Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Küçük bir hikaye, büyük bir derya: Haldun Taner
Küçük bir hikaye, büyük bir derya: Haldun Taner
Haldun Taner'i sadece tiyatromuzun kutup yıldızı olarak sınırlamak haksızlık olur. O, eserleri ve hayatı ile başat bir örnek. 'Ve Perde!' belgeseli de corona virüsü günlerinde sadece tiyatroyla ilgilenenlerin değil, "Aydın nasıl olur?" sorusu üzerine düşünmek isteyenlerin de kaçırmaması gereken bir belgesel...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 14 Nisan 2020 - 22:34

Corona salgınının başlamasıyla kültür-sanat dünyası neredeyse online mecraya taşındı. Birçok kurum özel gösterimlerini internet üzerinden gerçekleştiriyor. Birçok sanatçı bilhassa Instagram üzerinden konserler veriyor. Kurumlar, özel içeriklerle buluşma fırsatı bulamayan sanatseverlere bu sürede şans daha tanıyor. Onlardan birisi de İstanbul Kültür Sanat Vakfı… İstanbul Tiyatro Festivali'nin yapımcılığını üstlendiği, Türk tiyatrosunun evliyası Haldun Taner'i anlatan 2015 tarihli Ve Perde! de YouTube'da gösterime açıldı.


Yaklaşık bir saat süren belgeselin yönetmenlik koltuğunda Selçuk Metin oturuyor. Senaryosunu Gülşah Özdemir Koryürek'in yazdığı belgeselin müzikleri ise Borusan Quartet'e ait. Proje danışmanlığını Demet Taner ve Dikmen Gürün'ün yaptığı belgeselde anlatıcı rolünü Halit Ergenç ve Tilbe Saran üstleniyor. Belgeselde Erdem Akakçe, Metin Akpınar, Engin Alkan, Esin Aslan, Harun Başlan, Zeliha Berksoy, Erkan Can, Mehmet Erbil, Halit Ergenç, Yiğit Özşener, Alayça Öztürk, Tilbe Saran, Vahit Sarıtaş, Ferhan Şensoy, Deniz Telek, Levent Üzümcü, Can Yılmaz, Ayça Yiğit, Yalçın Zobu gibi kıymetli tiyatrocular da yer alıyor.

İlk kez 2015’te Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen “100. Doğum Yılında Haldun Taner Sempozyumu” etkinliğinde, daha sonra da 35. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen belgeseli ben de YouTube’da izleme fırsatına eriştim.

Haldun Taner ve annesi Seza Taner

‘İYİ HİKAYE İŞTE BUDUR’

Halit Ergenç belgeselin hemen başında anlamlı bir anlatıyla sesleniyor bizlere: “İngiliz portre ressamı Whistler’ın ünlü bir sözü vardır; modeline ‘Bana bir kere daha gülümseyiniz, sonra dünyaya ebediyen gülümseyeceksiniz’ der. İyi hikaye işte budur, bir hayat kesitini ebedileştirmektir.”

Ardından Tilbe Saran ve diğer değerli sanatçılarla birlikte “Küçük bir hikaye, büyük bir derya” olan Haldun Taner’in doğumuyla, ailesiyle tanışmaya başlıyor.

Haldun Taner’in babası İstiklal Savaşı’nın önemli savunucularından Ahmet Selâhaddin Bey’di. O, henüz 5 yaşındayken babasını kaybetti. Ancak genç Cumhuriyet ona ve diğer tüm yetimlere babasızlığı yaşatmamak için inanılması güç reformlar ve devrimlerle inşa ediliyordu.


HASTALIK EDEBİYATA ATILMASINI SAĞLADI

Belgesel boyunca Haldun Taner’in hikayesinin aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de hikayesi olduğunu görmemek elde değil. Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimi, burada Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile karşılaşması, Heidelberg Üniversitesi’ne gidişi ve tüberküloza yakalandığı için yurda dönmesi eğitim hayatının temelini oluşturuyor.

Sabahın erken saatlerinde güne başlayan Haldun Taner’in gençliğinden bu yana o tazeliğin, o renkliliğin, o saflığın peşinde koştuğunu öğreniyoruz… Öyle ki o saflık onu eğitimci olmaya da itiyor. Öğretmenliğini hayatının en önemli bölümlerinden birisi olarak anan Taner, Cumhuriyetin ona yaptığı katkılara karşılık verebilmek için durmadan çalışıyor.

Aslında edebiyat arenasına atılmasında Almanya’dan dönüşünde de etkili olan tüberküloz belirleyici oluyor. Belgeselde de yer alan bir röportajında, o hastalığın yazıya eğilmesi için kendisine bir fırsat yarattığını anlatıyor büyük usta.


‘GERÇEK BİR DEMOKRAT’

Tiyatro eğitiminin bilimsel bir temelde ele alınmasının mimarı olan Haldun Taner, Cumhuriyet devrimlerinin Atatürk’ün vefatı ile birlikte yarım kaldığı düşüncesinde… Yazılarında buna değiniyor ve tiyatronun bu gidermede ne kadar etkili olabileceğini de şu cümleyle ifade ediyor: “Tiyatro uygarlığı yurdun dört köşesine dağıtan bir vasıtadır.”

Ferhan Şensoy’un deyimiyle “gerçek bir demokrat” olan Taner’in sanatçı dostları ile çekilmiş fotoğrafları ile Ara Güler’in mahir ellerinden çıkma eski İstanbul fotoğrafları belgeseli oldukça zenginleştirmiş. Ve Perde!’yi öne çıkaran ise değerli tiyatrocuların Haldun Taner’in eserlerinden sergiledikleri parçalar…


Örneğin belgeselde Erdem Akakçe’nin canlandırdığı Vatan Kurtaran Şaban oyunundaki müsteşarın günümüzde de ne kadar güncel olduğunu görmek, Haldun Taner’in ustalığını ve zamansızlığını gösteriyor, liyakat konusunda bir adım ileri atamadığımız noktasında hatırlatıcı oluyor. Şehir Tiyatroları’nda kıymetli tiyatrocularımızı ihraç eden o yöneticiler oyundaki “müsteşar”a ne kadar çok benziyor…

ESERLERİ VE HAYATI İLE BAŞAT BİR ÖRNEK

Haldun Taner’i sadece tiyatromuzun kutup yıldızı olarak sınırlamak haksızlık olur. O, eserleri ve hayatı ile başat bir örnek. ‘Ve Perde!’ belgeseli de corona virüsü günlerinde sadece tiyatroyla ilgilenenlerin değil, “Aydın nasıl olur?” sorusu üzerine düşünmek isteyenlerin de kaçırmaması gereken bir belgesel…

Belgeselde emeği geçenlere ve YouTube üzerinden bu çalışmayı bizlerle buluşturan İKSV’ye bir kez daha teşekkürler.

Haldun Taner ve eşi Demet Taner

Son güncelleme: 19:40 - 15.04.2020