Sözcü Plus Giriş

‘İnşa ettiğimiz sözde medeniyet, insanın acısını hafifletmiyor’

İletişim bilimleri uzmanı Prof. Uğur Batı ve uzman doktor nörolog Timur Yılmaz’ın birlikte kaleme aldığı “Senin Ruhun Bütün Dünyadır” felsefeyle bilimi, binlerce yıllık öğretisiyle günümüzde de ışıldamaya devam eden Siddharta’nın bilgeliğiyle karşı karşıya getirerek buluşturuyor. Kitapla ilgili sorularımızı Uğur Batı yanıtladı.

Güncellenme: 23:10, 25/02/2021
‘İnşa ettiğimiz sözde medeniyet, insanın acısını hafifletmiyor’

Bir nörolog ve bir iletişim bilimleri uzmanı neden Siddhartha'nın etrafında birleşti?

Günümüzün en büyük çıkmazlarından birisi, uzmanlaşmadır. Bilginin çok hızlı genişlediği bir yüzyılda tabii ki uzmanlaşma gerekmektedir. Ancak bir konu hakkında büyük resmi görmek istiyorsanız ve elinizde tuttuğunuz bilgi uzmanlığınız sayesinde edindiğiniz bilgilerden oluşuyorsa bu sefer de geriye tek bir seçenek kalıyor; disiplinerarası işbirliği. Hele bir de anlamaya çalıştığınız şey insan zihni, hastalıkları, sorunları, mutsuzluğu, geliştirilmesi gibi konular ise interdisipliner  yaklaşım bir ön şarttır. Bu bağlamda 2 bin 500 yıl önce yaşamış ve gayesi insanın acısını dindirmek olan bir kişiyi incelemek için tabii ki de bir nörolog ve iletişim bilimleri uzmanı el ele verecek.

Kitabınızın çok farklı bir akışı var, kısaca bunu anlatır mısınız?

Kitabımızı tasarlarken bu iki farklı disiplini temsil etmek için iki farklı karakter kurguladık. Bir tarafa Hermann Hesse'nin Nobel Ödülü almasını sağlayan Siddartha'yı koyduk. Kitabımızın bilgesi. Gözleme dayalı sonuçlarını kolektif bir felsefeyle bize sunan kahramanımız. Yanına bir de profesörü koyduk. Deneyler, analizler, beyin görüntüleriyle toplanılan pozitif bilim bilgilerini bize aktaran kahramanımız. Bu ikisinin insanlığın ortak sorunları için yaptıkları muhabbetin çok keyifli ve önemli olduğunu düşünüyoruz.

ÖĞRENİLECEK ÇOK ŞEY VAR

Yirmi birinci yüzyılın insanının hâlâ Siddhartha'dan öğreneceği şeyler var mı? 

Elbette. Aradan iki buçuk milenyum geçmiş olmasına rağmen insanlık halen acı çekmektedir. Ve belli ki inşa ettiğimiz sözde medeniyet ve kurguların hiçbirisi insanın acısını hafifletmeye yetmemiştir. Hele bir de kadim öğretilerin söyledikleri günümüzde pozitif bilimle doğrulanıyorsa öğrenilecek çok şey var demektir.

Çağımızın, günümüzün sorunu sadece bilimsel ya da sadece anlamsal açıklamalar yapmaya çalışmak mı size göre? Bu kitap bu ikisini birleştirmek için mi yazıldı?

En başta da söylediğimiz gibi günümüz sorunlarını çözebilmek için tek bir perspektiften bakmanın işe yaramadığını defalarca kez gördük. Ve dahası hep beraber geldiğimiz noktada kaybedecek vaktimiz de kalmadı. Bu yüzden hem bilimsel hem de kadim bilgileri yan yana koyup ikisinin de kesiştiği yerleri bir an önce insanlığa sunulması gerekmektedir.