda yetiştiğine, aldığın eğitime bağlı olarak farklı karakterler olduğumuz gibi, yaşadığın toplumun gelenekselleşmiş kadına, erkeğe ve ilişkiye bakış açısının normları da bizi evrensellikten uzaklaştırıyor. Pratikte görünen tek çözüm yasaların koruyuculuğu. İletişimin arttığı ve sosyal ilişkilerin yavaşladığı şu çağda yeni rol modellere ve kahramanlara ihtiyaç var.

EN ZOR ZAMANDA…

Kendinizi her fırsatta ‘Edebiyat yolculuğuna yeni çıkmış bir gezginim' diye ifade ediyorsunuz ama 4. kitabınızla okuyucuyla buluştunuz. Edebiyat gezgininin seyir defterinde neler var?

Son iki kitabımın pandemi sürecinde basıldığını düşününce korkunç bir sürecin içinde aklı başında kalabilmeyi başarmışım diyorum. Bu kitaplar biraz da kendimi tedavi sürecinin bir parçası oldu. ‘En zor ve ümitsiz zamanda yazabiliyorsan, üstelik mizah yazabiliyorsan aferin oğlum' diyorum kendime. Yaşadığımız çağda normalleşme denen bir dönemi görmenin imkansız olduğunu kabul ederek masallarla ilgili yarım bıraktığım kitaba geri döneceğim.

‘Bu ülkede izahı olmayan şeylerin mizahı yapılıyor' demişsiniz kitap tanıtımında. Sizce ülkede gerçekten mizah yapılabiliyor mu?

Mizah, Türkiye'de eskisinden çok daha güçlü ama onu yanlış yerde arıyoruz. Mizah artık duvar yazılarıyla sokaklara taştı, sosyal medyada gündemi belirliyor, sayfalarca yazmak yerine tek bir cümleyle ya da sekiz saniyelik bir görselle daha da hayatın içinde. Yolda okuyoruz ya da telefonda izliyoruz.

ŞİMDİ SIRADA MASALLAR VAR Kendini, “Edebiyat yolculuğuna yeni çıkmış bir gezgin” olarak tanımlayan Ege, “Masallarla ilgili yarım bıraktığım kitaba geri döneceğim” dedi.

ZOR GÜNLER BEKLİYOR!

‘Gülmenin ve güldürmenin karanlıklara karşı hâlâ en güçlü direniş olduğuna inanıyorum' diyorsunuz kitabın sunuşunda… Gülecek hal kaldı mı millette diye sorsak ne dersiniz?

Enseyi karartmayalım diyorum. Bir çağ değişiminin başlangıcındayız ve çok daha zor günler bizi bekliyor. Türk ulusu bu karmaşadan ancak akıl, bilim ve dayanışmayla çıkacaktır. Mizah, dayanışmanın en önemli payandası. Korkunun en büyük düşmanı gülmektir. Güle eğlene yıkacağız karanlıkları.

İlk defa evli ve çocuklu olmadığıma mutluyum!

Memleketin haline mizah sever bir sanatçı gözüyle baktığınızda nasıl bir tablo çizersiniz?

Mizah seven biri için malzeme çok ama vatandaş olarak kaygılarım daha fazla. Önümüzdeki 10 yıl içinde savaşlar ve göç, su ve yiyeceğe erişim için olacak. 2030 yılına kadar 1.5 milyar insanın Ortadoğu ve Asya'dan bu sebeple yer değiştireceği öngörülüyor. Türkiye bu göç yollarının üstünde. Türkiye acil su, tarım ve orman politikaları geliştirmek ve kontrolsüz göçle ilgili önlemler almak zorunda. Önümüzdeki 50 yıl tarım ve orman yurdumuzun hayati kaynağı olacaktır.

Normalleşme ile konserler başladı. Müzisyenler açılan yaraları sarabilecekler mi?

Bir enstrümanı iyi derecede çalmak için yıllarca çalışmanız ve sabretmeniz gerekir. Müzisyenler sabırlı insanlardır. Ne var ki aile geçindirmek bu sabrı törpüledi. Hayatımda ilk defa evli ve çocuklu olmadığım için mutlu oldum.

Müzik kısıtlamasının 24.00'e çekilmesi büyük tartışma yarattı. Sizin düşünceniz nedir?

İktidarın müziğe bakış açısını yıllardır yaşıyoruz. Pırlanta alacaksan KDV yüzde 1, konser bileti alacaksan yüzde 18, yetmedi eğlence vergisi yüzde 17, yetmedi stopaj yüzde 22. Geriye kalan parayla yalılarımızda gül gibi geçiniyoruz. Allah bereket versin.