Haftanın Kitapları

Özkan Saçkan'ın kaleminden Haftanın Kitapları...

Haftanın Kitapları

Hepsi gerçek polisiye roman

Tuğrul Sarıtaş’tan Katilimi Gözlerim Buldu. Yazar şöyle diyor: Bir gerçek yaşam! Yazarlar, yazdıklarından sorumludur. Bir eser meydana getirirken, sorumluluğunu da hiç unutmamalıdır! Bu sorumluluk; yazar öldükten sonra da devam eder. Yazarlar mutlaka; araştırıp, fikir sahibi olmalıdır önce. Bir yaşamı en iyi kendisi ifade edebilir. Önce araştırma… Ve bunun devamı; yazarın samimi olduğu gibi, abartmaksızın yaşananları kaleme alması ilerisi için iz bırakır. Kitabım: Uzun süre yaptığım araştırmalar sonucu; Samimi, apaçık olarak kaleme aldığım eserimdir… Bir polisiye roman. Hepsi gerçek yaşam öyküsü! Okurken, hayretler içinde kalacaksınız. (Kültür Ajans Yayınları)


Farklı alanlarda zenginleşmiş yaz kitabı

Saffet Emre Tonguç'tan Butik Oteller – Ege ve Akdenizden Seçtiklerim. 2016’dan beri Ege ve Akdeniz sahillerindeki butik otelleri anlatan üç kitap yazdım. Beklenmedik bir şekilde hayatımıza giren “Yeni Normal” her şeyi değiştirdi. Bu kitapla sil baştan yaptık. Her biri alanında fark yaratan işler yapan 9 kişilik bir ekibin de desteğini alınca, ayrıcalıklı bir değerlendirme çıktı ortaya. Birçok yer önerisi ve kendinize o yerleri sevme nedenleri verebileceğiniz sayısız detay sığdı bu kitaba. Binlerce km yol yapıldı, onlarca insanla tanışıldı… Ve hepsinden süzülenler, birbirinden güzel fotoğraflar eşliğinde sizi Ege ile Akdeniz’de bir yolculuğa çıkarmak için harmanlandı. Bu sadece bir rehber değil, keyifle okunan sizi farklı alanlarda da zenginleştirecek bir yaz kitabı. (Alfa Yayıncılık)


Kundağa yapışarak korkuluğa dayandı

Mine G. Kırıkkanat'tan Kaf Dağının Ardı Belki. Ayakları yere mıhlanmıştı sanki. Midesindeki acı keskinleşti. Geri döndü, kundağa sıkı sıkı yapışarak korkuluğa dayandı. Aşağıda sular kaynıyor, pervane boğuk homurtularla dönüyordu. Kundak, suların ilk darbesiyle yukarı sıçradı bir an. Sonra pembe köpükler fışkırdı akların yanı sıra. Kamaraya girdi kadın. (Kırmızı Kedi Yayınevi)


Varın sevinci yokluğun acısı

Halil İbrahim Tokmak'tan Adamudan İnsana – Tabletlerden Esintiler. Yer yoktu. Gök yoktu. Deniz ve gök birbirine yapışıktı. Henüz dağlar yaratılmamış, dağların zirvelerine bulutlar dolanmamıştı. Yoktu dalında açan çiçek, yoktu dalında yeşeren, kuruyan yaprak, uluyan kurt, çelik bakışlı uçan kartal… Yoktu pırıldayan yıldız, yürüyen zaman. Ne var vardı ne yok yoktu. Ne varın varlığını ağırlayan ne yokun yokluğunu uğurlayan vardı. Ne yağmur yağmıştı ne toprak yeşermişti. Varın sevinci, yokluğun acısı yoktu. Varın varlığıyla yokun yokluğu arasında sürüyordu boşluk. Sadece uçsuz bucaksız doğanın usu vardı. (Berfin Yayınları)


Birçok kadının hiç bilmediğimiz yönleri

Inna Shevchenko'dan Bütün Kadınlar Kahramandır. 2012 yılından beri Femen hareketinin lideri olan yazar, bu kitabında tarihteki önemli kadın figürleri, özel hayatında kendisine esin kaynağı olan kadınları anıyor ve onurlandırıyor. İnançlarını biçimlendirmesinde kendisine yardımcı olan kadınlardan söz ediyor. Bu kitapta, Shevchenko’ya kadınların güçsüz cins olmadığını öğreten Ay Savaşçıları mangasından Maria Botchkareva gibi kadın askerlerin, onu cinsiyetçi dinsel ahlaki kuralları reddetmeye ve bilginin meyvesini tatmaya yönlendiren Havva’nın, kadınların da erkekler kadar yetenekli olduklarını ve tüm alanlarda seslerini duyurmayı hak ettiklerini ortaya koyan Inès Armand’ın, Nellie Bly’ın ve diğer birçok kadın figürün, tarihteki ve günümüzdeki yazar, gazeteci, mühendis, politikacı birçok kadının belki de hiç bilmediğiniz yönlerini keşfedeceksiniz. (Bilgi Yayınevi)


Madem öleceksiniz, adam gibi öleceksiniz

Hamdi Koç'tan Çiçeklerin Tanrısı. Burası size layık değil. Burası Allah'ın sadece unuttuğu değil aynı zamanda ilelebet defterden sildiği bir yer. Kimsenin gelip sizi rahatsız etmeyeceği bir yer istiyorsanız ben size bulurum, hatta buldum bile, dün gece bunu düşündüm. Her şey hazır. Ben de hazırım. Size ben bakarım. Ben bakacağım. Ne Lale'nin, ne babasının, ne kocasının, hiç kimsenin sizi, bizi, rahatsız etmemesini sağlayacağım. Ben de rahatsız etmeyeceğim sizi, soru sormayacağım, sizi seveceğim ama aşık olmuş numarası yapmayacağım. Madem öleceksiniz, adam gibi öleceksiniz. Bunu sağlayacağım. Kitap, “Yaşayan en güzel kadından da güzel bir kadın” ile belki de en yalnız şairin aşkını anlatıyor. “Yaşayan en güzel kadın” ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Günlük hayatın yüzeyselliğinden kaçan, sadece serasında, çiçeklerinin arasında nefes alabilen şair ise, her şeye karşın yalnızlığından sıyrılıp tutkusunu sahiplenmeye, sevdiği kadını yaşatmak için elinden geleni yapmaya karar verir.
Hamdi Koç aşk, cinsellik ve ölümün iç içe geçtiği, kadın ve erkek arasındaki en temel bağların sorgulandığı sıra dışı bir hikâye anlatıyor. (Can Yayınları)


Sırrının üzerindeki perde aralanıyor

Gaston Leroux'tan Sarı Oda’nın Esrarı. Glandier Şatosu’nda yaşayan, “maddenin ayrıştırılması” konusunda bilimsel çalışmalar yapan Profesör Stangerson’ın kızı Mathilde, laboratuvarın bitişiğindeki odada kimliği belirlenemeyen birinin saldırısına uğrar. Meçhul saldırganın bu “Sarı Oda”ya nasıl girdiği ve çıktığı belirsizdir, çünkü Mathilde, saldırıdan sonra kanlar içinde bulunduğunda kapı hali hazırda içeriden kilitlidir. Bu gizemli vakayı aydınlatmaya çalışan genç muhabir Rouletabille ile Fransa’nın saygın dedektifi Larsan arasında bir rekabet gelişir. Vakada her yeni cevapla birlikte yeni bir soru gündeme gelirken, “Sarı Oda”nın dehşete düşürücü sırrının üzerindeki perde de aralanmaya başlayacaktır. “En iyilerden biri…” Agatha Chrıstıe. (Çınar Yayınları)


Çıkmazdan kurtulmanın yol haritası

Taner Aksel'den Yeni Dünya – Doğayla Ahenk İçinde Yaşam. Avustralya’daki yangınlar, Amazon yağmur ormanlarının büyük kısmının çok kısa sürede küle dönmesi, kasırgalar, son olarak da salgın. Tabiatta her şey birbirine bağlıdır, biz ise mevcut yaşam tarzımız ve alışkanlıklarımızla var olan denge ve döngüleri bozuyoruz, doğa da buna tepki veriyor. Yazar bilimsel veriler eşliğinde içinde bulunduğumuz koşulların genel bir resmini çizip bizi yakın gelecekte bekleyen daha büyük tehlikelere karşı uyarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu çıkmazdan kurtulmanın bir yol haritasını da sunuyor. Şehirde topluluk bahçelerinden eko parklara, kırsalda ise eko çiftlik tasarımlarından ölü toprağı canlandırmaya dek çeşitli uygulamalar ve çözümler sunan bu kitapta aşağıdaki soruların ve çok daha fazlasının yanıtını bulacaksınız: •Permakültür nedir ve bize ne gibi faydalar sağlar? •Yeni yaşam alanımız için en uygun araziyi nasıl seçeriz, çoklu işlevli öğeleri en verimli şekilde nasıl bir arada kullanabiliriz? (Epsilon Yayınevi)


Emek bekleyen çetin bir yolculuk

Selim İleri'den Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın iç dünyasına -her cümlesi okurdan emek bekleyen- çetin bir yolculuk! “Yaşlanıyordunuz: Tek bir Tanpınar yoktu, kaç kimliğe, kaç kişiliğe bürünmüştünüz! Göz kapaklarınız kurşun gibi ağır, kendinizden saklanıyordunuz.” Bu romanı hayatla öldürülenlere yazdım. Bu romanı, burada yazdıklarımı yalnız onların okuyacaklarını biliyorum. Selim. (Everest Yayınları)


Yeni bir dünya düzeninin geleceğine dair sesler

Koronavirüs Sonrası – Dünya’nın Sonu mu Yoksa Yeni Bir Başlangıç mı? Koronavirüsün sadece salgın bir hastalık olmadığı, yeni bir yılın başlangıcında yaşamımızın birçok alanını etkileyen bir sürece işaret ettiğini görmek gerekmektedir. Koronavirüs öncesinde kökleşen sorunlar, salgınla birlikte daha fazla görünür olmaktadır. Yeni bir dünya düzeninin geleceğine dair sesler yükselmektedir. Bu kitap, alanındaki uzman isimlerin; sağlık ve tıbbi yaklaşımlar, ekonomi, gıda, tarım ve hayvancılık, çalışma yaşamı, sosyoloji, psikoloji, medya, kentleşme, dijital dönüşüm, diplomasi gibi birçok alanda analizlerini içermektedir. Bu salgının, hem dünyadaki hem de ülkemizdeki etkileri, muhtemel sonuçları ve gelecek tahminlerinin yanı sıra çözüm önerileri de kitapta yer almaktadır. (Halk Kitabevi)


Aşka ve isyana adanmış bir roman

İlker Özünlü'den Derin Virüs. Yenilgiye uğramış bir ayaklanma, ikiye bölünmüş bir şehir! Yıl İki bin…! Bir yanda yüksek teknolojili “sitekent”ler, homrob adı verilen insansı robotların robotlaşmaya yüz tutmuş insanlarla birlikte yaşadığı yüksek güvenlikli duvarlarla çevrili bölgeler; diğer yanda kara tahtada eğitim yapmaya mecbur bırakılan mağlup ama mağrurlar. İsyan İstanbul'unda akademisyen Yunus ile sitekentte yapay zekâ mühendisi Zeliha'nın ikircikli aşkı! Bu kaotik günlerde aniden ortaya çıkan gizemli bir virüs ve ölümcül salgın korkusunun ele geçirdiği bir ülke! Bölünen ülkeyi yeniden birleştirmeyi vadeden bir Başkan. Kitap insanlığın dünyayı kaybediş ve yeniden arayışının anlatısı! Aşka ve isyana adanmış bir roman. (h2o Kitap)


Oysa ne kadar çok sevmiştim seni

Yüksel Sarı'dan Arafta Aşk. “Bu benim ülkem… Bu topraklarda doğdum, bu topraklarda büyüdüm ben. Burada âşık oldum ilk kez. İlk gözyaşlarımı burada döktüm. En sevdiklerimi burada kaybettim. En büyük pişmanlıklarımı da burada yaşadım. Oysa şimdi; köklerini kaybetmiş bir haymatlos gibiyim. Ne buraya ne de başka bir yere ait hissediyorum kendimi. Arada kalanlardan biriyim ben de. Ve tüm arada kalanlar gibi, ben de bir yabancıyım. Burada olmamalıydım… Bu yolculuğa hiç çıkmamalıydım.” “Oysa ne kadar çok sevmiştim seni. Aptalca fikirlerine ve tüm arada kalmışlığına rağmen sevmiştim hem de. Daha ilk tanıştığımız anda, ‘işte’ demiştim, benim sevebileceğim biri. Zaman içinde tutkuya dönüştü bu sevgim. Hep seninle düşünmeye başladım küçük dünyamı… Hani sen de çok sevmiştin beni? ” (İnkılap Kitabevi)


Eski hayatıma dair her şey ardımda kaldı

Pat Barker'den Kızların Suskunluğu. Onu görmeden önce sesini duydum: Çığlığı surlarımızın içinde yankılanıyordu. Tanımak için onu görmenize gerek yoktu, şanı savaşacağı yerlere önceden gelirdi: Yüce ve zeki Akhilleus, tanrılara benzeyen Akhilleus… Ondan bahsederken bu isimlerin hiçbirini kullanmazdık. “Kasap” derdik biz ona. Beni kendi şehrimden, tahtımdan kopardığı gün eski hayatıma dair her şey ardımda kaldı. Troya'yı almak üzere yola çıkmış bir ordunun kölesi, kardeşlerimi ve kocamı öldürmüş Akhilleus'un odalığıydım artık. Kim olduğunu önemsemediği bir ganimettim onun için, fazlası değil. Neyi mi önemserdi peki? Şanını… Çünkü pazarlık böyle yapılmıştı, hilekâr tanrıların ona verdiği söz buydu: Troya surları altında erken bir ölüme karşılık ebedi şan ve şeref. Ve ölümü yakındı, bunu biliyordu. (İthaki Yayınları)