Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Haftanın Kitapları
Haftanın Kitapları
Özkan Saçkan'dan haftanın kitapları...
Özkan SAÇKAN
Kültür Sanat 9 Şubat 2020 - 07:00

Okulda ilk günü

Aline De Petigny'den Kırmızı Küçük Tilki-Okulun İlk Günü. Bugün küçük Zenko için okulun ilk günü, bu yüzden biraz korkuyor. Neyse ki Arçi, yapması gerekenleri ve yeni arkadaşlarıyla ne kadar eğleneceğini anlatmak için kardeşinin yanında. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)


Duygu denizinde damla

Mustafa Holoğlu'nun ikinci şiir kitabı Sevdam İstanbul. Pulları hiç aramadım, Kalemlere, kelamlara, Sığınmadım, Duygu denizinde damla olmuşum, Seni tufanlara, kasırgalara, Bırakmak istemedim. Ve her şeyin üzerine, Yeminler olsun, Kahrından çatlasa da gururum, Kuş kanatlı, ömrün, Sonbaharın da olsan, Bil ki, Ben hep seni sevmişim. Ve sen bilmezsen kurban, Kim inanır ki bana, Kim inanır, Senden başka, Yüreğinden başka… (Mona Kitap)


Çarpıcı bir üslup

Uğur Batı'dan Kusursuz Kararlar Vermek ve İkna Sanatı. Beyin bilim odağında karar bilimi, karar anı, puslu mantığımız, her şey bizim iradenizle mi oluyor ya da neden irrasyonel ve sabırsızız? Yazardan olağanüstü sorular ve ilham verici cevaplar. Harvard Business Review Türkiye. Kararlarımızın anatomisi! Yazar, ana damarda ilginç ve etkileyici bir alan yakalamış. Çok çarpıcı bir üslup… Bloomberg Businessweek Türkiye. Akıllı insanlar neden aptalca hatalar yapıyor? BrandMap. (Doğan Kitap)


Karanlık dünyası

Reşit Güngör Kalkan'dan Işığın Peşinde Bir Ulu. Biyografi türündeki kitap, Türk edebiyatının büyük isimlerinden, eğitimci Mitat Enç'in hayatı konu ediniyor. Üniversite eğitimi sırasında gözlerini kaybeden ve 82 yıllık yaşamının 60 küsür yılını karanlıklar içinde geçiren Enç'in hayat karşısında gösterdiği destansı çaba, okura akıcı bir dille anlatılıyor. (Gazikültür)


Hukuki bilgiyi sanatın lehine ele alıyor

Pınar Sönmez'den Aşk Yaratıcılık ve Yasa-Sanat Hukuku. Hukukçu, sanat hukuku avukatı, yazar, “Bilmek hakim olmaktır” diyerek sanat aşkını, sanatın biricikliğini umutla, hakikatin gücüyle, hukuki bilgiyi bilfiil sanatın lehine ele alıyor. Hakkı, hakkaniyeti, adaleti özellikle sanat ve hukukun kesiştiği yerde, sanat hukuku ilkeleri ve fikri haklara ilişkin yasalar ışığında anlatan yazar, hukukun üstünlüğü ilkesinin altını tane tane ve kararlılıkla çiziyor. Hakkaniyetin ışığıyla, sanatın gücüyle, hukukun üstünlüğüyle. (Alfa Yayıncılık)


Köyde yaşayanlar

Mark Twain'den Tom Sawyery. Tom, St. Petersburg köyünde yaşayan yaramaz bir çocuktur. Bir gün Huck ve Joe ile gizli bir plan yaparak ıssız bir adaya saklanırlar. Herkes onları öldü zanneder ve cenaze töreni yaparlar. Fakat bunun bir oyun olduğu sonradan ortaya çıkınca köyde yaşayanlar onlara tavır alır. Tom ve Huck bu işten kasabada yaşayan Bayan Douglas'ı öldürme planı yapan haydutları ortaya çıkararak kurtulurlar. Haydut Kızılderili Joe bunun sonucunda hapse atılır. Onun definesinin yerini bilen kişiler olarak Tom ve Huck hayatlarının sonuna kadar varlıklı bir yaşam sürerler. (Altın Kitaplar)


Kaynak olması amacıyla

Bir Yalnız-100. Doğum Yılında İlhan Berk. 2018 yılındaki İlhan Berk'in 100. doğum yıldönümü etkinliklerinden biri Yapı Kredi Kültür Sanat binasındaki “İlhan Berk Gezegeni: Etkileşim, İleri-Geri Adımlar, Sonsuz Arayış”, öbürü de İstanbul Arel Üniversitesi'ndeki “Bir yalnız/ Gökyüzünün sözlüğünde” başlıklı sempozyumlardı. Kitap İlhan Berk şiiri üstüne yapılacak çalışmalara yeni bir kaynak olması amacıyla yayımlanıyor. (Yapı Kredi Yayınları)


Kaybetti ama, yıkılmadı

Piraye'den Seyir. Seyir eden misin, seyreden mi bu âlemde? Eksikliğin boş gözleriyle büyümüştü Mina… Küçük bir kızken bunu ilk fark ettiğinde, şaşırmıştı; olmayan her ne ise kalbinin orta yerinde, orada bir oyuk oluşturmuştu sanki. Bozuktu. Defoluydu. Büyüdü, genç bir kadın oldu ve bir karar verdi; “Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı. Onların sözleri, onların ilgisi, onların tanımları, onların yorumları…” Aşklar da oldu yaşamında, kırgınlıklar, savruluşlar da… Kaybetti, ama yıkılmadı yeniden ayağa kalktı. Bir sergi açılışında Celal ile göz göze geldiği ilk an, bir tokat patlamıştı sanki yüzünde. Deli gibi çarpan kalbinin sesini duyuyor, bu gergin ama bir o kadar da gizemli erkeği izlemekten kendini alamıyordu. Mina, onu kendi dönüşümüne götürecek uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırdı artık! (Mona Kitap)


Kötümserlere karşı

Nazlı Kılan Ermut'tan Pollyanna Mutlu Muydu.1970'lerin sonuydu… Ankara'da yağmurlu bir öğleden sonra, okuldan çıkmış, bir an önce soba kenarına oturup kitabımı okumaya devam edebilmek için koşarak eve gidiyordum. O vakitler çoğumuz evden okula, okuldan eve kendi kendimize gidip gelebilirdik. Kimsenin kimseden korkmadığı, hatta çevresiyle iletişim kurmadan yaşayanların yadırgandığı yıllardı. O yağmurlu günü unutmuyorum. Kırmızı ciltli kitabım Pollyanna'yı bir an önce okuyup bitirmek istiyordum. Ben dahil pek çok çocuğun kahramanıydı o. Kötümserlere karşı bir savaşçıydı. Sonra ne oldu, nasıl oldu? Yılların içinde savrulurken pek de anlayamadığım bir biçimde her şey değişti. Çocukluk kahramanım Pollyanna yeni dünya düzeni içinde dalga geçilen, küçümsenen, demode bir sembole döndü. (Artemis Yayınları)


Masal daha bitmedi

Samed Behrengi'den Güvercinci Çocuk. “Tüm masal anlatanlar masalın sonunda, ‘Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine' derler; ama ben eminim ki bu masal daha bitmedi, elbet bir gün bu masalın peşine düşeceğim.” Samed Behrengi. Yazar bu masalını, yazarın hemşerisi, uzman eczacı, dilbilimci, bilim felsefesi ve tarihi doktoru Anooshirvan Miandji Farsça orijinal baskısından dilimize çevirdi; Esra Uygun resimledi. (Bilgi Yayınevi)


Sarsıcı bir hikâye

İrene Nemirovsky'den Aile Bağları. Sıradan bir pazar günü Demestre ailesinin yetişkin çocukları, anneleri Anna'nın evinde bir araya gelir. Üç oğlu, gelinleri ve boşanmış kızının toplandığı sofrada her zaman olduğu gibi kardeşler arasındaki gerginlikler tekrar su yüzüne çıkar. Ölümün ne kadar yakın olduğunu fark ettiklerinde, bu kardeşler anlaşmazlıklarını unutup barışabilecek midir? Yazarın 1936 tarihli öyküsü, aile dinamiklerinde insan ilişkilerine dair evrensel şeyler bulan, sarsıcı bir tek perdelik hikâye. (Can Yayınları)


Bütün engellere rağmen-

Hypatia'dan Yanlış da Olsa Düşünmek Hiç Düşünmemekten Daha İyidir. Düşüncenin ve aklın cinsiyeti olmadığını tüm dünyaya ispatlarcasına; zekâsı, kişiliği ve düşünceleriyle tarihe yön verdi. Bütün engellere ve baskılara rağmen bir kadının tek başına bile dünyayı değiştirebileceğini gösterdi herkese. Yobazlar tarafından vücudu midye kabuklarıyla lime lime edilerek öldürülen Hypatia, yanlış da olsa düşünmenin hiçbir şey düşünmemekten daha iyi olduğunu, herkesin bu anlamda kendine ait bir alanı bulunduğunu, düşünebilme yetisine sahip her insana aynı zamanda sorumluluklar düştüğünü söylemekten çekinmemiştir. (Destek Yayınları)


Hayvan dostlarımıza ulaşmak

Çiler Çelikler'den Hayvanlardan Çocuklara Mektuplar. Bir karınca konuşsaydı neler anlatırdı, hiç merak ettin mi? Peki, bir kedi sana, “Naber çocuk?” dese ne yapardın? Bir köpekle bir inek koşa koşa yanına gelseler, “Sana bir şey anlatmamız gerekiyor” diye anlatmaya başlasalar… Bir kartal süzülse gökyüzünden, tam omzuna konsa ne yapardın? İşte, hayvan dostlarımız bize ulaşmak istemişler ve yazdıkları mektuplarla bunu sonunda başarmışlar… (Altın Kitaplar)


Doyulmaz bir macera

Banu Savu'dan Mavi Ege’nin Cesur Çocukları. Yoncalar artıyor… Yuvalar taşla doluyor… Ve Boncuk'un “Kurtar bizi!” diye yalvaran bakışları gözlerimin önünden gitmiyor… Yazar kitabıyla gençliğin hayallerini duygularla harmanlıyor ve doyulmaz bir macera kaleme alıyor. Okurlarını sevgi, sadakat, emek ve bağlılık kavramları üzerinde düşünmeye; doğa ile kültür arasında bağlantı kurmaya ve sorumluluk almaya davet ediyor. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)


Şişli yolculuğu

Mario Levi'den Bu Salı ve Her Salı Şişli-Gördüklerimiz Göremediklerimiz 2. Yaşanmış ve yaşanamamış aşklarıyla… Kokuları, tatları ve artık kaybolmuş mekanlarıyla… Sırlarıyla… Yazarın çektiği fotoğraflar da onlara eşlik ediyor. Kitap, melankoli, hüzün, aşk ve özlem dolu bir Şişli yolculuğu… Bu kitabı okurken geçmişten günümüze bir zaman tünelinden geçmenin büyüsünü yaşayacaksınız. Bugünü daha iyi hissetmek için… (Everest Yayınları)


Tanrıçayı kendine seçti

Erdem Yücel'den Mitoloji Tanrıları Aşkları ve Gizemleri. Tanrıların kralı Zeus; ilk eş olarak Metis’i, bilge Tanrıçayı seçti kendine. Metis en çok şey bilendir bütün Tanrılar ve ölümlüler arasında. Ama bu Tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena’yı, Zeus, toprağın ve göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu, gövdesinin içine aldı onu. Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena’yı, o dünyayı birbirine katan Tanrıça’yı. O cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan Tanrıça’yı… (Puslu Yayıncılık)


Yaşama dönük, direnmeye istekli

Murat Yalçın'dan Dayı Parçası. Belki biraz incinmiş, biraz kırılmış, biraz bitkin, belki biraz yılgın da ama yaşama dönük, direnmeye istekli. Benzi sararmış ama hastalıktan, düşkünlükten yana durmuyor gövdesi. Aczini vakarına gizlemiş akıbetini bekliyor. Geçecek mi, yaraları onacak mı? O güzelim hırgürlü, söz dinlemez günlerine esenlikle dönecek mi? Romanın anlatıcısı, gençliğinde sol görüşlü bir adam olan çok sevdiği dayısının giderek milliyetçi-mukaddesatçı kesilişini, uzun süren hastalık dönemindeyse kendini büsbütün öbür dünyaya adamışlığını anlatıyor. (Can Yayınları)


Söyleyecek bir şey yok

John Grisham'dan Hesaplaşma. Ekim 1946, Clanton, Mississippi… Metodist kilisesine bağlı olan Pete Banning, serin bir ekim sabahı yola çıktı, kasabadaki kiliseye girdi ve arkadaşı olan Rahip Dexter Bell'e soğukkanlılıkla üç el ateş etti. Cinayet kadar şaşırtıcı olan bir başka şey de katilin avukatlarına, yargıca, jüriye ve kendi ailesine söylediği tek cümleydi: “Söyleyecek bir şeyim yok!” Banning idam edilmekten korkmuyordu ve sırrını elektrikli sandalyeye götürmeye hazırdı. Yazar bu kitapta, bizi ırkçı düzenin sürdüğü Güney'den savaş yıllarındaki Filipinler'e, sırlarla dolu bir akıl hastanesinden, avukatının Banning'i kurtarmak için çırpındığı mahkeme salonuna doğru inanılmaz bir yolculuğa çıkarıyor. (Remzi Kitabevi)


Sancılı süreç

Süleyman Tekir'den Osmanlı’dan Cumhuriyete Jandarma Kuruluş Teşkilat ve Mücadele. Yazar, birinci bölümde klasik dönemden itibaren modern jandarmaya giden süreci gözden geçirmektedir. Zaptiye Müşiriyeti ve jandarmanın kuruluşuna kadar geçen sancılı süreci bu bölümde ele almıştır. İkinci bölümü ise kendi içerisinde üç ayrı kısma ayırıyor: Birinci Dünya Savaşı, Mondros Mütarekesi ve Millî Mücadele Dönemi. İlk olarak Birinci Dünya Savaşı'nda cepheye sürülen jandarmaların kısa sürede cephelerde erimesini irdeliyor. Mütareke ahkamına göre ülkenin tek silahlı unsuru haline gelen jandarmanın Milli Mücadele yıllarındaki teşkilatı ve faaliyetleri ise bölümün son kısmını teşkil ediyor. Yazar, kitabın üçüncü ve son bölümünde Atatürk devrinde uzun savaş yıllarında yıpranan jandarmanın yeniden teşkilatlandırılmasını, Cumhuriyet jandarmasının kuruluş sürecini ele alıyor. (Timaş Yayınları)


Olağanüstü bir roman

Benim Adım Kırmızı Üzerine Yazılar-Orhan Pamuk Söyleşisiyle. Dünyanın her köşesinde edebiyatçılar, eleştirmenler ve sanatçılar roman hakkında ilginç incelemeler ve eleştiriler yayımladılar. Bu olağanüstü romanın katmanlarını aralayan ve okuru romanın sırlarına yaklaştıran yazıların en iyilerini, Türkçede ilk kez bir araya getiriyor. (Yapı Kredi Yayınları)


Göz ardı edilen konular

Cemil Koçak'tan Ayın Karanlık Yüzü. Yazar “Bu kitabımda, resmî târihin hep göz ardı ettiği konularda; benim önemli olduğunu düşündüğüm üç yazımı bir araya getirdim. İlk yazım 1915 Ermeni tehcirine yönelik olarak İttihat ve Terakki ile Teşkilâtı Mahsusa arasında aranıp da bir türlü bulunamayan doğrudan ilişki konusundadır. İkinci yazım, tek-parti döneminde gayri müslim azınlıklara yönelik Türklüğü tahkir dâvâlarına ilişkin kuşbakışı bir değerlendirmedir” diyor. (Alfa Yayıncılık)


Düelloya davet

Alexandre Dumas'tan Üç Silahşorler. Genç Dartanyan silahşor olabilmek ve kralın hizmetine girmek için Paris'e gelir. Kralın komutanlarından Treville'i bulur. Bu arada yaşanan bazı talihsiz olaylar ve yanlış anlamalar yüzünden üç silahşorlar; Athos, Porthos ve Aramis, Dartanyan'ı üç ayrı yerde düelloya davet ederler. Düello başlamak üzereyken Komutan Treville'in rakibi olan Kardinal Richelieu'nün askerlerinin saldırısına uğrarlar. Bunun üzerine Dartanyan, üç silahşorları da yanına alarak güç birliği yapar. Yaşanan bütün bu olaylar sarsılmaz bir dostluğun başlangıcı olur. (Altın Kitaplar)


Hayır mı diyecek?

Lucy Rowland, Kate Hindley'den Hayır Diyen Şövalye. Şövalye Ned daima nazik ve kibarmış, her ne olursa olsun her zaman “Peki!” dermiş. Ta ki bir gün “Hayır!” diyene dek. Birden böyle deyivermiş. Ama yalnız bir ejderha gelip de arkadaş olmak isteyince Ned ne diyecek? Hayır mı diyecek? Yoksa… Peki mi? (Bilgi Yayınevi)


Hayalperest bir çocuk

Henry Handel Richardson'dan Çocukluğun Sonu. Kocası Richard'ın ölümünden bir ay sonra Mary Mahony, oğlu Cuffy ve kızı Lucie'yle başka bir kasabaya taşınır. Çocukları için her şeyi göze alan anneye göre dokuz yaşındaki oğlu aklı havada, hayalperest bir çocuktur. Ancak yaşamın acı sürprizleri karşısında kendisini ve kız kardeşini ayakta tutabilmek için Cuffy çocukluğunu bir günde geride bırakacaktır. Bir ailenin başından geçenlerle bir dönemin hikâyesini çıkaran kitap, dört bölümlük bir öykünün içine bütün bir romanı sığdırıyor. (Can Yayınları)


Baştan sona ilham veriyor

Dawson Church'dan Zihinden Maddeye-Beynimizin Maddesel Realiteyi Yaratmasının Şaşırtıcı Bilimi. Yazar kitabında, bilimsel gerçekleri inceliyor ve zihnin bir maddesel şekli nasıl yarattığını gösteren çalışmaları adım adım bütün ayrıntılarıyla gözden geçiriyor. Böylece bulmacanın her parçası yerine oturuyor ve bilimin metafizikten daha şaşırtıcı olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Tıp, spor, iş, şifa, sanat ve bilimsel dünyada, düşünceyi maddeye dönüştürme deneyimi yaşamış olan kişilerin tanıklıklarını da içeren kitap, baştan sona ya ilham veriyor ya da yürek yakıyor. (Destek Yayınları)


En uzun bekleyiş

Serhan Ada'dan Dökmeden Sayılan Zaman. En uzun bekleyişti bulutlar altında. Yağmur dahi yağmış olabilir, geçmiş gün. Şeylerdendi zaman, şeyin geldiği an. Avlunun karanlığı gölgeleri sildiğinde, koyu yeşil meydan okumaydı konan, siyah sanılan. (Everest Yayınları)

Son güncelleme: 08:54 - 09.02.2020