Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kadirhan Ayter: “Birilerine benzemek gibi bir derdim yok”
Kadirhan Ayter: “Birilerine benzemek gibi bir derdim yok”
İki yıl önce Tanışmamışız Gibi ve Ayıkken Çekilmezsiniz parçaları ile müzikseverlerin karşısına çıkan Kadirhan Ayter, son single'ı Delip Geçer'i dinleyicilerle buluşturdu. Ayter ile yeni parçasını, müziğe nasıl başladığını, mevcut müzik piyasasını konuştuk. 
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 27 Ağustos 2019 - 15:16

Diğer single'daki tarzdan farklı bir şarkı Delip Geçer. Bu müzikal farklılığın kaynağı nedir?
Aslında bir şey deneme gibi oldu. Yine ilk single’dakine benzer şarkılar yapmaya da devam edeceğim. Kendimi bir kısıtlamaya sokmak istemiyorum açıkçası. “Sadece şu tarzda şarkı yapacağım” gibi bir düşüncem yok. Güzel ve kaliteli olduğu sürece benim için bir sıkıntı yok.

Hangi dertleri bahsetmekten hoşlanıyorsunuz şarkılarınızda?
Genel olarak herkesin tabii kendi aşk hayatı var. Aşkla ilgili şarkılarım var. Onun dışında beni rahatsız eden, sinirlendiren…

Neye sinirlenirsiniz?
İnsanların düşüncesizliğine sinirlenirim mesela. Bunlar arasında şarkı yazabileceğim kadar değerleri olanlarına şarkı yazabiliyorum. Birine sinirlenmemek için beklersin, ama sonra dayanamazsın ya! Bu da öyle bir şey aslında. Düşünürsün, düşünürsün ve bir şey yapmam gerekiyor dersin ve bu şekilde bir şarkı çıkıyor.


Müzik hayatınız nasıl başladı?
Dedem ve dayım müzisyen. Dedem mehterandaydı, dünyayı gezmiş. Dayım da konservatuar girişli keman çalıyordu. O da aranjör hala. Zaten müzikle iç içeydim. Dayımın evde bir stüdyosu vardı. Enstrümanlar davul, bas gitar v.s. Ben de çok hevesliydim. O bana hep “Hobi olarak yap” derdi. Sonra ben de bir şey gördü herhalde ve bas gitar hediye etti bana. Öyle başlamış bulundum. O zamanlar metal müzik çalıyordum. Zamanla evrildim. Gitar çalmaya başladım. Annem evdeki bas gitarı kırdı yanlışlıkla. Temizlik yaparken oldu. Ben de bir elektro gitar aldım kendime. O fırsatla elektro gitara başlamış oldum. Zaten istiyordum. Hiç ders almadım. Baya üzerine gittim. Düzenleme ve beste yapmaya başladım.

KENDİ SES RENGİMİ SEVİYORUM

Değişik bir ses renginiz ve vokal formunuz var. Bunu dezavantajları ve avantajlarıyla birlikte düşünürsen nasıl mesela, fırsat olarak sizi nerelere taşır ya da bazı yapmak istediğiniz şeyleri engelleyeceğini düşünüyor musunuz?
Hiç engelleyebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Ben kendi ses rengimi seviyorum. O biraz belki de çalışmayla alakalı. Mesela ben ortaokuldayken Duman yeni çıkmıştı. O zamanlar onların şarkılarını söylerdim. Sonrasında Metallica söylediğimiz ve kayıt yaptığımız dönemler vardı. Sanırım onların da katkısı var. Ama uzun bir süre şarkı söylemedim. 2009'a kadar hiç şarkı söylemedim. Bir önceki single’daki besteyi yapana kadar da söylemiyordum.

Hangi dürtü sizi yeniden şarkı söylemeye yönlendirdi?
Kız arkadaşımdan ayrılmıştım, sinirliydim ve bir şekilde atlatamıyordum. Ve bir beste çıktı ortaya. O beste beni rahatlattı. Sonra bir tane daha yazdım ve öyle devam etti. O zaman günde 2-3 beste yapıyordum. Bir şeyler birikmiş galiba. Gitar çalmayı çok seviyorum. Oturup günde 4 saat çalışıyorum zaten. Ama dediğim gibi onun motivasyonu bana çok iyi geldi. O günden sonra yapayım dedim. Bir de demo kaydettim. Müzisyen arkadaşlarıma, müzisyen olmayan arkadaşlarıma da dinlettim. “Hemen yap, biz çalarız” dediler. Öyle başladım, girdim bu işe.

BİR AKIMA DAHİL OLMA DERDİM YOK

Müzik yapmak için nasıl bir dönem?
Bu dönem müzik yapmak için çok karışık. Birileri bir şey yapıyor diye sen de onlara benzer veya yakın bir şey yaparsan bu mantıklı değil. Sonuçta her şey gelip geçer. Bir şey hit oluyor, tarz oluyor, 2 yıl sonra uçup gidiyor. Sonra başka bir şey çıkıyor. Her şey gelip geçtiği için önemli olan kendi istediğin şeyi kaliteli ve orijinal bir şekilde yapmak.

Mesela bu dönemde popun yerini almış başka bir akım var. Bağımsız diye adlandırılıyor. Hatta ana akımlaşan bir tarz. Onun bir parçası mısınız, yoksa ona bir eleştiriniz var mı?
Bir kısmına eleştirim var. Bu yeni indie akımı bence güzel. Şimdi o da mesela rap piyasasında Ezhel çıktı, 1-2 kişi daha çıktı. Şu an yüzlerce insan var. Bana biraz özellikle yapılıyormuş, sözler özellikle seçiliyormuş gibi geliyor. Bazıları çok güzel gelirken bazıları biraz anlamsız geliyor açıkçası. Aslında onlarda pop oldu artık. Pop dediğimiz şey popüler kültür, insanlar ne dinliyorsa o yapılıyor. Onlar pop oldu aslında farkında değiller.

Sizin bir korkunuz var mı “ya onlar gibi olursam” diye?
Herhangi bir akıma dahil olayım veya olmayayım diye bir derdim yok. Ben sadece hissettiğim müziği yapmaya çalışıyorum. Birilerini dinleyip onlara benzemek gibi bir derdim de yok. Kendim olayı istiyorum. Az önce sorduğunuz soruya geldik aslında, bence ses rengimin bana burada biraz faydası var. Bir de herkesin beste yapma tarzı vardır. Bir şekilde atıyorum Sezen Aksu'nun bestesi olduğunu tahmin edebilirsin, benziyordur. Herkesin bir imzası vardır yani. Ben de öyle bir şeyi yakalama derdindeyim.

Bestelerim hak ettiği değeri bulabilir mi diye bir kaygınız var mı?
Yok, o da yok. Tutmayabilir bu arada. Çok iyi işler yapıyorlar ama insanlara ulaşamıyor. İnsanların haberi yok. Ama elinde sonunda herkesin kendi değerini bir şekilde bulacağını düşünüyorum. Şu an bu ülkede yapılan işlerin neye göre tutup tutmadığını kafamda oturtamıyorum. Çünkü çok garip. Çok tutar diye düşündüğün işten hiçbir şey olmuyor, bundan hiçbir şey olmaz dediğin ise inanılmaz tıklanabiliyor. Şu an kıstas biraz rap müzik gibi duruyor aslında. O biraz akım sonuçta.

5 SENE ÖNCE ÜLKEDEN GİTMEYİ DÜŞÜNÜYORDUM

“Müzik sektörü şöyle olsaydı keşke” dediğiniz noktalar var mı?
Keşke biraz daha kaliteyi ayırt edebilseydik. Kaliteli müzik dinleyebilseydik. Şu an Türkiye'de caz çalınan kaç tane mekan var? Kaç kişi gidip izliyor? Ya da klasik müzik, opera… Ben de mesela operaya gitmiyorum ama klasik müziği severim. Kaç kişi gidiyor, kaç tane festival yapılıyor? Yani aslında insanların kendini daha çok geliştirmesi, daha çok okuması gerekiyor. Çünkü bazı şeylere ulaşamamaları için engellenebiliyorlar.

Mesela insanların kaliteli müziğe ulaşabileceği ortamlar yaratılmıyor ama bu noktada sanatçının da illaki bir görevi var. Sizin açınızdan kendinize biçtiğimiz görev nedir?
Ben açıkçası 5 sene önceye kadar ülkeden gideceğim diye düşünüyordum. Burada müzik yapmakla uğraşamam gibi geliyordu, çünkü koşullar çok kötü. Adamın sigortası, kaynağı yok. Ev bile kiralayamıyorsun çünkü gelir gösteremiyorsun. İsim olduğunuzda işler değişiyor tabii. Burada bize düşen şey aslında insanları eğitmek. Bu yanlış anlaşılmasın, biz çok biliyoruz onlar bilmiyor gibi değil. Dediğimiz gibi insanlar bir şeye ulaşmasın diye şu an her şey yapılıyor. İnsanlara farkındalık sağlamalarını amaçlayan şeyler yapmamız lazım. Bütün sanatçılar için geçerli tabii bu.

Son güncelleme: 15:17 - 27.08.2019