Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Halit Kakınç, unutturulmaya çalışılan komünist Mirseyid Sultangaliyev’i yazdı
Halit Kakınç, unutturulmaya çalışılan komünist Mirseyid Sultangaliyev’i yazdı
Mirseyid Sultangaliyev, Türk dünyasının akla ilk gelen komünistlerinden birisiydi. Başkurdistan doğumlu olan Sultangaliyev, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) için çok önemli bir isimdi. Stalin dönemine muhalefet eden ve dünya devrimi için Doğu halklarının önemini anlatmak için çalışan Sultangaliyev, o dönemdeki muhaliflerin makus talihiyle karşılaştı ve 1940 yılında, henüz 47 yaşındayken idam edildi. Yıllardır, ismi ve çalışmaları tarihten silinmeye çalışıldı. Ancak, Dr. Halit Kakınç, Sultangaliyev ile ilgili çalışmaları bir araya getirmek için harekete geçti. Sultangaliyev'in hayatını, siyasi çalışmalarını ve kariyerini, etkilendiği ve etkilediği isimleri 'Kızıl Turan - Sultangaliyev' eserinde topladı. Eser, bugüne kadar Sultangaliyev'le ilgili Türkçe olarak yayınlanmış en kapsamlı çalışma özelliğini taşıyor. Kakınç ile yeni kitabını konuştuk...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 2 Aralık 2017 - 08:00

Sultangaliyev'in bizim için, coğrafyamız için ve sol tarih/ideoloji için önemi nedir?
Sultangaliyev, Türk dünyasındandır. Bu dünyanın, sömürgeleştirilmiş bölümündendir. Batı’ya göre farklı bir coğrafya ve kültür dünyasındandır. Öngördüğü devrim modeli tamamen değişiktir. 1920'lerin başında Sovyetler Birliği'nin şoven bir emperyalist yönetime geçtiğini teşhis etmiş ve yıkılacağını tahmin etmiştir. Sonrası için Türk dilli bölgelerde komünizmin korunması. Ardından sömürgeler başkaldırısı… Üçüncü aşamada da dünya devrimi olmak üzere üçlü bir strateji planlamıştır. Teşhis ve tesbitleri aynen doğrulanmıştır Sultangaliyev'in. Komünist ideolojinin değişik program vazeden modelleri iflas etmiş. Kapitalizm karşısında yenilgiye uğramıştır. Batı’da “Ey siyah derililer… Yüzlerinizdeki beyaz maskeleri çıkartın” diyen bir Frantz Fanon… Doğu'da da Sultangaliyev… Eğitim ve kültür seviyesi diplerde olan toplumlardaki cahilane özentinin, kapitalizm ile birleşince uyuşturucu etkisi yaptığını yıllar önce söylemişlerdi.

kizilturan
Sultangaliyev'in Pantürkizm anlayışına sahip olduğuna dair yorumları kitabınızda reddediyorsunuz. Türkçülük ve sosyalizm ile ilişkisini nasıl tarif edebiliriz?
Sahip değildi. Onun koşullarında son derece doğal bir savunma mekanizması idi Türkçülük ve Turancılık… Sultangaliyev'in ifadesi ile aynı kaderi paylaşan soydaşların birliktelikleri, ancak bu insanların üzerinde emperyalist emeller taşıyanları rahatsız ederdi. Nitekim öyle de oldu. Türkçülük ile Sosyalizm çelişmiyordu Sultangaliyev'e göre… “Sloganı Millet Bir Olsun – Milletler Eşit Olsun” idi.

Bu kitap için ne kadar sürelik bir çalışma yaptınız?
1987 yılından bu yana Sultangaliyev üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Bu kitabın hazırlanması da 12 aylık bir dönemdir.

halitkakinc
‘SOL TARİHİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ STALİN’DİR’

Stalin ile birlikte Sultangaliyev ismi ve onun fikirleri silinmeye çalışılıyor. Ancak 90'lı yıllarla Sultangaliyev ile ilgili belgelere ulaşılabiliyor. Stalin, Sultangaliyev'i neden silmeye çalışıyor tarihten?
Sol tarihin en büyük talihsizliği Stalin'dir. En az Hitler kadar masum insanın kanına girmiştir Stalin. SSCB'yi bir açık hava hapishanesine çevirmiş… Lenin'e en büyük ihaneti yapmıştır.

Sultangaliyev özellikle açlık ve yoksullukla ilgili gözlemlerinden sonra fikri dünyasını şekillendiriyor. Nedir o dönem Sultangaliyev'i etkileyen?

İnsanların yamyamlık örnekleri sergileyerek bazı bölgelerde yakınlarını bile yedikleri bir dönem yaşanmıştır o yıllarda. Sultangaliyev bu tür dramların canlı tanığıdır. Moskova ve Petersburg gibi Rus kentleri ile özellikle Türk asıllı nüfusun yaşadığı bölgeler arasında büyük bir uçurum meydana gelmiştir.

sultangaliyeve

Mirseyid Sultangaliyev'in 14 Aralık 1928'de tutuklandığı gün çekilen fotoğrafı…

Türkiye Komünist Partisi (TKP) kurucusu Mustafa Suphi ile yakın ilişkisi bulunuyor Sultangaliyev'in. Aralarında nasıl bir ilişki vardı ve bu ilişki o dönemlerde Anadolu'daki sosyalistleri nasıl etkiledi?
Mustafa Suphi, Sultangaliyev'in sağ koludur. Gerçek bir millî komünisttir. Tataristan'da Emine Muhiddinova adlı bir Tatar kızı ile büyük bir aşk yaşamıştır. Mustafa Suphi ve Emine Muhiddinova Taşkent'te bir toplantıda. Emine Muhiddinova, Kazan Müslüman Sosyalist Komitesi'nin başkan yardımcısıdır o dönemde.

Sultangaliyev’in eğitimde modernleşmeyi savunan birisi olduğunu anlatıyorsunuz. Bugün bakıldığında Sultangaliyev'in eğitim perspektifi bize nasıl bir perspektif sunuyor?
Doğunun klasik bir sorunu vardır. Bu da, eğitimde modernleşme sağlanamadığı takdirde, köktendinciliğin bir şekilde giderek ağırlık kazanmasıdır.

Sultangaliyev ile Mustafa Kemal Atatürk arasında bir temas ya da etkileşim var mı?

Bu konuda bir çok rivayet var… Ama ne Türkiye'de ne de Kazan'da somut bir veriye rastlayamadım.

Sultangaliyev, ulusal soruna nasıl yaklaşıyor?
İlginç bir yaklaşımı var… Ulusların her türlü haktan eşit olarak istifade etmelerinin önde gelen savunucusu. Fakat bir tek kayıt ve şartla. Emperyalizmin ‘Böl ve Yönet’ politikasının farkında. Eşitliğin, demokratik bütünlük içinde gerçekleşmesi yanlısı.

msuphi

Türkiye Komünist Partisi Kurucusu Mustafa Suphi ve Emine Muhiddinova Taşkent'te bir toplantıda.

DOĞU’DAKİ FARKLILIKLARDAN HAREKET EDİYOR

Troçki ile birlikte Sultangaliyev, devrim ihracı konusunda tarihsel olarak hangi konuma düştüler? Tarih onları mı haklı çıkardı?
Malum, Stalin ‘Tek Ülkede Sosyalizm' blokajı ile akışa set çekerken her ikisi de devrimlerin devam etmesi… İhracı görüşündeydiler. Aralarındaki fark, Troçki Batı'da sanayi devrimini gerçekleştirmiş ve işçi sınıfı oluşmuş ükelere bel bağlarken Sultangaliyev'in Doğu'daki eski sömürgelerin başkaldıracaklarına inanmasıydı.

Batı tandanslı analizlere göre Doğu toplumları biraz da indirgemeci bir biçimde toptan ‘feodal' olarak tanımlanıyorlar ve bu toplumlara yönelik anlayışlar determinist anlayışta kalıyor. Sultangaliyev bu anlayışın karşısına ne koyuyor, Doğu'nun özüne nasıl eğilip, eşit, sınıfsız, âdil bir tasavvur oluşturuyor?
Nedensellik ve gerekircilik, Batı'nın egosantrik değerlendirmeleri idi Sultangaliyev'e göre. Doğu coğrafyasındaki farklılıklardan hareket ediyor. Batıdaki proleteryanın da, Batı'da bir devrim yaşansa bile, Doğulu proleteryanın sömürüsüne iştirak edeceğini… Bunun sömürgeci bir alışkanlık haline geldiğini söylüyor.

sultangaliyev
KOŞULLAR DEĞİŞTİ, SÖMÜRÜ DEĞİŞMEDİ

Bugün için sorunları çözmek ve sınıfsız bir dünyaya varmak adına Sultangaliyev bize hangi enstrümanları sağlıyor?
Koşullar çok değişti, ama bir şey hiç değişmedi: Sömürü… Yerküre'de yüzde 85 nüfus, dünya varlığının yüzde 15'ini… Yüzde 15'i ise yüzde 85'ini götürüyorsa, Sultangaliyev bu realiteyi hatırlatıyor bize.

Neo-Galiyevcilik canlanma imkanı bulabilir diyorsunuz. Nasıl mümkün?
Bulur diyorum, inşallah. O devrimci kitleleri bulmak o kadar kolay mı bilmiyorum. Kapitalizm kendisini revize etti. İngilizler, eski sömürgelerde kendi kültürlerinden adamlar yetiştirdiler. Geri kalanı da uyuşturdular. Şöyle bir yöntem güttüler: Batıda bütünleştiler, doğuyu böldüler. Büyük bir eşitsizlik var, Afrika’da, Asya’da, Güney Amerika’da. Onları hayvani tempoda çalıştırırsan, günün birinde bir şeyler olacaktır.

Bundan sonrası için nasıl bir resim çizersiniz?
Sultangaliyev’in yaşadığı yıllar, marksizm dinamizm kazandığı yıllar. Artık, mavi yakalı işçi yok gibi. 50-60 yıl sonra neredeyse hiç olmayacak. 200 kişinin yaptığı işi iki kişi yapıyor. Bu yeni bir boyut. Yeni Galiyevcilik bunu nasıl yorumlayacak göreceğiz. Yeni birilerinin çıkıp, sömürünün hâlâ devam ettiğini anlatması ve yeni bir şey vazetmesi lazım.

halitkakinc2
Son güncelleme: 16:24 - 02.12.2017