Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Güzellik hayata iki sıfır geriden başlatıyor
Güzellik hayata iki sıfır geriden başlatıyor
Zümrüdüanka’nın başrol oyuncusu HaftaSonu’na konuştu: Ceren Yılmaz güzel olmanın bilinenin aksine daha zor olduğunu söyledi. “Kadın erkek ilişkisi ve iş hayatında durum böyle” dedi.
Hande ZEYREK
Kültür Sanat 18 Ekim 2020 - 09:23

Fox TV'deki sevilen dizi Zümrüdüanka'nın Zümrüt'ü, başrol oyuncusu Ceren Yılmaz, gerçek bir Türkiye hikayesinde yer almanın mutluluğunu yaşıyor… Ülkemizde şiddet gören binlerce kız olduğuna dikkat çeken 30 yaşındaki güzel oyuncu “İş ve sosyal yaşamda zorluk yaşayan bir kadın olarak; özgür yaşayabileceğimiz, güçlü olabileceğimiz bir ülkede yaşamak için her zaman mücadele vereceğim” diyor. İşte Yılmaz'la içten bir sohbet…

Güzel Sanatlar sahne ve kostüm tasarımı okumuşsunuz. Ceren Yılmaz'ı yakından tanımak isteriz…

Ceren; özgür, aklına eseni yapan, kimsenin onu sınırlamasına izin vermeyen bir kadın. Hayatta en çok disiplinli olduğum konu işim. Bunu sadece oyunculuk için söylemiyorum, ne iş yaparsam konsantrasyonum yüksek oluyor ve işi tamamlayana kadar tüm dikkatimi işe veririm. Sahne ile çok küçük yaşlarda tanıştım. Başka bir meslek seçmem beklenemezdi. Güzel Sanatları çizim sınavıyla kazandım. Çocukken evin duvarlarını boyardım, televizyonun önüne geçip ailemden beni izlemelerini isterdim. Çocukları küçük yaşlarından itibaren takip etmek lazım, gelecekte ne olacağımızın sinyallerini daha o yaşlardan verdiğimiz bir gerçek.

Gerçek bir Türkiye hikayesi mi aslında Zümrüt'ün yaşadıkları?

Kesinlikle! O kadar çok bu şartlarda yaşayan genç kızımız var ki… Yine Zümrüt iyi annesine karşı gelebiliyor, babası anlayışlı iyi bir adam. Ailesine karşı gelemeyen, şiddet gören binlerce kızımız var.

Zümrüt ile Ceren arasında benzerlikler var mı?

Benzer yanları var ama genel olarak çok uzaklar. Ailesine düşkünlüğü, haksızlığa gelememesi, herkese karşı iyi niyetli yaklaşması, iyi niyeti su istimal edilince sinirlenmesi…

Duru güzelliğiniz  konuşuluyor. ‘Güzel kadın' tanımı her dönem zor olmuştur ülkemizde…

Göründüğü kadar kolay bir hayat yaşamıyoruz aslında insanlar bir kadın güzelse her şey onun için kolay oluyor sanıyorlar ama tam tersi durumlar da yaşanıyor. Kadın erkek ilişkilerinde maalesef Türk erkekleri istedikleri olmayınca agresifleşip hayatı zorlaştırabiliyorlar. Tabii ki genelleme yapamayız ancak yüzdesi fazla diyelim. İş hayatı için de bu durum geçerli. Yani sonuç olarak bir kadın ya da erkek için fiziksel güzellik tanımları insanlara dışardan hayata bir sıfır önde başladığınızı düşündürtse de aslında iki sıfır geriden başlatıyor.

Kahraman kadını oynamak isterim

Oyunculuk sevilmeden yapılacak bir şey asla değil. Mesleğimi çok seviyorum. Oynamam dediğim hiçbir rol yok. Oynamak istediğim rol ise kahraman, savaşçı bir kadını canlandırmak çok isterim.

Üniversiteye hazırlık süreci mutsuz etti!

Çocukluğunuz nasıl geçti?

İlkokul ve ortaokul hayatım tiyatro, dans ve voleybol arasında sürekli koşturmaca ile geçti. Çok mutluydum. Lisede zor bir hayatım oldu. Çünkü üniversite hazırlığı nedeniyle hobilerimi bıraktım ve sayısal bölümü seçtim. O sıra biraz bocaladım. Çünkü sadece dershaneye giden, hobileri olmayan ve sürekli ders çalışan biri olmak beni mutsuz etmişti. Çok şanslıydım ki bu zor süreci, hayatımı negatif etkileyecek bir karar vermeden ailemin de yaklaşımıyla atlattım. Onların desteği, kararlarıma duydukları saygı ve özgürleştirici bakış açıları kendi yolumu bulmamı sağladı.

Neler izler, neler okursunuz? Kimleri takip edersiniz?

Herman Hesse, Carl Gustav Jung, Alfred Adler, Dale Carnegie, Gülseren Budayıcıoğlu. Daha çok psikoloji okumayı seviyorum. Almadovar gibi sonu şaşırtan yönetmenleri seviyorum. Haneke gibi aşırı gerçekçi ve insan psikolojisini iyi işleyen yönetmenlerin filmlerini izliyorum.

Özgür yaşayabilmek için her zaman mücadele vereceğim

– Kadınların yaşadıkları sorunlar, İstanbul Sözleşmesi gibi konularla ilgili yaklaşımınızı da sormak isterim…

İçinde kadının hakkını eline alabileceği, korkmadan güvende yaşayabileceği hangi sözleşme hangi hak varsa hepsinin arkasındayım ve destekliyorum. İstanbul Sözleşmesi fikri çıkmadan on sene önce de böyle düşünüyordum. Bir kadın olarak, iş ve sosyal yaşamda zorluk yaşayan bir kadın olarak; özgür yaşayabileceğimiz, güçlü olabileceğimiz bir ülkede yaşamak için her zaman mücadele vereceğim.