Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Osman Gazi kimdir? Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman Bey’in tarihteki yeri ve önemi
Osman Gazi kimdir? Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman Bey’in tarihteki yeri ve önemi
Osman Gazi kimdir? Diriliş Ertuğrul dizisinde Ertuğrul Bey'in oğlu Osman Gazi dünyaya geldi. İzleyiciler merak ediyor Osman Gazi kimdir, tarihteki yeri ve önemi nedir? Osman Gazi, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusudur. İşte Osman Bey ya da Osman Gazi hakkında bilinmesi gerekenler...
Kültür Sanat 14 Mart 2018 - 22:39

Osman Bey kimdir? I. Osman, Osman Gazi, Osman Bey ya da Osman Han (Osmanlı Türkçesi:Osman Bey, Türkmence: Osman Gazi), mahlasıyla Fahrüddin veya Osmancık (1258, Söğüt – 1 Ağustos 1326, Bursa), Osmanlı Beyliği ve Osmanlı Hanedanı’nın kurucusu ve beyliğin ilk padişahı olan Türk hükümdar. Dedesi Süleyman Şah (Bazı kaynaklara göre Gündüz Alp), büyükannesi Hayme Hatun (Süleyman Şah’ın eşi), babası Ertuğrul Gazi ve annesi Halime (Haime) Hanım’dır.

1299 yılında uç beyi olmaktan çıkıp Söğüt ve Domaniç’te Osmanlı Beyliğini kurmuştur. Sonrasında bağımsızlığını ilan etmiştir. Ünlü Tarihçi Halil İnalcık’a göre Osmanlı Devleti bağımsızlığını 1302’de Koyunhisar Muharebesinden sonra kazanmıştır. Moğol istilalarından kaçan Müslümanların, beyliğine sığınması ile siyasi ve askeri gücü artmıştır. Çöküş döneminde bulunan Doğu Roma İmparatorluğu’ndaki karışıklıkların da etkisiyle kısa sürede Anadolu ve Doğu Roma’nın hakimi durumuna gelmiştir. Vefat ettiği zaman beylik, Eskişehir ile Bursa arasındaki topraklarda hüküm sürüyor ve Doğu Roma İmparatorluğu’na ait İznik ve Bursa’yı abluka altında tutuyordu.

Osman Bey, 1258 yılında Söğüt’te doğdu. Yaşamının erken dönemleri hakkında güvenilir kayıtlar yoktur. Osman Bey’in soyuna ve boyuna ait bilgiler gelenekseldir ve en eskisi ölümünden 100 yıl sonra yazılmıştır. Bu eserler arasında en eskiden başlayarak Ahmedî (ö. 1414), Dâstân ve Tevarih-i Mûlûk-i Âl-i Osman’, Şükrullah (ö. 1464), Behçetu’t-Tevarih ve Âşıkpaşazâde (ö. 1481), Tevarih-i Âl-i Osman adlı eserler isimlendirilebilir. Bazı tarihçilere göre Osman Gazi’nin yaşam ve savaşları tarihsellikten çok, masalsı destansı bir örtüntü içinde, halk söylentileri, ermişlik öyküleri ve mitolojik lejantlarla renklendirilmiştir.

Babası Ertuğrul Gazi  Batı Anadolu'da Söğüt Ovası ile Domaniç Yaylasında yaşayan Oğuz Türkleri’nin Bozok boyunun Kayı kolundan olan büyük kalabalık bir obaya başkanlık etmekte idi. Osman Gazi onun küçük oğlu idi. Tarihçi İbn-i Kemal (ö. 1534) Tevarih-i Al-i Osman adlı eserinde Ertuğrul Bey’in Anadolu’ya (Rum’a) geldiğinde iki oğlu bulunduğunu, Söğüt’te göçebe yaşamının sürdürürken 1254’de (hicri 652’de) “aslan yapılı ay yüzlü” küçük oğlu Osman’ın doğduğunu bildirir. Halk söylentilerine göre annesi (ya da babaannesi), Hayma Ana’dır.

Yine tarihçi İbn-i Kemal, Osman’ın gençliğinde “yiğitler arasına girdiğini” ve “vurmada tutmada ve durmada ve oturmada herkesi kendine uydurduğunu” belirtir ve kardeşlerden en küçüğü olmakla beraber “şimşir (kılıç) ve tedbirle cümlesinden evvel olduğunu” bildirir. Bu anlatımın Oğuz destanının temalarına benzer şekilde işlenmiş olduğu barizdir.

1281 yılında 23 yaşında iken Ahi’lerden olan Şeyh Edebali’nin kızı Malhun Hatun ile evlendi. Bu evlilikten daha sonra Osmanlı Devleti’nin başına geçecek olan Orhan Gazi doğdu.

OSMAN GAZİ’NİN ÖLÜMÜ

Osman Gazi son yıllarında yaşının ilerlemesi ve “damla illeti” yani gut hastalığı yüzünden tarihçilerin bildirdiklerine göre, beylik idaresini oğlu olan Orhan Bey’e bırakmıştı. Ancak Osman Bey’in ne zaman ölüp, Orhan Bey’in ne zaman beylik idaresini tümüyle eline aldığı tartışmalıdır.
1320’den sonraki olayların tarihçilerce anlatımlarında Osman Bey’in ismi geçmemektedir. 15. yy Osmanlı tarihçilerinden Ruhi Çelebi 1481 tarihine kadar getirdiği Tevarih-i Âli Osman adlı tarih eserinde Osman Bey’in 1320’de öldüğünü bildirmektedir. II. Mehmet ve II. Beyazid döneminde yaşayıp 1502’ye kadar olanları inceleyen Oruç Bey’in “Tevarih-i Âli Osman” adlı tarih eserinde ise Osman Bey’in ölüm tarihi 1327 olarak verilmektedir. Diğer tarihçiler Osman Bey’in ölümünü bu iki üç tarih arasında vermektedirler. Modern tarihçi Necdet Sakaoğlu “1320’den sonraki olaylarda Osman Bey’in adı geçmezken, oğlu Orhan’ın 1324’de bey olduğunu kanıtlayan belgelerden söz edilir” deyip Osman Bey’in ölümünün 1324’de olduğunu ileri sürmektedir.

Osman Bey’in ölüm yerinin nerede olduğu da tartışmalıdır. Büyük olasılıkla Söğüt’te ölmüştür. Bazı tarihçiler Bursa’nın onun ölümünden önce Osmanlı Devleti eline geçtiğini kabul ederek, Bursa’da öldüğünü iddia ederler. Ancak Bursa’nın Orhan Gazi tarafından kendi beyliği döneminin başında fethedildiği üzerinde Osmanlı tarihçilerinin çoğu hemfikirdirler. Osman Gazi’nin önce Söğüt’te babası Ertuğrul’un türbesine gömüldüğü ve Bursa’nın fethinden sonra buradan alınıp Bursa kalesinde Osmaniye Meydanı’nda bulunan Gümüşlü Kümbet’e (Aya Elia) gömüldüğü kabul edilmektedir.

Osman Gazi, babası Ertuğrul Gazi’den yaklaşık 4.800 km2 olarak devraldığı Osmanlı toprağını oğlu Orhan Gazi’ye 16.000 km2 olarak devrettiği hesaplanmıştır.

Önce dedi ki: Oğul! Ben öldüğüm vakit beni Bursa’da şu Gümüşlü Kubbe’nin altına koy. Bir kimse sana Allahın buyurmadığı sözü söylese sen onu kabul etme. Eğer bilmezsen Allah ilmini bilene sor. Bir de sana itaat edenleri hoş tut. Bir de nökerlerine daima ihsan et ki senin ihsanın onun halinin tuzağıdır.

Nice şehirler fethedip savaşlar kazanan, ganimetler alan Osman Gazi’nin ölümünden sonra ona ait hiç altını ve akçası bulunmamıştır, sadece bir sırtlak tekelesi (binevi elbise) bir yancığı (atın yanına asılan torba), bir tuzluğu, bir kaşıklığı, bir sokman çizmesi, birkaç atı, birkaç çift öküzü ve birkaç sürü koyunundan başka bir şeyi yoktur.