Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kalben: “Özgürlük, mutluluk, eşitlik ‘Sonsuza Kadar’ sürsün”
Kalben: “Özgürlük, mutluluk, eşitlik ‘Sonsuza Kadar’ sürsün”
Naif, mütevazı, mutlu ve pozitif... Acıdan, kederden beslenen bir coğrafya için bunca heyecan yaratması boşuna değil Kalben'in. İlk albümünü çıkardıktan sonra da buluşmuştuk. İkinci albümü 'Sonsuza Kadar'la yeniden bir araya geldik. Kalben'in hayata, insana, müziğine, çevresine bakışı o kadar pozitif ki, sohbeti tamamlamak çok zor! Bir savaş meydanında yaşadığımızı anlatan Kalben, buna rağmen birbirini seven aşıklara, güzel şeylere gözünü diktiğini anlatıyor. 'Sonsuza Kadar'a da bu ruhun sindiğini ifade ediyor. "Bu albümde çok daha rahat hissediyorum. Kendime de kendimi beğendirmek niyetinde değilim" diyen Kalben, üçüncü albümde ise daha özgür bir yola gireceğini anlatıyor. İşte, karşınızda Kalben...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 25 Kasım 2017 - 08:00

Kendi adını taşıyan ilk albümün ardından ‘Sonsuza Kadar’ı da dinleyicilerle buluşturdun. Nasıl bir albüm oldu senin için?
Sevgili Berkant Ali İncesaraç’ın müzik kültürü, sevgisi ve aşkı ile ‘Sonsuza Kadar’ şekillendi. Berkant ile benim müzik aşkımız, bizi etkileyen bütün şarkılar, özgürlüğünü elde etmek için başkaldırmış bütün toplulukların ortaya koyduğu müzik kültürleri, birbirini hiç tanımasalar bile birbirine gülümseyen insanlar, anneler, çocukların sonsuz merakı ve sonsuz sevgisi ‘Sonsuza Kadar’ı çok etkiledi. ‘Sonsuza Kadar’ sürmesini istediğimiz şeyler vardı. Bunlar özgürlük, huzurdu, eşitlikti, mutluluktu. Birisi de Berkant ile bizim aşkımızdı.

İlk albümdeki şarkılar da, ‘Sonsuza Kadar’dakiler de ‘yol şarkıları’ olarak tarif ediliyor çoğu kişi tarafından. Eserlerinin böyle tanımlanması çok özel olsa gerek, katılır mısın?
Çok mutluluk verici. Yolda biz de çok dinliyoruz (Gülüyor). Yoğun bir yaz geçirdik albümü hazırlarken. O süreçte sürekli şarkıları dinliyorduk. Birbirimize fikirlerimizi söylüyorduk.

kalbensercan
Nasıl bir duygu kendi şarkılarını dinlemek?
Kendini dinlemek gibi olmuyor artık. Başlangıçta utangaçlığım farklı bir boyuttaydı. Şimdi daha başka bir yere evrildi. Her sahne öncesinde inanılmaz heyecanlanıyorum, hiç değişmiyor. Fakat şarkı söylemekten keyif aldığımı biliyorum ve o keyfi sahiplenebildiğim bir zaman oldu son üç yıl.

İlk albümden ikinci albüme geçen aşamada müzikal açıdan nasıl bir değişim oldu? Yine klasikleşmiş Kalben tarzı var ama biraz daha Western teması da tınlıyor sanki…
Biraz böyle savaş alanında yaşamıyor muyuz aslında? Hem kendimizle savaşıyoruz, hem hiç tanımadığımız insanlarla toplu taşıma araçlarında, işyerlerinde, AVM’lerde savaşıyoruz. Hem ülkeler, ülkelerle savaşıyor. Bir ülkenin içindeki insan toplulukları birbirleriyle savaşıyor. Ve bir savaş meydanı gibi burası. Bir yandan da o kadar güzel bir sevgi var. Birbirini çok seven aşıklar var, özgürce yürüyebilmek için sokaklarda eylemlere katılan. Galiba bu albümün içine bu ruhun sinmemesi mümkün değildi. Çünkü biz ilk albümün konserlerini verirken, ülkemizin ve dünyanın başına gelmeyen kalmadı. Bunu da kaderci bir şekilde söylemek istemiyorum tabii ki. Bu durumlardan hem biz bireyler olarak hem de insan toplulukları ve devletler olarak sorumluyuz. Bundan NATO da, UNESCO da, BM de, ben de sorumluyum. Bir tek benim rahmetli dedem sorumlu değil artık, o da gittiği için. Bunlara uzak durmak, açılmamak benim için mümkün değildi.

Senin şarkılarında, sosyal medya paylaşımlarında, dergilere yazdığın yazılarda hep bir umut olgusu var. Hayata dolu tarafına bakma örneklerinden de birisisin aynı zamanda…
Bir günlüğüne bir anlığına bir insanın kendi içinde hapsolmamasına destek olabilirsek ne mutlu bize. Hepimiz için çok zor aslında her gün uyanıp bir yere gitmek, sürekli görmediğimiz bir evin kirasını ödemeye çalışmak, aslında çocuk sahibi olamayacağımız bir kanun yapısı içinde yaşıyor olmak, çocuk sahibi olmak istememek ama toplum tarafından bunun baskısını görmek… O kadar farklı yerlerden insanı baskılayan bir yerde yaşıyoruz ki, bunu bir dakikalığına bile ortadan kaldırıp, “Haydi oradan baskı!” diyebilirsek çok mutlu oluyorum. Hayatımın çok uzun bir zamanını üzgün geçirdim. Karanlık içinde geçirdim. O günleri bile hatırlamak istemiyordum. Annemi kaybetmiştim. Hayatımda ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Kazandığın parayla hiçbir şey yapamadığını, bir kitap alamadığını, konsere gidemediğini görüyorsun ve hayatta hiçbir işe yaramadığını görüyorsun. Sadece günü çeviriyorsun. Zamanında inanılmaz sıkıldım bundan.

kalbenn5

Bu derin mutsuzluk hali de bugünkü umut dolu Kalben’i inşa etti herhalde…
Evet, benim için bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yine oluyor, neler görüyoruz. Ailelerin içinde neler oluyor. İnsan en yakınındakilere zarar veriyor öncelikle. Şimdi de müzik yapıyorum. Bir sürü çocuk, genç, aile, serseri, asi, evli, bekar var karşımda. Buna karşı duran aktivistler var karşımda. O kadar farklı insan gelip müziğimizi paylaşıyor ki, hiçbir şey umurumuzda değilmiş gibi oluyor.

Yaraya pansuman gibi oluyor hem senin hem de karşındakiler için…
Çünkü, öteki türlüsü çok sıkıcı.

TATLI UMUTSUZLUK BİZİ AYAKTA TUTUYOR

Biz kederden, dramdan, trajediden de beslenmeyi seviyoruz.
Elimizde olmadan, yine o tür şarkılar daha fazla beğeniliyor. Platonik aşk şarkıları daha çok seviliyor. Kısa deneyimim içinde bunu görmüş olabilirim. Buna da biraz hüzünlendim açıkçası. Umut dolu aşk şarkılarının da, fikriden bahseden bir şeyin de bir o kadar sevilmesini isterim. Ama belki de bizdeki o tatlı umutsuzluk, bizi de bir şekilde ayakta tutuyor.

kalbenn6
Aksi şekilde dayanmak da mümkün değil, katılır mısın?
Evet, belki ona tokat atmak hoşumuza gidiyordur. Sırf o yüzden o kederi canlı tutuyoruzdur. “Hayır, öyle olmayacak” demek için.

Bu iki albüm arasında Kalben’in hayatında nasıl değişimler oldu?
Bu albümde çok daha rahat hissediyorum. Kendime de kendimi beğendirmek niyetinde değilim. İçimden öyle geldiği için oluyor yaptıklarım. O yüzden daha korkusuz buluyorum bu albümü de. Siz-biz diye bir ayrım da yok artık. Müziğimiz de konserlerden beslenerek buraya geldi. Ben kafamda bir şeyler duydum, Berkant duydu. Birkaç ülkeye gitmişiz ve o kadar şehir gezmişiz, sound bütün bunlardan etkilendi. Müziği etkileyen şeylerle benim hayatımı etkileyen şeyler arasında çok net bir benzerlik var. Bir tarafı müziğe gidiyor, bir tarafı benim daha iyi hissetme arzuma gidiyor.

Dışarıdan sana yüklenen kimlikleri göğüsleyip engellediğin ve kendi istediği yolda, istediği gibi yürüdüğün görülüyor. Zor bir şey müzik piyasasında. Sen öyle hissediyor musun?
Çok bağlılıkla bir işi icra etmek, o işin detaylarıyla ilgilenmek bir süre ve tüm mutfağı öğrenmek çok bağlılık oluşturuyor. O noktada, o onların üzerinde güzel durmaya başlıyor. Ondan da sıyrılamıyorlar herhalde. İnsanlar seni çok sevdiyseler, fotoğraflar çekiliyor, yanına geliyorlar. Bende öyle bir durum yok mesela. Selamlaşma ve sessizce gülümseme var. Ama bazı sanatçılar yürüyemiyor sokakta.

BİR SONRAKİ ALBÜMDE DAHA ÖZGÜR OLACAĞIZ

Üçüncü albümde kişisel olarak, bulunacağın dünya olarak hayallerin neler?
Çok daha özgür olacağımızı hissediyorum. Elimde, kafamda, gönlümde bazı şarkılar var. Berkant’ta da oluşuyor. Biz ikinci albümü mesela, daha birinci albümü kaydederken yoğurmaya başlamıştık Berkant’la birlikte. Üçüncü albümün hikayesi çok daha özgür olacak.

kalbenn4
İlk albümde ‘Haydi Söyle’yi, bu albümde de Nil Karaibrahimgil’in ‘Rüzgar’ını kendi tarzında yorumladın. Her albümde cover olacak mı?
Evet, ya olacak! İlk albümde ‘Saçlar’ ve ‘Sadece’ çok güzel bir yere gitmişti. Üzerine de ‘Haydi Söyle’nin ham yorumu gelmişti. Bir de konser versiyonu reklamlarda yayınlanmıştı. Konserlerde çok farklı derken onu söylemeye çalışıyorum. Konserlerin ruhu çok farklı.

Senin konserlerinde insanlar telefonlarıyla ya da birbirleriyle değil, sahneyle, seninle ilgileniyorlar.
O bana çok mutluluk veren bir şey oluyor. ‘Sonsuza Kadar’ın şarkılarını daha 3 hafta olmadan birlikte söylüyoruz. Bu o kadar heyecan verici bir şey ki! Nasıl bir iletişim!

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Garaj Müzik’e çok teşekkür ediyoruz. Bize güzel bir alan verdiler. Albümde emeği geçen herkese çok teşekkürler. Albüm kapat ve kartonet tasarımında Cem Adrian, Hayrettin Taşkaya, Aylin Güngör’e teşekkürler. Dinleyicilere, müzik yazarlarına, radyolara, televizyonculara teşekkür ederim.

kalbenn3
Son güncelleme: 12:07 - 19.03.2019