Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
‘Müzik farklıdır, anlaşılması için söze ihtiyacı yoktur’
‘Müzik farklıdır, anlaşılması için söze ihtiyacı yoktur’
Bundan 15 yıl önce Prof. Gürer Aykal öncülüğünde kurulan ve Esen Kıvrak, Özgür Baskın, Efdal Altun ile Çağ Erçağ'dan oluşan Borusan Quartet, yurt içi ve yurt dışında başarılı performanslarını sürdürüyor. Borusan Quartet son olarak dünyanın en büyük yaylı sazlar dörtlüsü bianeli The String Quartet Biennale Amsterdam’a katıldı ve yoğun ilgi gördü. Biz de bu vesileyle ekipten Esen Kıvrak ve Efdal Altun ile Borusan Quartet'ı konuştuk...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 8 Mart 2020 - 12:04

The String Quartet Biennale Amsterdam'a davet edildiniz. Daveti aldığınızdaki hislerinizi öğrenebilir miyiz?

Esen Kıvrak:
Çok gurur duyduk. Böylesine önemli bir festivale davet almak sadece bizim için değil, klasik müziğin en zorlu ve prestijli kulvarlarından biri olarak kabul edilen oda müziğinde ülkemizin geldiği nokta açısından da önemliydi.

Efdal Altun: Bu bienalin Borusan Quartet'in kariyeri boyunca tecrübe ettiği önemli etkinliklerin başında geldiğini düşünüyorum. Bunun nedeni, etkinliğin uluslararası olmasının yanında, sadece yaylı çalgılar dörtlülerini içermesi ve dünyadaki önemli dörtlülerle aynı programda yer almış olmamızdır.

Soldan sağa: Esen Kıvrak (1. keman), Özgür Baskın (2. keman), Çağ Erçağ (viyolonsel) ve Efdal Altun (viyola)

Konserler nasıl geçti? Amsterdam’daki ilgi nasıldı?
E.A.: Amsterdam'da grubumuza özel bir ilgi gösterildi. Gerek alkışlar, gerekse konser sonrası söylenen sözler bizleri çok mutlu etti. Yüzyıllardır bu müzik türü ile yoğrulmuş kültür mirasına ve genlerine sahip insanlardan oluşan bir topluluğa karşı, bu müzikle Avrupa'ya kıyasla yeni tanışmış olan ülkemizi başarılı şekilde temsil etmek bizi gururlandırdı.

E.K.: Festivalde üç konserimiz oldu. Üç konserde de ayakta alkışlandık… Bu konserlerde quartetimizin farklı yönlerini gösterme şansımız oldu. Vasks ile çağdaş müziğe bakışımızı, Verdi ile tekniğimizi, Beethoven ile ise stil olarak son derece keskin kuralları olan bir besteciye yaklaşımımızı gördüler. Türk eserleri konserinde de bizim ritim ve melodilerimizle tanıştılar. Sanırım bunu beklemiyorlardı, konser sonunda yanımıza gelip heyecandan konuşamayanlar bile oldu…

‘PROGRAM SAYGUN’DAN SAY’A MÜZİKAL BİR KÖPRÜYDÜ’

Fazıl Say, Ulvi Cemal Erkin, Ahmed Adnan Saygın ve Hasan Uçarsu gibi isimlerin eserlerini seslendirdiniz. Bu seçkiye nasıl karar verdiniz?

E.K.: Bu seçkiye festival yönetimi ile beraber karar verdik. Bu programın Saygun’dan Say’a önemli bir müzikal köprü olduğunu düşünüyorum. Tabii bu arada bu konserde bizimle olan ve yaptığı konuşmalar ile seyircileri aydınlatan sevgili Serhan Bali’ye de tekrar teşekkür etmek isterim.

E.A.: Evet, Serhan Bali'nin açıklamaları ile zenginleşen doyurucu ve ilgi gören bir program oldu.

YURT İÇİNDE DE YOĞUN İLGİ

İstanbul’da da çeşitli salonlarda konserlerinize devam ediyorsunuz. İlgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

E.A.: Konser biletlerimiz genelde haftalar öncesinde tükeniyor. Yurtdışında çok şaşkınlıkla karşılandığı ve biraz da imrenildiği üzere genç dinleyicimiz oldukça fazla.

E.K: Gerçekten çok şanslıyız. Nisan konseri biletlerinin ekim ayında bittiği, ilgiden konserlerin tekrarlandığı bir ortamdayız. Dinleyicilerimizin yaş ortalamasının özellikle Avrupa’ya göre çok daha genç olması ise en büyük mutluluklarımızdan. Amsterdam’da festival yöneticileri yanımıza gelip bizlerle bir toplantı yapmak ve bizden bu toplantıda gençleri nasıl kazanabileceklerini öğrenmek istedikleri söylediler…


VİYANA’DA SARIKAMIŞ TÜRKÜSÜ’NDE AĞLAYAN DİNLEYİCİ

Batı klasiklerinin yanı sıra aşina olduğumuz Sarıkamış, Karahisar Kalesi türkülerini de yorumlayan bir ekipsiniz. İki farklı müziği seslendirirken neler hissediyorsunuz?

E.K.: Bence aslında iki farklı tür sayılmaz. Evet, türküler çalıyoruz ama Batı müziği kuralları ile harmanlanıp düzenlenmiş, çok sesli şekilde çalıyoruz. Bu türküler yurtdışında da çok ses getiriyor. Mesela Sarıkamış Türküsü’nü en son Viyana’da seslendirdiğimizde gözleri yaşlı dinleyiciler vardı. Müzik farklıdır, anlaşılması için söze veya ortak dile ihtiyacı yoktur.

E.A.: Yaşadığımız coğrafyanın melodilerini çok sesli bir anlayışta, özellikle yurt dışında çalarak tanıtmak bizim için heyecan verici bir görev…

Çok özel enstrümanlara sahipsiniz. Bu enstrümanlarla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tarif edersiniz? Sizlerin müzikal karakterinizi farklı bir minvalde şekillendirdi mi böyle özel enstrümanlarla müzik yapmak?

E.A.: Çalgı kalitesi müzisyenler için önemli birçok parametreden biri. İyi çalgı ile çalmak lüks bir araba kullanma hissi uyandırır ve motive eder.

E.K.: Biz yaylı sazcıların biraz daha farklı bir ilişkisi vardır enstrümanları ile. Aile oluruz onlarla, benim çocuğumdur, babamdır, dostumdur… Borusan Sanat sayesinde sadece müzelerde uzaktan bakabildiğimiz enstrümanlar ile çalma şansı yakaladık. Bu maalesef ülkemizdeki salonların genelde akustik açıdan zayıf olmaları açısından da önemli tabii. Biz mutlu değilsek başkalarını da mutlu edemeyiz. Bu sazların her biri muhteşem sazlar olmalarının yanında ayrıca iyi birer konser salonu gibi…


‘GÜNDEMDEN ETKİLENMEMEK KİMİN İÇİN KOLAY Kİ…’

Çağdaş müzik repertuvarına da katkıda bulunuyorsunuz. Son yıllarda hangi duyguları yansıtan müzikler daha revaçta sizce?

E.K.: Şu ana kadar Borusan Sanat olarak 10'un üstünde yeni eser siparişi verdik ve ilk seslendirmelerini gerçekleştirdik. Bu tarihi anları yaşamak çok özeldi… Şu an domine eden duygu konusunda ise bir şey söylemek zor ama gündemden etkilenmemek kimin için kolay ki..

E.A.: Repertuvarımızda çağdaş eserler de var. Tüm dünyada yükselen deneysel performansların önemli olduğunu düşünüyoruz çünkü yeni izleyicileri çekmek için artık tüm salonlar bu tip programları tercih ediyor. Tabii klasik müzik repertuvarı sonsuz bir deniz olduğu için bu tip müzikler bizim için düşük bir oranda kalıyor.

Bundan 3 yıl önce Company: Glass, Part, Uçarsu, Vasks albümünü kaydetmiştiniz. Ufukta yeni bir albüm var mı?

E.K.: Şu ana kadar 4 CD çalışması gerçekleştirdik. İlki Türk Bestecileri kaydı oldu, sonra çok değerli İdil Biret ile bir piyanolu beşli kaydı gerçekleştirdik. Üçüncü çalışmamız, Verdi ve Mozart eserlerini buluşturduğumız bir çalışma oldu. En son kaydımız ise modern ve minimal bestecilerin yer aldığı bir çalışma oldu, hem yorum hem kayıt kalitesi olarak en yüksek puanı alıp İngiltere’de ayın oda müziği kaydı seçildi. Bence bu çalışmalar quartetimiz ile ilgili güzel bir yelpaze oldu. Yeni çalışmalar neden olmasın…

VERDI’DEN SAY’A, BEETHOVEN’DAN BURHAN ÖÇAL’A…

Ekip, The String Quartet Biennale Amsterdam’da ilk konserde Peteris Vasks, “String Quartet no. 4” ve Giuseppe Verdi, “String Quartet; ikinci konserde Fazıl Say, Ulvi Cemal Erkin, Ahmed Adnan Saygun ve Hasan Uçarsu'nun eserleri; son konserde Beethoven'ın doğumunun 250. Yılı vesilesiyle “Beethoven, “String Quartet no. 5” ve Burhan Öçal “Eski İstanbul” eserlerini seslendirdi.

Son güncelleme: 13:15 - 08.03.2020