Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kadınların her yerde olması gerektiğine inanıyorum
Kadınların her yerde olması gerektiğine inanıyorum
20. yüzyılın en sıradışı sanat hareketlerinden biri şüphesiz 'pop art'tı. Türkiye’de ise son yıllarda, pop tutkusunu kendine has bir teknikle zirveye çıkaran sanatçı Pınar Du Pre... New York ve Londra gibi sanatın kalbinin attığı yerlerde tablolarıyla ülkemizi temsil eden Dupre ile keyifli bir röportaj yaptık. Onunla, siyasetten sanata, pop art akımından Taksim’in göbeğinde uğradığı saldırıya pek çok konu konuştuk…
Melis BAYRAKTAROĞLU
Kültür Sanat 7 Nisan 2018 - 03:46

– Resim sanatı hayatınıza nasıl girdi?

Çocukluğumdan beri resim yapıyorum. İlk yağlıboya tablomu 12 -13 yaşlarındayken yapmıştım. Fakat ben Güzel Sanatlar Fakültesi'nden değil, Viyana Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezunum.

– Güzel Sanatlar Fakültesi'nde eğitim almanıza aileniz mi karşı çıktı?

Resim yapmama karşı değillerdi fakat bazı kaygıları vardı. Bu nedenle de Güzel Sanatlar Fakültesi'ne gitmem o yıllarda onlara çok mantıklı gelmemişti. O sırada hobi olarak resim yapıyordum.

– Sizi ilk olarak kim keşfetti?

Bir gün bir mimar arkadaşım bizim eve geldi ve  “Neden bir sergi açmıyorsun?” dedi. O zaman ilk sergimi açmaya karar verdim. Daha sonra da zaten galerilerden teklifler gelmeye başladı.

İstanbul'a yeni sergi geliyor

– Yeni çalışmalarınızı Türkiye’de görebilecek miyiz?

Evet. Yeni sergimde hem ‘Snapshot' eserlerimi hem de yeni ‘Human Topology' serisini bir arada görebileceksiniz.

– ‘Snapshot' ile ‘Human Topology' serisi arasında ne fark var?

‘Snapshot' serimde insanların maskeli yaşamlarını anlatırken; ‘Human Topology'de doğanın topolojisinden etkilendim.  Bir de bu yeni seriyi ilk kez farklı bir teknikle, pastacılık malzemeleri kullanarak yaptım.

img_4198

Türklere karşı ön yargı var

– 10 yılda yerli yabancı birçok önemli sergide yer almayı nasıl başardınız?

Bir Türk olarak dünya metropollerindeki en saygın galerilerde sergi açmaya kalkınca hiç kolay değil ressam olmak. Türklere karşı inanılmaz bir ön yargı var.

– Bir süre önce Taksim'de size şırıngayla bir saldırı yapılmıştı… Taksim The Marmara'nın yanından çıkan yokuşun ucunda metroya doğru yürürken gerçekleşti.10 yaşlarındaki bir çocuk ben yanından geçtikten sonra kalçama bir şey batırdı. Ne yapmak istediğini anlamadım. Metro'nun merdivenlerinden inerken bacağımın uyuştuğunu ve bilincimin gitmek üzere olduğunu anladım. Bana bir uyuşturucu verildiğini hemen idrak ederek ilk güvenli yere koştum çünkü artık bayağı bacaklarımı hissedemez oldum. Toplam 3-4 saniyede oluyor tüm bu anlattıklarım. Kalp krizi yaşıyor gibiydim ama aynı zamanda el ve kolumdaki hissiyat gidiyordu… Çok korktum. Psikolojik destek alarak atlattım o günün ben de bıraktığı izleri ama şimdi iyiyim ve daha iyi olacağım. Sanırım yeni bir hırsızlık yöntemiydi bu.

ataturk

Atatürk'ten başkasının portresini yapmam!

– Eserlerinize etki eden pop art akımını nasıl tanımlıyorsunuz?

Pop art'ın hikayesi 1956'da İngiltere'de başladı. Türkiye'de ancak 1970'lerden sonra etkisini göstermeye başladı…

– Çalışmalarınızda kadın figürü görüyoruz. Bunun özel bir nedeni var mı?

Kadınların her yerde olması gerektiğine inanıyorum. Kadın imgesi zaten pop art'ın başlıca konularından biri.

– Kadın figürünün yanı sıra, pop art'ın popüler imge dağarcığının siyasi anlamını göz önünde bulundurursak, daha önce hiçbir siyasi kimliği resmetmiş miydiniz?

Bir tek Mustafa Kemal Atatürk'ün tablosunu yapmıştım. Bir başkasını da yapmam zaten!