Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Nevra Serezli: İnsanlar, bu oyunda hüzünlü tarafımla yüzleşecekler
Nevra Serezli: İnsanlar, bu oyunda hüzünlü tarafımla yüzleşecekler
11 yıl sonra Ağaçlar Ayakta Ölür oyunuyla tiyatroya geri dönen Nevra Serezli, sozcu. com'a konuştu.
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 2 Ocak 2020 - 10:07

Bugüne kadar 50’nin üzerinde oyunda ve müzikalde rol alan, Dormen, Çevre Tiyatrosu, Devekuşu Kabare, Tiyatro İstanbul’daki oyunlarıyla nice ödüller kazanan Nevra Serezli, 11 yıldır uzak kaldığı tiyatro sahnelerine Tiyatrokare’nin Ağaçlar Ayakta Ölür oyunuyla geri dönüyor. İspanyol yazar ve şair Alejandro Casona’nın dünya klasikleri arasına girmiş olan bu duygusal komedisini yöneten ve günümüze uyarlayan Nedim Saban oldu. Serezli yüreği torun özlemiyle dolu bir büyükanne rolünü üstlenirken, ona Nuri Gökaşan, Arif Güney, Burcu Kazbek ve Oral Özer eşlik ediyorlar. Nevra Serezli ile 3 Ocak Cuma günü perde açacak olan Ağaçlar Ayakta Ölür oyununu, tiyatroyu, oğlu Murat Serezli’yi ve yüreğindekileri konuştuk.

Bir tiyatrocu için 11 yıllık sahne arası çok uzun bir süre değil midir?

Hayır, unutulmadım ve çok teklif geldi ama bir türlü sevemedim o projeleri. Sevmezsen, istemezsen olmaz, sonu gelmez o yapılan işin. Bugüne kadar sevmediğim bir projede asla yer almadım. Sinema, televizyon ve tiyatroda yaptığım seçimler beni hiç yanıltmadı. Çünkü ben seçimlerimi hep yüreğimle yaptım.

Ağaçlar Ayakta Ölür oyununda sizi ikna eden neydi?

Çocukluğundan itibaren tanıdığım Nedim Saban’ı çok severim. Hep birlikte bir projemiz olsun istemiştik. Ağaçlar Ayakta Ölür oyunundaki büyükanne rolünü teklif edince hemen kabul ettim. Çünkü, bu oyunun konusunda sevgi ve iyilik kavramlarının olması beni fazlasıyla ikna etti. Çünkü şu dönemlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz iki şeydir bunlar, sevgi ve iyilik…

Yıllar önce “Rol dediğin beni biraz kaşındırmalı, gıdıklamalı” demiştiniz. Bu rol sizi kaşındırıp gıdıkladı mı?

Aynen öyle oldu (gülüyor). Bu rol beni gıdıkladı. Çünkü beni hep komedide izlemiş olan insanlar, bu oyunda hüzünlü tarafımla da yüzleşecekler. Bugüne kadar genellikle fiziğime ve ruhuma uygun rollerde oynadım. Belki de bu özelliklerim yüzünden köylü kadın rolleri teklif edilmedi.

Daha önce Ağaçlar Ayakta Ölür tiyatroda, sinemada ve televizyonda yapıldı, izlediniz mi?

1962 yılında kolejde talebeyken Macide Tanır, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Ağaçlar Ayakta Ölür oyununu oynamıştı. İki yıl sonra (1964) Yıldız Kenter, Ağaçlar Ayakta Ölür’ü sinemaya taşıdı. 2000 yılında televizyon için çekilen Ağaçlar Ayakta Ölür’de büyükanne rolünü bu kez Çolpan İlhan üstlendi. Bunların hiçbirini izlemedim. Doğrusu bu da avantajım oldu galiba. Hiçbirinin etkisinde kalmayacağım.

Büyükanne rolünde bir büyük avantajınız var.

Doğru söylüyorsunuz (gülüyor). Çünkü gerçek hayatta da büyükanneyim ve torunlarım var. Torun sevgisinin ne olduğunu çok iyi biliyorum ve bu da benim için sahnede büyük bir avantaj elbette.

3 Ocak Cuma günü perde açılıyor.

Hatırlatmayın, geğirmeye başlıyorum. Psikolojik bir tepki bu. Yıllardan beri strese girince geğirmeler başlıyor bende. Perde açıldıktan sonra her şey normal dönüyor.

Tiyatronun son durumuyla ilgili neler söylersiniz.

Tiyatronun yıldızı giderek daha çok parlamaya başladı. Seyirci büyük ilgi gösteriyor. Her oyunda salonlar doluyor. Bir sanatçı için dolu salon inanılmaz motivasyon kaynağıdır.

Sizin o eski müzikalleriniz de kapalı gişe oynardı.

Bugüne kadar 50’nin üzerinde oyun ve müzikalde oynadım. Dormen, Çevre Tiyatrosu, Devekuşu Kabare, Tiyatro İstanbul’da perde açan nice oyun ve müzikalde göründüm. Ancak o dönem yaptığımız müzikaller, eskinin eskimeyen Türk filmleri gibiydi. Mesela, Hisseli Harikalar Kumpanyası… Onun gibisi bir daha gelmez. Adile Naşitler, Ayşen Grudalar, Erol Evginler muhteşemdi. Egemen Bostancı nurlar içinde yatsın.

Savaşçı dizisini, oğlunuz Murat Serezli’yi izliyor musunuz?

Bugüne kadar yayınlanan her bölümünü kaçırmadan izliyorum ve oğlumla iftihar ediyorum, onda babası Metin (Serezli)’i görüyorum, çok duygulanıyorum. Tıpkı Metin’le yaptığımız gibi oğlumla da her oyun ya da dizi bölümü sonrası birbirimizi eleştiririz. Şayet oyunu izlemeye Murat gelirse ben çok heyecanlanırım.

Murat Serezli, babası Metin Serezli’ye benziyor…

Pek çok kişi Murat’ın yüz hatlarını bana, beden dilini ise babası Metin Serezli’ye benzetiyor. Oğlum Murat, Metin’i yaşatıyor ve ikimizi kendi bedeninde buluşturuyor.

Çocukluğunda subay olma gibi bir isteği var mıydı?

Murat, bilgisayarcıydı. Oyunculuk aşkı sonradan ortaya çıktı. Tiyatroya provalara gelirdi, kuliste otururdu. Oyunculuğa ilgisini hiç belli etmedi. 35’inden sonra oynamaya başladı.

Siz bir dizi istemez misiniz?

Elbette isterim. Ancak sağlam bir projede, bana uygun bir rolde oynarım.

Dizilerde oynayanlar çalışma koşullarından çok şikayetçi…

Haklılar. En son Gönül İşleri dizisindeydim. Saatlerce karavanda çekimi beklerdik, soğuk sokaklarda çekim yapılırdı. Elbette dizilerde çalışmak çok yorucu ama kimse kimseyi de zorlamıyor. İstemeyen çalışmasın. Eskiden bizim tiyatro provalarımız da yorucu olurdu. Şayet rolümü seversem, hakkım olan parayı da alırsam asla şikayet etmem ve çalışırım.

75 yaşınızda formda kalmanızın fit olmanızın sırları nedir?

Formda kalmamın sırları yok. Yürüyüş yapıyorum, bol su içiyorum, yediğime içtiğime ve uykuma dikkat ediyorum. En önemlisi yüreğimi de temiz tutuyorum, aslı fesatlık yapmıyorum. Bol kahkaha atıp her zaman neşeli olmaya çalışıyorum. Mutlu insan güzel insandır.

Günümüzün kanayan yarası, kadın cinayetleri.

Bu topraklarda kadınlara uygulanan vahşet, uykularımı kaçırıyor. Buna bir çare bulunmalı. Kamu spotları çekmekle, açık oturumlar yapmakla düzelmiyor bu iş. Bilim insanları toplanıp bu vahşetin nedenlerini araştırmalı. Bu toplum nasıl bu hale geldi anlamıyorum. Şiddet yalnız kadına değil, hayvanlardan çocuklara kadar herkes payına düşeni alıyor. Ne yazık ki dünyada sevgisizlik tırmanıyor. Bazen düşünüyorum da, acaba atmosferde insanlara negatif enerji yükleyen bir mikrop mu var diyorum. Eski Türk filmlerindeki Erol Taş'ın yaptıkları günümüzde sıradan hale gelmiş durumda.