Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Özden Öz Uslu hayat mücadelesini Sözcü’ye anlattı
Özden Öz Uslu hayat mücadelesini Sözcü’ye anlattı
30 yıl önce trafik kazasında gözlerini kaybeden ama umudunu kaybetmeyen Uzman Psikolog, yazar ve stand up'çı Özden Öz Uslu, hayat mücadelesini SÖZCÜ'ye anlattı...
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 30 Haziran 2019 - 09:41

Adı, Özden Öz Uslu… Uzman psikolog, kitapları olan bir yazar ve stand up showlarıyla sahnede ilgiyle izlenen bir sanatçı… 30 yıl önce, henüz 21 yaşındayken geçirdiği kaza nedeniyle gözlerini kaybederek büyük bir talihsizlik yaşadı ama hayattan kopmadı. Uslu, uzman psikolog olan mesleğine yazarlığı, stand up gösterilerini ve Yeditepe Üniversitesi’ndeki öğretim görevlisi ünvanını da ekledi. Dört adet kitabı, sahnelenmiş bir tiyatro oyunu ve Mükemmel Babandır adlı bir de stand up gösterisi var.

23 yıldır evli, Melis Damla Özün Uslu’nun annesi. “Yaşamak bir sanattır, tasarım gerektirir. Yeni bir yaşama ve düşünme tarzına hazır olun” sloganından yola çıkarak kurduğu Qualis Academy, geçtiğimiz mayıs ayından itibaren kurumlarla çalışmalarını sürdürüyor. Uslu ile Feneryolu’ndaki evinde buluştuk, yaşadıklarını, başına gelen felaketi, sonrasında verdiği muhteşem hayat mücadelesini konuştuk.

1989’da yaşadığınız trafik kazasından başlayalım sohbetimize.

30 yıl önce ODTÜ’de Psikoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisiydim, yaz aylarında da okul tatilinde turist rehberliği yapıyordum. O yaz da Kuşadası’nda çalışıyordum. Direksiyonuna geçtiğim özel arabamla tek başına giderken bir ‘trafik canavarı’nın hedefi oldum. Peşime takıldı, ısrarla takip etti ve her fırsatta taciz edip sıkıştırdı. Bir süre sonra panikledim ve karşı yönden gelen otobüse çarptım.

Gözlerinizin açılma ihtimali yok mudur?

Kazadan sonra İstanbul’a, ardından da Almanya’ya götürüldüm. Doktor ilk muayenesinden sonra ‘Ne yazık ki hiç umut yok’ dedi. Ben umudu gözlerimde değil yüreğimde, içimde aramaya başladım ve buldum. Mihneti zevk etmedir alemde hüner…

Köşenize çekilmediniz, hayata dört elle sarıldınız…

Atatürk’ün çocuğu olarak yoluma devam ettim. Pes etmeyecektim, etmedim. Lider denilince akla gelen ilk isim olan Atatürk bana güç verdi, yol gösterdi. Ailem ve yakın arkadaşlarım yanımda oldu, destek verdi. Sloganım, hiçbir şey eskisinden daha kötü olmayacaktı, güzel olacaktı… Her şey güzel olacaktı (gülüyor). Ekrem İmamoğlu da umudun peşini bırakmadı, finalde gülen o oldu, milletimiz kazandı. Yaşanan bu tarihi zaferi, içimde dünyamı kurduğum yüreğimle alkışladım.

Gülmek insan ruhuna iyi geliyor mutlaka…

Bazen bir gülümseme ya da tatlı bir söz hayatı değiştirebilir. Hepimizin hayatı değiştirme gücü vardır, yeter ki hedefimizi belirleyelim. Kolay olmadı elbette. O dönemin şartlarında görme engelli olmak, neredeyse olmamak demekti. Görme engelliler evde oturur, sokakta olamazdı. Düşündüm, Albert Einstein kadar zeki olsam da o dönem Türkiyesi’nde görmeyen biri olarak santral memuru olabilirdim. Ve eğitimime devam edip, psikolog olmaya karar verdim. Psikoloji okumak hayata daha kolay tutunmamı sağladı. Göz, önünde olanı, beyin geleceği görür. Hepimizin eksikleri var. Önemli olan pes etmemektir.

Uzman psikolog olarak toplumumuzun geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kimse kimseyi dışlamasa, ötekileştirmese. Kimse kendi gibi düşünmeyeni yok saymasa. Toplumu cinnet noktasına getirdiler. Ruh sağlımız iyi değil. Türkiye’de üç kişiden biri panik atak, yine üç kişiden biri bunalımda. Ne yazık ki hoşgörümüz, birbirimize olan muhabbetimiz azaldı. Artık sertlikten, öfkeden, çatılmış kaşlardan vazgeçmeliyiz. Zaman alacak ama toplum olarak mutlaka iyileşeceğiz.

Psikolog olarak işiniz çok olmalı…

(Gülüyor) Toplum çıldırdıkça psikologların zengin olduğu sanılıyor. Ama şöyle bir ayrıntıyı da hatırlatmak isterim. Psikoloğa gelenler genellikle daha aklı başında ve sağlıklı olanlardır. Delirtenler dışarda dolaşıyor.

Rüyalarınız çok güzel ve renkli olmalı…

Aradan 30 yıl geçtiği için rüyalarımda renkleri biraz daha soluk görüyorum. Arada bir olsa da parlak renkli rüyalarım da oluyor.

Gelelim stand up olayına…

Gülmeyi ve güldürmeyi, insanlara güldürerek bir şeyler anlatmayı seviyorum. Çünkü insan eğlenmediği ortamda öğrenemez. Hiçbir zaman kapalı kapılar ardında kalmayı istemedim. İnsanlarımız gülmeyi unuttu, stand up’la bunu hatırlatmak istedim.

Psikomedi tarzı bir stand up yapıyorsunuz…

20 yılı aşkın süredir psikolog ve eğitimci olarak çalışıyorum, kişisel yaşamımdan ve  mesleki birikimlerimden yola çıkarak psikolojiyi bu defa komik ve hayata dair örneklerle Psikomedi olarak anlatmaya karar verdim. Geçtiğimiz nisan ayında Mükemmel Babandır adlı stand up’ımla sahnelere ilk adımımı atmış oldum. Toplumdaki en önemli hastalıklardan olan mükemmelliyetçiliği irdeleyen bir gösteri bu. 24 Eylül’de yeniden sahnelemeye devam edeceğim.

Kitaplarınız da var…

Engelli Kişilerle İletişim Rehberi ilk kitabım oldu. Almanca yazdığım Die Sozialpsychlogie ikinci, Aptallığın Lüzumu Yok üçüncü ve Mükemmel Babandır da dördüncü kitabımdır. Gitti Gidiyor ekibinin sahnelediği iş hayatındaki kadını ele aldığım bir de tiyatro oyunum oldu. Yazmaya, oynamaya devam edeceğim.