Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İstanbul’un yeni sesleri sahneye çıkıyor
İstanbul’un yeni sesleri sahneye çıkıyor
Can Ozan, Hedonutopia ve Barış Demirel, 20 Mart Çarşamba günü Kadıköy Sahne'de New Sounds of Istanbul etkinliği kapsamında sahne alacak. Alternatif genç ve başarılı isimleri ile konser öncesi bir araya geldik.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 18 Mart 2019 - 11:00

Spotify, Apple Music, fizy, Tidal gibi online dinleme platformlarının hakimiyetini çoktan ilan etmesi, meyvelerini vermeye başladı. Artık, daha fazla müzisyene, daha iyi müziğe daha kolay erişiyoruz.
Tekdüzeleşen ve müzik sektöründe değiştirilmesi mümkün gözükmeyen pop hegemonyası da bu gelişmelerle birlikte yavaş yavaş kırılmaya başladı. Hiçbir zaman gündemden düşmezler denilen o “büyük popçular” dijital müzik platformlarında listelere zor giriyor.
Artık zirvede gençler var. Ve gençlerin kahir ekseriyetinin tek bir amacı var; iyi müzik üretmek ve iyi müzik sunmak.
İşte, KadıköySahne bu iyi müziği şimdi sahnesine taşıyor.
İlki Simge Pınar, Ezgi Aktan ve Nova Norda’dan oluşan New Sounds Istanbul’un ikincisi 20 Mart Çarşamba günü düzenlenecek.
Bu kez sahnede Hedonutopia, Can Ozan ve Barış Demirel var. Sahne alacak isimlerle, konserden önce söyleşi yapma fırsatımız oldu. İlk söyleşimiz Hedonutopia ile…

Şizolar, Lasido gibi büyük yankı uyandıran şarkılarla karşımıza çıktınız. Bu çok beğenilen şarkılar, yeni şarkılarınızı bestelerken stres oluşturdu mu?
Öyle korkularımızın yersiz olduğunu anlayalı hayli zaman oluyor. Üstümüze koşan hiçbir duygudan streslenmiyoruz biz artık. Beğenmediğimiz hiçbir sesi barındırmıyoruz şarkılarımızda. Benzer yüksekliklerdeki farklı çıtaların peşindeyiz. Kaynak biziz. “Yüksel ki yerin bu yer değil, dünyaya geliş hüner değil.”

Bil Ki, Sev Beni gibi çok fazla öne çıkan şarkılar yine var. Siz nasıl anlatırsınız son albümü?
Müzik prodüktörümüz Taner Yücel'in varlığı, Analog Kültür'ün ekipmanları, Nazlı Erdemirel'in ve Studio Pul'un kapak ve fotoğraflarıyla, Çağrı Aygün'ün klip yönetmenliği ve DokuzSekiz Müziğin gücünü bir araya getirdik üçüncü albümümüz Yakamoz Sandalı'nda. Tabii bir de bizim bitmek bilmeyecek ses bombardımanımızı. Ses verene kadar devam edecek ve hatta ses verildiğini anlayamayacak kadar çok ses çıkaracak bir makine bu.

Hep derler ya, “Burası Maldivler olsa beğenirsiniz ama burası Salda.” Sizi yabancı bir grup olarak dinlesek daha çok öne çıkar mıydınız dünyada ve Türkiye'de?
Replikas Berlinli, Beyaz Hayvanlar Oslolu, Jakuzi Manchesterlı, Palmiyeler Los Angeleslı, Yerçekimi Londralı, Gaye Su Akyol Lyonlu, Hedonutopia Reykjavikli v.s. olsaydı daha mı ünlü olurlardı diye soruyorsunuz. Cevap çok basit değil mi? Evet! Ne yazık ki evet. Üretim kabızlığı belasını ülkece üzerimizden atmak zorundayız.

GÜNEŞ PİKNİKLERİNE DAVET

‘Alternatif' olarak adlandırılmak bir handikap mı?
Zor beğenenlerdenseniz hep bir alternatife ihtiyaç duyacaksınız demektir. Biz tam orada bekliyor olacağız; gözünüzü değil gönlünüzü boyayacak iç seslerimizle. Sizleri, bir türlü kurtulamadığımız aidiyetsizliğimizden koparıp yerli-yurtluluğumuzda güneş pikniklerine davet ediyoruz. Her müzik bunu iddia etmez, arabada arkayı doldurur çoğu ne yazık ki. Bomboş yalnızlığımızda sürdüğümüz o koca arabayı.

Hedonutapia

KadıköySahne tarafından ikincisi düzenlenen New Sounds of Istanbul, önemli olan bir şeyi, alternatif sahnenin isimlerini bir araya getiriyor. Bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
KadıköySahne sevgili Serkan Fidan aracılığıyla kolayca benimsediğimiz, yeni yüzüyle yükselen değer olma yolunda hızla ilerleyen bir sahne. Ülkemiz müziğinin ülkemize tanıtılabilmesi adına bu değerlere sahip çıkan daha çok insan ve imkana ihtiyaç vardır. Gelecek gençliktedir. Peyote'nin müzik direktörü rahmetli Hakan Orman'ın miras-ı zihniyetinin; başta Karga, Salon İKSV ve kısmen Arkaoda, Bina, Nayah, Mecra, Dunia, Anahit Sahne v.b. gibi daha birçok ortamda vücut bulması durumunun müteşekkirliği gereği; müthiş müzikler üreten gruplara sahip bir ülkeye nihayet sahibiz.

SPOTIFY’A TEŞEKKÜR EDİYORUM

New Sounds of Istanbul’un ikincisinde sahne alacak isimlerden birisi de Can Ozan… Alternatif olarak değerlendirilmeyi, “Efsane bir şey” diye tanımlayan Ozan, müzikal serüvenini şöyle anlatıyor:

School of Rock filmiyle müziğe başladığınızı söylüyorsunuz. O hikâyenin tamamını dinlemek mümkün mü? Nasıl oldu müziğe başlama serüveniniz?
Aslında tam olarak bir başlangıç oldu, mu bilmiyorum. 12 yaşımda ailemin aldığı klasik gitarla evde kendi kendime başlayan süreç, hiç bitmedi. Kendimi müziğin içinde buldukça daha da bağlandım ve hiç bırakmak istemedim.

Transatlantik ile kazandığınız başarı herkesin dikkatini çekti. Böyle bir şeyi bekliyor muydunuz?
Deniz ile yaptığımız için ilgi çekeceğinin farkındaydım. Çünkü Deniz'in o zamanlarda YouTube'da bilinirliği çoktu. Ne kadar olacağını kestirememişim ama bir şeyler olacağının farkındaydım.

Can Ozan

‘Alternatif' olarak adlandırılmak bir handikap mı?
Bence efsane bir şey. Mainstream (ana akım) dediğimiz kültür içerisinde çok fazla kural ve beklenti var. Bütün bunlardan uzakta olmak insanı rahatlatıyor. Çok daha deneysel takılabiliyorum bu sayede. Spotify'a, popüler olmadan da para kazanılmasını mümkün kıldığı için teşekkür ediyorum.80'lerin özgün müzikle, 90'ların rock ve pop'la özdeşleştiği yıllar olarak düşünürsek bugünkü müziğin işleyişi yıllar yıllar sonra nasıl aktarılacaktır? Ne düşünüyorsunuz?
Günümüzde en popüler müzik trap diyebiliriz bence. Geçmişten günümüze bakınca en akılda kalacak şeyin trap müzik olacağını düşünüyorum.

Kadıköysahne tarafından ikincisi düzenlenen New Sounds of Istanbul, önemli olan bir şeyi, alternatif sahnenin isimlerini bir araya getiriyor. Bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alternatif müzisyenlere destek vermek tabi ki toplum için çok faydalı bir şey. Kadıköy sahneye bu proje için teşekkür ederim.

‘YETER Kİ HİNLİK OLMASIN’

Müzikseverler, 20 Mart’ta Barış Demirel‘i de New Sounds of Istanbul 2’de dinleyebilecek. Alternatif sahnenin öne çıkan isimlerinden Demirel, bu dönemi “Herkesin albüm çıkarabildiği bir dönem” başlangıcı olarak değerlendiriyor:

Fail – Play, ismiyle beraber gelen bir eleştiri mi?
Hayatta ölüm, ayrılık, özgüvensizlik, ekonomik ve psikolojik sıkıntılar gibi sair durumlar olsa da hem sevdiğimiz hem de bizi hayata tutunduran bir şey müzik. Fail – Play, hem ruhani bir aktivite olarak hem de geçinmek için çalmaya devam etmemiz gerektiğini bize hatırlatan kelime oyunu.

Caz'ı, Hip-Hop'u, Funk'ı işitiyoruz müziğinizde. Böylesi bir birlikteliği hangi denklemler üzerine oturtuyorsunuz?
Fail – Play’i 4 arkadaş tasarladık. Efe Demiral, Tolga Tohumcu, Tibet Akarca hem yakın arkadaşlarım hem de ses yoldaşlarım diyebilirim. hepimizin dinlediği çok benzer müzikler var ama yanı sıra farklı müzikler, türler de var. Fikirleri geliştirirken ve ceplerimizdekileri boşaltırken bir istişare durumu süregeliyor. Neyin müziğimize daha iyi hizmet edeceğini düşünüp uygulamaya çalışıyoruz. Çoğu zaman tür gözetmiyoruz.

Caz ağırlıklı olarak öne çıkıyor diyebilir miyiz müziğiniz için? Buna katılır mısınız?
Katılmıyorum. Caz müziği ilham aldığımız önemli unsurlardan biri olsa da günün sonunda eklektik rock müziği yaptığımızı düşünüyorum.

‘Bilemiyorum' şarkısında umut, ‘Kanadıkırık'ta ise kırık hayaller gibi duygular hissediliyor. Şarkılarınızı hangi duygularla özetlersiniz?
Mesela bana Bilemiyorum delirmece, gaza gelmek, komik fevrilik gibi geliyor. Kanadıkırık ise 1987 yapımı Yavuz Turgul filmi Muhsin Bey’deki Muhsin Kanadıkırık’a ithafen bestelenen bir parça. Son bölümü oldukça umutlu geliyor bana. Hiç aramızda konuşmadık ama grup arkadaşlarımın da parçalarla ilgili duygu etiketleri nedir bilmiyorum. Merak ettim şimdi. Yapım sürecinde bir dolu şey yaşadığımızdan dolayı (hem bireysel hem de ülke olarak) bizim için özetlemek de kolay değil galiba…

‘Alternatif' olarak adlandırılmak bir handikap mı?
Hiç önemli değil, yeter ki hiçbir hinlik olmadan müzik yapmaya devam edelim.

Barış Demirel ve ekibi

80'lerin özgün müzikle, 90'ların rock ve pop'la özdeşleştiği yıllar olarak düşünürsek bugünkü müziğin işleyişi yıllar yıllar sonra nasıl aktarılacaktır? Ne düşünüyorsunuz?
Sanırsam benim için herkesin albüm çıkarabildiği bir dönemin başlangıcı olarak. Bir nitelik peşinde değilseniz albüm yapmak zaten çok kolay bir şey hani… Hayırlı olsun diyorum.

KadıköySahne tarafından ikincisi düzenlenen New Sounds of Istanbul, önemli olan bir şeyi, alternatif sahnenin isimlerini bir araya getiriyor. Bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gidip yerinde göreceğiz. Bizi sahnelerinde yer verecekleri için Kadıköy Sahne ailesine teşekkür ederiz.

Gelecek projeleriniz neler?
Grupça bir kısaçalar kaydemek ve Müziğimizi başka ülkelerdeki festivallerde, mekanlarda çalmak istiyoruz. Konuk olduğum albümler, çıkmayı bekleyen düetler var. Poptan elektronik müziğe oradan hiphop’a kadar benim için heyecan verici, öğretici tarzlar ve müzisyenler. Bunların dışında konserlerimiz sürüyor.