Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Karantina Söyleşileri | Pınar Deniz ve Kaan Urgancıoğlu, Aşk 101’i anlattı…
Karantina Söyleşileri | Pınar Deniz ve Kaan Urgancıoğlu, Aşk 101’i anlattı…
Netflix’in ilk Türk gençlik dizisi Aşk 101’in yıldız isimleri Pınar Deniz ve Kaan Urgancıoğlu, Karantina Söyleşileri’ne konuk oldu. Kısa bir süre önce virüs nedeniyle anneannesini kaybetmesinin acısını yaşayan Pınar Deniz, "O dönem geçmeyecekmiş gibi hissediyorsun ama o duyguya kapılmamaya çalıştım. Bittiğinde ise her şeye şükrederken buldum kendimi" dedi. Kaan Urgancıoğlu ise bu süreçle ilgili temennisini şöyle ifade etti: "Umuyorum, bu süreç kendimizi daha iyi tanımamız, zamanı daha iyi kullanabilmemiz ve takdir etmeyi bıraktığımız birçok şeyin aslında birer lütuf olduğunu anlamamıza bir fayda sağlar."
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 22 Nisan 2020 - 13:42

Netflix, 24 Nisan'da ilk Türk gençlik dizisi Aşk 101'i izleyicilerle buluşturacak.
90'ların sonunda geçen ve okula devam edebilmek için en sevdikleri öğretmenlerini okulda tutmak üzere plan yapan 17 yaşında bir grup asi gencin hikayesini konu olan dizide Pınar Deniz Burcu öğretmeni, Kaan Urgancıoğlu da basketbol koçu Kemal’i canlandırıyor.
Karantina Söyleşileri’nde ağırladığımız ikili ile hem yeni dizilerini he mde corona virüsü sebebiyle kapandıkları evlerinde nasıl vakit geçirdiklerini, bu süreçte en çok neyi özlediklerini de konuşma fırsatı bulduk… 

Neflix’in ilk Türk gençlik dizisi Aşk 101’de Burcu Hoca karakterini canlandırıyorsunuz. Kariyerinizde nasıl bir önemi var bu dizinin?

Pınar Deniz: Dijital ortamda ilk işim. Netflix gibi global bir platformda olduğu için de çok şanslıyım. Öğrencilik hayatım çok uzak bir tarih değilken öğretmeni oynamak farklı bir deneyimdi. Ben lisedeyken Burcu gibi genç, arkadaş gibi olduğum öğretmenlerim vardı. Yer değiştirip onların penceresinden bakmak bana farklı duygular hissettirdi. Bir de beraber oynadığım arkadaşlarımın enerjisi gerçekten çok iyi ve diziye yansıdığını düşünüyorum. Aradan zaman geçse bile kendimi iyi hissetmek için dönüp açıp izleyebileceğim, umutlu bir işim oldu.

Pınar Deniz

Kaan Bey, siz daha önce Son Ders: Aşk ve Üniversite ve Kampüsistan gibi gençlik dizilerinde de yer almıştınız. Aşk 101 bu üçü arasında nasıl bir yere sahip?

Kaan Urgancıoğlu: Üçü de kendi içinde farklı üslup ve anlatılara sahip gençlik projeleri. Kendi adıma bakacak olursak, öğrencilikten öğretmenliğe geçmem açısından farklı bir yere sahip Aşk 101.

Aşk 101’de canlandırdığınız basketbol koçu Kemal’i nasıl tarif edersiniz? Sizinle benzerlikleri var mı?

Kaan Urgancıoğlu: Kemal, uzun bir basketbol kariyerinden sonra sakatlanarak, dizimizin geçtiği lisede basketbol koçu olarak çalışmaya başlıyor. Gençlerden pek haz etmeyen, okulun öğrencilere hayatı öğretemediğini düşünen, yalnız bir adam. Benzerlikten çok farklılıklarımız var diyebilirim, dinlediğimiz müzikten, çocuklarla ilişkilerimize, benim sosyal bir kişi olmamama kadar benzemeyen özelliklerimiz çok daha fazla. Benim popüler sporlar içinde neredeyse hiç uğraşmadığım basketbolu da eklemeliyim.

‘HAYATTA EN ÖNEM VERDİĞİM ŞEY VİCDAN'

Burcu Hoca vicdanlı, merhametli, yanlış da yapsalar gençlerin yanında olmaya çalışan bir karakter. Sizin için Burcu Hoca ile benzerlik var mı?

Pınar Deniz: Saydığınız karakteristik özellikler bazında örtüşüyor ama bütününe baktığımızda çok benzediğimizi düşünmüyorum. Benim de hayatta en önem verdiğim şey vicdan. Burcu'nun durumunda olsam ben de aynı kararları verebilirim ama onun kadar çekimser olmayabilirdim. Tavrımı daha farklı ve net gösterirdim. Burcu kendi bile bilmediği bir yerden savunuyor çocukları. Hayatta daha fazla korkuları olan daha sıradan yaşamayı tercih eden bir karakter. Kemal ile karşılaştığında asıl içinde var olan Burcu'yla tanışıyor. Korkularıyla yüzleşmek zorunda kalıyor yani.

Bazı insanlar hataları tolere etmekte daha ustadır, daha anlayışlıdır ancak herkesin kırmızı çizgisi vardır. Pınar Hanım sizin affedemeyeceğiniz kırmızı çizgileriniz var mı?

Pınar Deniz: Genelde ılımlı bir insanımdır. Sadece toplum normlarına göre yaşamayı tercih etmiyorum. Herkesin hata gördüğü bir davranışın ben de hiç etkisi olmayabilir. Aciz varlıklarız aslında ve hepimiz hatalarla yaşıyoruz. Sadece onu dürüstçe kabul etmek gerekiyor. Ben kelimelerin gücüne ne kadar inansam da onlardan ziyade niyetle ilgileniyorum. Konu ne olursa olsun karşımdakinin niyeti samimi değilse ilişkimi kesiyorum.

Kaan Urgancıoğlu

Burcu Hoca’nın dikkat çeken yönlerinden birisi de aksi koç Kemal ile yakınlaşması… İki karakter arasındaki enerji nasıl seyredecek, ipucu verebilir misiniz?

Pınar Deniz: Hayatı bildiğini düşünüyor Burcu. Kendi doğruları ve hataları olan bir karakter. Karakterin kurduğu bir cümle var ‘Bildiğimi sandığım her şey yanlışmış diyorsun'. Aşk ile tanışınca tam olarak bunu hissediyor. Kemal ile karşılaştığında bildiğini sandığı her şeyin yanlış olduğunu fark ediyor. Kaçmaya çalıştıkça bocalayan ve gittikçe birbirine daha çok kapılan bir ilişki izleyeceğiz.

‘HERKES KENDİ DÜNYASINDAN BİR ŞEYLER BULACAK'

Türk dizi tarihinde birçok sevilen gençlik dizisi var. Koçum Benim, Lise Defteri, Hayat Bilgisi, Kampüsistan, 7 Numara ve Çılgın Bediş gibi… Aşk 101, bu listede nasıl bir yer edinir sizce?

Pınar Deniz: İzleyicinin ayni samimiyeti hissedeceğini düşünsem de bizim işimizin bu örneklerden daha farklı olduğuna inanıyorum. Bir kere öncelikle bizim dizinin başrolünde aşk var. Aşkın dönüştürdüğü karakterleri izliyor olacağız. Özellikle gençlerin hayatla ilgili mücadeleleri, eğer inanmıyorsak sistemin dayattığı normlara ne kadar boyun eğmemiz gerektiği ve arka fonunda özlediğimiz dönemin akması, herkesin kendi dünyasından bir şeyler bulacağını düşünüyorum.

Kaan Bey Netflix’te Elite, Atypical, 113 Reasons Why, Trkinkets, Sex Education gibi dikkat çeken gençlik dizileri var. Aşk 101 sizce bu kulvarda nasıl bir ilgi görür?

Kaan Urgancıoğlu: Açıkçası bunu ben de çok merak ediyorum. Saydığınız başarılı yapımlar gibi geniş bir izleyici kitlesine ve zengin bir yaş aralığına ulaşacağını umuyorum.

Dizinin en dikkat çeken yanlarından birisi de 90’ların sonunda geçmesi. Eskiden birçok gençlik dizisi ekranlarda gösterilirdi. Artık çok karşılaşamıyoruz. Ne değişti sizce?

Kaan Urgancıoğlu: Bunun sebebini bilmemekle beraber, düşününce genç izleyicinin televizyondan koparak internete ve dijital platformlara kaymış olması olabilir.

‘LİSE YILLARIMIN YERİ AYRIDIR'

Sizin lise hayatınız nasıl geçmişti Kaan Bey? Hangi tip öğretmenler sizin için makbuldü? Unutamadığınız anınız var mı?

Kaan Urgancıoğlu: Lise ikinci sınıfa kadar, sınıfı geçecek kadar çalışan, okulu sosyal bir aktivite olarak gören bir öğrenciydim. Üniversite sınavı yaklaştıkça vites büyüterek, iyi bir puan ortalamasıyla mezun oldum. Çok iyi öğretmenlerimiz vardı, hepsi çok donanımlı ve işlerinde iyiydiler ama benim haylazlıklarım sebebiyle çok disiplinli olup, esprili olmayanlarıyla pek anlaşabildiğimi söyleyemem. Öğrencileriyle sohbet ederek, ilgimizi hep ayakta tutmayı başaran öğretmenlerimin derslerinden daha büyük keyif alırdım. Özellikle hâlâ kopmadan hayatın zorluklarının üstesinden birlikte gelmeye çalıştığımız, hâlâ çok eğlendiğimiz arkadaşlarımı bana kazandırdığı için lise yıllarımın yeri ayrıdır.

Dizide çok güzel bir cümle var: “İnsanların farklı olduğu için cezalandırıldığı zamanlar.” Sanki o dönemler farklı olmak o kadar da kötü değildi. Bugünle o günleri karşılaştırdığınızda ne söylersiniz?

Kaan Urgancıoğlu: Sanırım yeteri kadar farklı olmayı başarırsanız hangi dönem olursa olsun cezalandırılmanız için seferberlik ilan edecek insanlar çıkacaktır karşınıza. Halbuki insanın kendi farklarını keşfedebilmesi, üstüne bunları cesurca yaşayabilmesinden daha büyük bir başarı, daha güzel bir şey düşünemiyorum. Farklı düşünenlerin, farklı yaşayanların yönetilmesi zor olduğundan, idarecilerde bir korkuya sebebiyet veriyor; yönetilmeye alışmış olanları ise kendi korkularıyla yüzleşmek istemedikleri için rahatsız ediyor olabilir.


‘BABAANNEM İNSANLARA UMUT OLSUN'

Pınar Hanım hepimizin hayatını sarsan corona virüsü nedeniyle siz çok büyük bir acı yaşadınız, anneannenizi kaybettiniz. Başınız sağ olsun öncelikle. Neler hissediyorsunuz şu anda, kendinizi toparlayabildiniz mi?

Pınar Deniz: Çok teşekkürler şu an çok daha iyiyim. Süreç çok yıpratıcıydı tabi ki ama geçti. O dönem geçmeyecekmiş gibi hissediyorsun ama o duyguya kapılmamaya çalıştım. Dua ettim, meditasyon yaptım, kendimi olumsuz bir tarafa çekmedim hiç. Bittiğinde ise her şeye şükrederken buldum kendimi. Nefes alabildiğime, sağlığıma, hayatımdaki güzel insanlara… Her şeye.

Ailenizin birçok ferdi de karantina altındaydı. Şu anda sağlık durumları nasıl?

Pınar Deniz: Hastaneden çıkarken herkesin sağlık durumu gayet iyi durumdaydı zaten. Evdeki 14 gün karantina süreleri de bitince alkışlayarak çıkardık odalardan. Şimdi herkes evinde izole yaşamına devam ediyor. En hafif belirtiyi babaannem gösterdi bu arada. 83 yaşında kendisi. 11 gün hastanede karantina altındaydı. Umut olsun hasta olanlara. Umarım bir an önce bu süreç biter. Bu hastalıkla savaşanlara şifa diliyorum, ailelerine de sabır…

‘UMUT HAYATTA KALMA MOTİVASYONUM'

Sosyal medyada da hastalıkla ilgili yaşadıklarınızı paylaştınız ancak, gelecek adına umutlanmak nasıl mümkün sizin açınızdan?

Pınar Deniz: Umut benim hayatta kalma motivasyonum. Onu da kaybedersem yaşamın ne anlamı kalır ki? Acının içinde kalmak çok benlik bir duygu değil. Acıyı yaşıyorum ama onu büyütmüyorum. Başıma kötü bir şey geldiğinde bile o sürecin bana kattığı her şey için şükrediyorum. Yaşamanın, anın daha çok kıymetini anlıyorum. Hayat nereden baktığımla alakalı. Güzel görmek istiyorum gelecek günleri.

Meriç Acemi’nin kaleme aldığı, Ahmet Katıksız ve Deniz Yorulmazer tarafından yönetilen Aşk 101’de Kubilay Aka, Mert Yazıcıoğlu, Alina Boz, Selahattin Paşalı, İpek Filiz Yazıcı da rol alıyor.

Sizin için karantina günleri nasıl geçiyor?

Kaan Urgancıoğlu: Karantinada bir ayı geride bıraktım. İki hafta zor dayanırım sanıyordum ama zaman hızlı aktı. Günü üç kısma ayırdım. Sabahları, kahve ve kahvaltı eşliğinde çeşitli videolar izliyorum. Öğlen yapılacak işlerimle ilgilenip, onları bitirip kitap okuyorum. Akşam ise yemek hazırlığı, yemek yemek ve bir film ya da üzerine çalıştığım yazı sonrası kapanışa geçiyorum.

Karantinada birçok insan evde ekmek yapmaya başladı… Sizin karantinada yaptığınız ilkler var mı?

Kaan Urgancıoğlu: Evet, ben de o furyaya uydum. Hamburger köftesi hazırlamak ve pizza hamuru açmak gibi faaliyetlerim oldu. Gayet de iyi oldu, bu süreçten sonra da sık sık yemek hazırlamaya devam edeceğimi düşünüyorum.

Corona virüsü salgını dizi ve film sektörünü de oldukça olumsuz etkiledi. Bu salgın önümüzdeki dönemde sektörü nasıl etkiler sizce?

Kaan Urgancıoğlu: Umuyorum, bu süreç kendimizi daha iyi tanımamız, zamanı daha iyi kullanabilmemiz ve takdir etmeyi bıraktığımız birçok şeyin aslında birer lütuf olduğunu anlamamıza bir fayda sağlar ve salgın sonrası çok daha derin, detayları aceleye gelmemiş projelerin sayısında artış yaratır.

‘HERKESE DELİ GİBİ SARILMAK İSTİYORUM'

Salgın sonrasında ilk olarak yapmak istediğiniz, hayalini kurduğunuz bir şey var mı?

Kaan Urgancıoğlu: Ailemi çok özledim, ilk olarak İzmir'e ailemin yanına gitmek istiyorum. İkinci olarak arkadaşlarımla kuracağımız uzun sofraları hayal ediyorum.

Pınar Deniz: Herkese deli gibi sarılmak istiyorum. Saatlerce yürümek, sosyal mesafesiz dans etmek istiyorum. Bu salgın hayatımızda olmadan önce gerçekleşecek projelerim vardı. Oynamayı çok özledim, bir an önce karakterlerime kavuşmak istiyorum.

Son güncelleme: 14:07 - 22.04.2020