Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İstanbul’un 20. yüzyılı
İstanbul’un 20. yüzyılı
“Kareli Öyküler” serisiyle beğeni toplayan Tolga Gümüşay, eski İstanbul’un konu edildiği huzur dolu bir romanla bir kez daha okurlarıyla buluştu. Gümüşay ile Altın Kitaplar’dan çıkan yeni kitabı “İstanbul Maviyken” üzerine konuştuk.
Özkan SAÇKAN
Kültür Sanat 8 Nisan 2020 - 16:09

Merhaba, Tolga Bey, “İstanbul Maviyken” sıcacık, huzur dolu bir kitap olmuş. Konu seçimi ve kurgu sırasında nelere dikkat ettiniz?

Merhaba. Kitabı okumuş biri olarak sizde bu duyguları bırakmış olması sevindirici benim için. Aslında roman süresince hiç durmadan kar yağıyor. Ama yine de sıcak diyorsunuz… Aslında kazalar, pogromlar, hastalıklar, intiharlar, cinayetler var kitabın içinde. Ama yine de huzur dolu diyorsunuz…

Bu romanda İstanbul'un 20. Yüzyılını anlattım. Bize bu kenti sevdiren değerleri, insanları, semtleri, hikâyeleri, şarkıları, şairleri, piyanistleri, dansözleri, ressamları, manzaraları, acıları, işgalleri, umutları, birbirine benzemeyen ama bir arada yaşamayı pek güzel beceren farklı kimlikleri, Beyoğlu'nun hovardalığını, Kadırga'nın samimiyetini, Boğaz'ın harikuladeliğini…
Elbette ki romanın bir kurgusu ve farklı duygular yaşatan bölümleri var. Ama okuyup bitirdikten sonra kitabı “sıcacık ve huzur dolu” diye tanımlamanız, şüphesiz 20. Yüzyıl İstanbul'unun bana da ağırlıkla bunları hissettirmiş olmasından kaynaklanıyor.

FAZLASIYLA ETKİLENDİM

O dönemin İstanbul'unu, günlük detaylarına varıncaya dek başarılı bir şekilde tasvir etmişsiniz. Ne gibi kaynaklardan faydalandınız?

Oldukça zengin bir kaynakçadan ve çok değerli tanıklardan faydalandım. Özellikle gayrimüslim vatandaşlarımıza ait pek çok anı kitabı okudum. Orhan Veli, Sait Faik, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Salah Birsel, İlhan Berk, Reşad Ekrem Koçu gibi İstanbul aşığı yazar ve şairlerimizin eserlerini tekrar tekrar okudum. Hayat, Yedigün, Hafta başta olmak üzere dönem mecmualarından çokça yararlandım. Elbette ki belgesel ve ansiklopedi nitelikli pek çok esere başvurdum. Sahipsiz fotoğraflar, kartpostallar, Yeşilçam sinemaları, dansöz klipleri, Zeki Müren, Dario Moreno filmleri, Seyyan Hanım, Necmi Rıza Ahıskan şarkıları, Ara Güler, Maryam Şahinyan fotoğrafları beni fazlasıyla etkiledi.
İstanbul sevdalısı bir yazar olarak yıllardır merak ve keyifle sürdürdüğüm kent keşiflerini de ilave etmem gerekir tabi bütün bunlara. 90'ların Beyoğlu'sunu doyasıya yaşama şansına sahip oldum. O dönemin Baroneslerinden, Vasililerinden eski İstanbul hikâyelerini dinledim. Roman kahramanlarım Agop Bey ve Mucit Selim'e Kadırga'da bir kahvehanede rast geldim.

Duru ve akıcı bir anlatımınız var. Bu kendiliğinden mi oluyor, üzerinde ince bir çalışma gerektiriyor mu?

Söz konusu başka bir yazı türü, mesela şiir olsa; kendiliğinden ortaya çıkan güzelliklerden bahsedebiliriz. Ama konu roman olunca, muhakkak ki, her boyutta incelikli bir çalışma gerekiyor. Bu romanı yazarken bir yıl boyunca kendimi hür bıraktım. Öğrendiklerimi, hissettiklerimi, hayal ettiklerimi özgürce yazdım. Sezgilerimin peşine düşerek… Şiirsel olanı yakalamanın heyecanını duyarak… Ömrüm boyunca beni etkilemiş tonlarca bağımsız imge arasında doğaçlama ilişkiler çatarak…
Sonraki bir yıl ise yazdıklarımı tekrar tekrar okuyarak; her paragraf, her cümle, her sözcük üzerinde defalarca düşünerek; uykusuz geceler, huzursuz sorgulamalarla dolu geçti. Duruluk ve akıcılık yalnızca samimi üslup ve doğru sözcük seçimleri ile sağlanmıyor elbette. Hikâyenin okuru kavrayıp içine almasıdır asıl o hissiyatı yaratan.

Sayfa Sayısı : 248 / Baskı Yılı : 2020 / Yayınevi: Altın Kitaplar

DOKUNAKLI MESAJLAR

Kitapla ilgili geri dönüşler nasıl?

Henüz çok taze. Kitap raflara çıkalı yaklaşık 3 hafta oldu. Ama şu ana dek aldığım geri bildirimlerin tamamı çok güzel. Yalnızca edebi niteliğine ilişkin değil, temel değerlerimize, ortak duygu ve özlemlerimize dair çok dokunaklı yorum ve mesajlar alıyorum.

Evde kalmaya özen gösterdiğimiz bu dönemde okurlarınıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

İnsanın mevcut gerçeklikle mutlu olmasının pek kolay olmadığı günler yaşıyoruz. Başka varoluşlara karışmak, böyle dönemlerde şifa etkisi yaratabilir. Şüphesiz kitaplar bunu yaşatabilecek en güçlü unsurların başında gelir. Dolayısıyla odaklanabiliyorlarsa okumalarını öneririm. Ama bu dönemi fırsata çevirin filan gibi tavsiyelerde bulunarak kimsenin üstündeki baskıyı da artırmak istemem. Neticede insan hayatındaki bazı dönemler, sadece kazasız belasız atlatılmak içindir. Sağlığımızı koruyup yeniden özgürleştiğimizde, bugünün yoksunlukları kendiliğinden, sevinç ve mutluluk kaynaklarına dönüşecek zaten.