Sözcü Plus Giriş

İzmir’den Los Angeles’a uzanan bir müzik macerası

İzmir’de iç mimarlık eğitimi aldı şimdi ise Los Angeles’ta film bestecisi ve aranjör olarak çalışıyor. Oğuz Can Özcanlı müzik ile nasıl tanıştığını, Amerika’da bir film bestecisi olarak neler yaptığını anlattı.

Sozcu.com.tr
Güncellenme: 16:40, 17/04/2021
İzmir’den Los Angeles’a uzanan bir müzik macerası

İzmir'de doğdu, 4-5 yaşlarında tanıştığı piyano onu Amerikan film endüstrisine kadar götürdü. Önce iç mimarlık eğitimi aldı ama içinde yatan müzik aşkıyla çalışmaya devam edip en prestijli okullardan biri olan Berklee College of Music'te okumaya hak kazandı. Son beş yıldır Los Angeles'ta çeşitli filmlerin ve dizilerin müziklerini besteleyen Oğuz Can Özcanlı, son olarak Morgan Freeman ve Robert De Niro'nun baş rolde oynadığı “The Comeback Trail”da orkestratör olarak görev aldı.

Müzik maceranız nasıl başladı?
Annemin hobi olarak piyano çalmasının müziğe başlamamda çok etkisi var. Kendisi uzun yıllar piyano dersi almış ve ciddi bir klasik repertuvarı olan biri. 4-5 yaşlarında anneannemin evindeki piyanosuyla oynamaktan çok zevk alırdım. En eğlenceli oyuncaklardan biriydi benim için. Piyanonun kendi evimize gelmesiyle beraber önemli müzik adamlarından biri olan Adnan Atalay ile klasik piyano çalışmaya başladım.

Amerika'ya gitmeye nasıl karar verdiniz, biraz bu süreçten bahsedebilir misiniz?
Ortaokul yıllarından beri Berklee’yi yakından takip ediyordum. Formal bir müzik eğitimi alma isteğim hep vardı. Liseden mezun olduktan sonra Amerika’da birkaç müzik okuluna başvurmayı düşünüyordum; fakat kendimi daha hazır hissetmediğimden bir süre bu planı ertelemeye karar verdim ve o süreçte İzmir Yaşar Üniversitesi'nde İç Mimarlık eğitimi aldım. O yıllarda RagBag adlı caz grubu ile Türkiye'de birçok konser ve festivalde yer alma şansım oldu. Üniversite 4. sınıfta Atina'da Berklee sınavına girdim ve burslu olarak kabul edildim. Mezuniyetten hemen sonra da Berklee’de eğitim görmek için Boston’a gittim. Berklee’de, Contemporary Writing and Production (Aranjörlük ve Prodüksiyon) bölümünden mezun oldum.

Okuduğum bölümde çok önemli isimler ile çalışma fırsatım oldu. Bana en çok etkisi olan hocalarımdan biri Joe Carrier’dir kendisi hem Amerikan Billboard Pop listelerinde yaptığı aranjmanlar ile yer almış hem de caz aranjörü olarak çok başarılı olmuştur. Joe dan profesyonellik adına çok şey öğrendim. Bana çok büyük etkisi olan başka bir hocam da Emmy Ödüllü kompozitör Bill Elliott'tır. Ondan aldığım orkestrayson dersleri beni çok ileri götürdü. Berklee’deki eğitimim suresince 4 sene kadar Arif Mardin, Diana Krall, Joe Zawinul gibi isimlerin hocası olan Ray Santisi ile piyano çalışma imkanım oldu. Ray Santisi’nin kendi yarattığı bir caz piyano çalım tekniği vardır ve o kadar şanslıydım ki bana bu bilgileri aktardı. Kendisi maalesef 6 sene önce vefat etti. Onun piyano teknikleri hakkında bir kitap veya DVD çıkartma fikrim var ileriki dönemlerde. Mezun olmaya yakın zamanlarda Whitney Houston'ın piyanisti Jetro Da Silva ile de çalışma imkanı buldum. Ondan da piyano ile ilgili çok şey öğrendim. Berklee'den mezun olduktan sonra Los Angeles'a taşındım.

Los Angeles'ta 2014'ten beri film bestecisi ve aranjör olarak çalışıyorsunuz. Bu süreçte hangi projelerde yer aldınız ve sizde en çok iz bırakan hangisi oldu?
İlk çalıştığım dizi King Of Queens dizisinden tanınan Leah Remini'nin TLC kanalında yer alan dizisi; Leah Remini: It's All Relative oldu. Çalışması çok keyifli bir diziydi. Daha sonra Kevin Costner'in yapımcısı olduğu ve rol aldığı National Geographic belgeseli Billy The Kid: New Evidence'ta besteci olarak çalıştım. Müziklerini yaptığım diziler arasında Netflix dizisi “Girls Incarcrated”, “Rain Man” filminin yönetmeni Barry Levinson'in yine yönetmen koltuğunda oturduğu ve Discovery Channel'da yayınlanan Killing Fields (Cinayet Tarlaları), History Channel da yayınlanan “Alone”, Dünya güreş şampiyonu John Cena'nın FOX'ta yayınlanan dizisi American Grit yer alıyor.

Geçtiğimiz yıl da “Why” filminin müziklerini besteledim. Şimdiye kadarki en beğendiğim çalışmam diyebilirim. İtalya’daki Salento Uluslararası Film Festivali’nde “resmi seçim”e hak kazandı, aynı zamanda Burbank Uluslararası Film Festivali, ABD ve Social World Film Festivali’nde yarı finalist seçildi. 2020 yılında çalıştığım diğer filmler arasında Morgan Freeman ve Robert De Niro'nun baş rolde oynadığı “The Comeback Trail” yer almakta. Bu filmde orkestratör olarak görev aldım.

Türkiye’deki ve Amerika’daki müzik endüstrisini karşılaştırmanızı istesek neler söylemek istersiniz?
Türkiye'de müzik endüstrisi her geçen yıl daha iyiye gidiyor. Dizi, film veya albüm prodüksiyonlarında kalite bakımından iyiye doğru bir yönelim görüyorum. Amerika'da çok fazla iyi müzisyen var ve bunun getirdiği rekabet tartışılmaz. Bu rekabetten dolayı doğal olarak oluşmuş olan bir kalite standardı mevcut. Müzisyenlerin telif hakkından yararlanmaları çok basit. Oturmuş bir sistem var. Duyduğum kadarıyla Türkiye'de bu sistem de oturmaya başlamış. Amerika'da büyük bütçeli prodüksiyonlar çok fazla ve bu projeler doğal olarak birçok müzisyene iş sahası sunuyor.

Yeni projeler var mı?
Mayıs'ta başlayacak bir dizi projesi ve Eylül'de başlayacak 2 tane film projesi var. Mayıs ayında kendi bestelerimden oluşan yeni single'im çıkacak. Los Angeles'ta büyük bütçeli filmlerin müziklerini yapma gibi hayallarim var; ama Türkiye'de de birkaç büyük projede çalışmak isterim.