Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
‘Neşeli Günler’ filmini Quentin Tarantino çekmiş gibi: Ölümlü Dünya
‘Neşeli Günler’ filmini Quentin Tarantino çekmiş gibi: Ölümlü Dünya
Ali Atay’ın ikinci kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu ‘Ölümlü Dünya’ vizyona girdi. Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak gibi isimlerden oluşan güçlü bir kadroyla seyirciye ‘merhaba’ diyen film, yeni bir komedi diliyle de dikkat çekiyor. Filmde birbirine aşık olan Serhan ve Begüm’ü canlandıran Sarp Apak ve İrem Sak, SÖZCÜ Cumartesi’ye konuştu.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 27 Ocak 2018 - 01:21

Yeni bir komedi diline sahip, alışılagelmişin dışında bir film olan Ölümlü Dünya’yla izleyici karşısındasınız. Sizin için nasıl tanımlanır bu film?
İrem Sak:
Ali Atay ve arkadaşlarının komedisi hep farklıydı, oyunculuk yaptığı dönemde. O farklılığı yönetmenlik koltuğunda da konuşturuyor. Ben ilk filmi Limonata’yı da izlemiştim. Çok beğenmiştim. İkincisinde yer almak benim için gerçekten büyük bir gurur. Ali’yle hep çalışmak istiyordum ama oyuncu olarak denk geleceğimize inancım vardı. Yönetmenim olarak hayatıma girmesi ayrı bir güzellik. Filmin de dili en az Ali’nin kendi karakteri kadar farklı.
Sarp Apak: Biz zaten yıllardır bu mizah ve güldürme kaosunun içerisindeyiz. Çok kaliteli işlerde de yer aldık, zorlama şeylerimiz de oldu. Bu ülkede komedi yapıyorsanız, standartlar çok değişiyor. Artık gerçekten izlemek isteyeceğimiz dönemde ve yaştayız. Bu nedenle ilaç gibi geldi bu iş. Senaryoyu okuyunca çok coştuk. Biz açıkçası gişeydi, ticari taraftı düşünmeden bu projenin bir parçası olmak istedik. Farklı bir dil var. Bunun iyi geleceğini düşünüyorum seyirciye. İrem’i, beni, Alper (Kul) Ağabeyi birçok rolde izlediler, ama yeni soluklarla tanışacaklar, Feyyaz Yiğit, Doğu Demirkol gibi… Aynı yüzler olunca mizah da yıpranıyor. Durum komedisi üzerinden giden bir film oldu. Çok gerçek bir paniğin içerisinde ilerliyor film. İlk defa böyle bir projede yer aldım.

8

Siz de filmde birbirine aşık bir çift olan Serhan ve Begüm’ü canlandırıyorsunuz. O aşk da çok farklı değil mi?
Sarp Apak:
Evet. Benim canlandırdığım karakter sistemi bozduğu için başımız belaya giriyor. Olası bir ikinci filmde daha çok anlatabileceğimiz bir aşkımız var. Serhan’ın ayarını bozan, Begüm’ü şoka sokan bir durum var. Serhan’ın Begüm’le olan aşkı ne kadar inandırıcı olursa, filmin aksiyonu daha mantıklı gözüküyor. İrem’le tutkuyu yüksek tutmaya çalıştık sahnelerde. Serhan-Begüm ilişkisinde görünmeyenler de var. Bu noktadan perfromansımızı yürüttük.

GLOBAL BİR FİLM OLDU

Film de, klişeleşmiş komedi sistemini bozabilme potansiyeline sahip mi?
İrem Sak:
Herkesin bir alıcısı var. Türkiye nüfusu fazla. Youtuber’lar da film çekiyor artık. Onların da başarısı yadsınmamalı. Biz bu filmde kendi kitlemizi keşfedeceğiz. Bu bizim mizahımız, bizim komedimiz, bizim yapmak istediğimiz tarz. Bunun seyircideki karşılığını çok merak ediyorum. Bu mizah alanının gelişmesi için seyirciye ihtiyacımız var. Ölümlü Dünya da bunu sektöre gösterecek.
Sarp Apak: Aslında çok büyük bir gizem ve uçurum yok. Sadece karakter ve tip komedisinin dışında bir şey. Bu gerçekten bir durum komedisi. Global bir film oldu. Altyazıyla her ülkede izlenecek bir film oldu. Oyuncuların refleksleri ve hikaye yerel olsa da, genel olarak global. Bizde çok tutan bir komedi filmi ABD’de hiçbir şey ifade etmeyebilir ama bu öyle değil.

Bir çifti canlandırmak nasıldı sizin için?
İrem Sak: Çok mutlu oldum. Normal hayatımda bu kadar anlaştığım bir insanla iş de yapınca çok tatlı oldu.

Sarp Apak

Sarp Apak

Çekimlerde gülmekten çekemediğiniz sahneler vesaire oldu mu?
İrem Sak:
Feyyaz’a çok güldük. Gerçi Feyyaz günlük bir cümle kuruyor, ben ona da gülüyorum. Aşağıda, kazağın ne kadar yumuşak dedi, ben kahkaha attım. Şimdi, öyle bir söylüyor ki, şaka yapıyor sanıyorum. Ama Sarp da bu konuda çok yetkin. Burhan Altıntop’un karşısında dalağını o kadar geliştirmiş ki! O konuda çok kuvvetli.
Sarp Apak: Çok olmadı. Birbirimizin artık her şeyini biliyoruz. Değişik şeylere ihtiyaç duyuyoruz. Hep aynı olmaya başladı bir şeyler. Bu sene o açıdan güzel bir sene oluyor. Seyirci güzel mesajları gişede veriyor. Salona giden, bizim akranlarımızın çok keyif alacağı bir şey oldu. Alilerin kendilerine has bir mizahı var. Ali, günlük hayatta da çok komik birisi. Ne istediğini çok iyi anlattı. Biz öncelikle onun istediklerini yaptık. Alacağını aldıktan sonra “Tamam, şimdi şımarıyoruz” dedi ve bizi serbest bıraktı. Biz Ali’nin disiplinine çok inandık. Filmin dışına çıkmak istemedik.

BÜYÜK KRİZLERDE YANINIZDA AİLENİZ KALIYOR

Film aile birlikteliği, fedakarlık, dayanışma gibi unsurları da içinde barındırıyor. Verdiği mesajı nasıl tarif edersiniz?
Sarp Apak:
Ali, hayalini şöyle tanımlamıştı: “Neşeli Günler’i Quentin Tarantino çekseydi, nasıl bir şey olurdu.” Ali’nin istediği buydu. Bu formül çok heyecan verici. Hem yerel hem global bir arada buluştu. Biz de kariyerimizin bu aşamasında böyle şeyler yapmak istiyorduk. Böyle büyük krizlerle karşılaştığınızda hakikatten yanınızda sadece aileniz kalıyor. Bunu anlatan bir durum var. Çok büyük bir düşkünlükleri var birbirine. Yaptıkları hatalar da tolere edilebiliyor.

İrem Sak

İrem Sak

HAYDARPAŞA’YA VEFA

Filmin çekildiği ana mekanlardan birisi, kent sakinlerinin tekrar tren sirenlerini duymak istediği Haydarpaşa Garı’ydı. Orada çekimleri gerçekleştirmek nasıl bir duyguydu?
İrem Sak:
Ben şehrin, tarihi dokusu bozulmasın istiyorum. Ama inşaat çok gelişen de bir şey. Ben 15 yıldır İstanbul’dayım ve kent çok değişti. Birçok şey bina, sokak, cadde değişiyor.
Sarp Apak: Haydarpaşa Garı’nın filmde çok güzel kullanılması ve ana mekan olması bir vefa gibi oldu. 9-10 gün orada kaldık. Kalınca, orasının şehrin en kolay ulaşılabilir lokasyonlarından birisi olduğunu anladım. O trenler çok sinematografik ama keşke tekrar yaşasa. Günlük kullanım başlasa. Süreci bilmiyorum. Biz bir sinemacı olarak daha fazla saygı duruşu yapamazdık herhalde. Alilerin de seçimi çok doğru olmuş o açıdan.

Sizin Ali Atay gibi yönetmenlik ya da senaryo yazma çalışmalarınız var mı?
İrem Sak:
Ben bir film yazdım. Hikayeler de yazıyorum. O tarafımı geliştirmek istiyorum ama daha oyunculukta hiç doyum yaşamadım. Ama yönetmenliği bilemedim. Ali kadar o konuda gözüm yok.
Sarp Apak: Teknik olarak ben çok meraklıyım. Özellikle yaşıtlarımızın film çektiğini gördüğümde, o işin bambaşka olduğunu görüyorum. Birisinin ilkokulda sınıf başkanı olması hamurunda vardır ya, onun gibi. Başka bir kriz yönetimi gerektiriyor. Ben yaramaz, arka sıradaki çocuk olarak kalmaya devam etmek istiyorum. Ama 50 yaşında, 60 yaşında sağlığım yerinde olursa, başka konuşabilirim.

İNSANLAR YENİLİKLERİ, DEĞİŞİKLİKLERİ ÇOK ÖZLEMİŞ

Filmin tanıtım videolarında “Sivaslıların sahiplenmesi lazım” diyordunuz. Sahiplenirler mi sizce?
İrem Sak: Alper’in derdi o. Ben hemşerilerimden yardım bekliyorum.

Sosyal medyada oldukça ilgi gören tanıtım videoları nasıl ortaya çıktı?
Sarp Apak:
Feyyaz hem yazar tarafındaydı hem tanıtım. TAFF Pictures ile de böyle bir şey yapılabileceği keşfedildi. Oyuncuların da ağzının iyi laf yaptığı konuşuldu. ‘PR yapamamanın PR’ı uygulamada çalışıldı. Seth Rogen ve Evan Goldberg’in çektiği This Is the End filminde de bu yapılmış. Ben daha önce yapılmadığını zannediyordum. Ben mesela sosyal medyadaki etkileşimden insanların hoşuna gittiğini gördüm. Bizim film yavaş yavaş açılacak, çünkü sistem dışı bir yerden girdiği için, PR’ı da öyle oldu. İnsanlar yenilikleri, değişiklikleri çok özlemiş. Bizlerin bile birer celebrity olarak sunulmasından sıkılmışlar. Aynı kostümler, aynı pozlar, aynı bakışlar… Ben bile sıkıldıysam, seyirci de sıkılmıştır. Filmin bütün olarak bir değişikliği var. Pek değişiklik sevmeyiz gerçi toplum olarak. Muhafaza ediyoruz. O bizim tam öngöremediğimiz kısım. Bu değişikliğe bir şans verilirse ki, verileceğini düşünüyorum.

7

Bir de Neşeli Günler’deki gibi eskinin samimiyetini istiyor değil mi?
İrem Sak:
Evet, bu filmde de onun karşılığı var.
Sarp Apak: Etraf için yaşayan bir hale geldik. Çok fazla sosyal kullanımı var. Ya çok olumlu ya çok olumsuz reaksiyonlar var. Hiç orta tonlar kalmadı hayatta. Biraz orta tonları özlediğimizi fark ediyorum. Sakinlik, huzur, güven gibi…

BEŞİKTAŞ’I EN KÖTÜ GÜNDE BİLE TERK ETMEM

İkiniz de sıkı Beşiktaş taraftarısınız… Nasıl buluyorsunuz takımı?
Sarp Apak: Metal yorgunluğu var Beşiktaş’ta. Biz Süper Lig’de artık çözüldük. Şampiyonlar Ligi’nde başka bir futbol var. Şenol Hoca’dan ve Beşiktaş’tan çok memnunum. Ama şampiyonlukla ilgili bir şey diyemem. Bayern Münih’le ilgili güzel hislerim var. Rocky 4 bekliyorum. Bir peri masalı olabilir. Şimdiye kadarkileri yaşamak bile gurur vericiydi. Feda sezonunda kulübe destek olmak için kombine almıştık. Üstüne cefasını da çektik, çok şükür. Beşiktaş, hayatımın önemli keyiflerinden birisi. En kötü günde bile değişmeyecek.

olumlu-dunya-afis

2018’DEN ÇOK UMUTLUYUZ

2018’e dair beklentileriniz neler?
Sarp Apak:
Ben çok umutluyum. Çok olumlu duygulara sahibim. Hem özel hem iş hayatımda güzel gelişmeler oluyor. Hızlı ve mutlu başladı. Olumlu ve umutlu olmaktan yanayım. Gerçekten sen işini iyi yaptığında karşılığını alıyorsun. İşlerimizi iyi yapmanın daha da kıymetli olduğu bir döneme girdik.
İrem Sak: Karamsarlığın hiçbir faydasını görmedim hayatımda. Çünkü bir şeyi ne kadar düşünürsen, o başına geliyor. Güzel de başladı sene. Filmimiz, diziler, projeler… Çalışıp üretmek istediğim bir sene. Ben bunun için gelmişim bu dünyaya. Durmanın ya da evde hayıflanmanın hiçbir faydası yok hem ülkem hem de kendim adına.

Avrupa Yakası mı, Yalan Dünya mı daha güzeldi?
İrem Sak:
Avrupa Yakası.
Sarp Apak: Avrupa Yakası bence de. Kronolojik olarak çok avantajlıydı.

Son güncelleme: 11:56 - 27.01.2018