Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sahneye umut ekmeye çıktılar: Kropstiyatro
Sahneye umut ekmeye çıktılar: Kropstiyatro
Kropstiyatro kurucusu Dilek Güven, çok kısa bir sürede kurulduklarını belirterek, "Biz iyiye ve umuda, tiyatro ile tohum atalım ve seyirciyle birlikte onun hasadını yapalım dedik” dedi. Türk tiyatrosuyla ilgili de konuşan Güven'e göre Türk tiyatrosundaki temel sorun, 'gizli bir el' tarafından bir şekilde rayına oturtulmaya çalışılması...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 18 Mayıs 2017 - 09:30

“Umut meğer ne önemliymiş insanın yaşamında, belki de tüm yaşamlarda, bir ağaçta, bir çiçekte, bir köpek, bir caretta carettada mesela…” Kropstiyatro bu anlayışla çıktı yola. Kısacık zamanda, ‘Hiç Kimsenin Öyküsü’nü sahnelemeye hazırdılar. Oyun, bir tren kompartımanında başlıyor ve savaşa, umuda, samimiyete, cesarete, ne için ve nasıl yaşamaya yönelik sorularla ilerliyor… Kropstiyatro’nun kurucusu Dilek Güven, topluluğun nasıl kurulduğunu, ilk oyunu nasıl seçtiklerini, Türk tiyatrosunun hali pürmelalini ve akademideki tiyatro bölümlerinin seyrini anlattı…

kropsekipKropstiyatro çok kısa bir sürede kuruldu. Kuruluş hikayesini, ilk fitilin nasıl ateşlendiğini anlatır mısınız?

O kadar yeni ki, biz de farkında değiliz. Bu senenin başında öğrencilerimle ‘Hiç Kimsenin Öyküsü’ oyununu çalışmaya başlamıştık. Mart ayının başında, ben ‘neden tiyatro kurmuyoruz’ diye sordum ve her şey birden hızlandı. Bir buçuk ayda Krops olarak seyirciyle buluştuk.

kropsoyunİsmi nasıl seçtiniz?

Krops, Latince kökenli bir sözcük ve ‘hasat, ekin’ demek. Biz iyiye ve umuda, tiyatro ile tohum atalım ve seyirciyle birlikte onun hasadını yapalım dedik. Umutsuzluk bir anlamda ölmekmiş, çölleşme, yok olma. Umutsa yaşama dair, devinim, direnç. Kropstiyatro hem kendi içimizde, ekip olarak, yaratı sürecinde, hem de seyirciyle kafa kafaya düşünmek, analiz yapmak, fokuslamak, yüzleşmek istiyor kısaca.

‘SAVAŞ ÖYLE ACILAR YAŞATIYOR Kİ…’

İlk oyununuz Hiç Kimsenin Öyküsü… Neden bu oyunu seçtiniz, nasıl hazırlandınız?

Hiç Kimsenin Öyküsü ana hat bakımından savaş ve barış olguları arasındaki çizgiyi irdeliyor. Oyunda savaş bitmiş ve barış ilan edilmiştir, karşı saflarda savaşan iki insan karşılaşırlar, evlerine gitmek için bindikleri tren kompartımanında. Oyunda geçen şu cümle oyunun vurucu noktası: “Bir gün önce beni vursaydın (Barış bir gün önce ilan edilmiştir) seni kahraman ilan edecekler, bugün vursan sana katil diyecekler.” Savaş öyle acılar yaşatıyor ki, başlangıç noktana dönmen çok zor, mümkün değil.

Oyunda Theodore Adorno’dan savaş üzerine söyledikleriyle Prusyalı General Carl von Clausewitz’e, ‘niyet’ kavramsallaştırmasıyla felsefe arenasında konumlanan Kant’tan pragmatizme birçok tını bulunuyor. Tüm bunları sahnede nasıl işliyorsunuz?

Savaştan bahsederken ya da barıştan söz açtığınızda bütün o tınılarla bir alışverişiniz olur. Başından beri o alışverişin farkındaydık ve hem insanlığın hem de kendi toplumumuzun bu ‘tınılar’a temasını hiç geri plana atmadık. Tersine ‘tınılar’ın yelpazesini geniş tutmaya çalıştık. Örneğin Clausewitz'in ‘Savaş Üzerine’ kitabında bahsettiği savaş kuramı ve ‘savaş siyasetin bir aracıdır’ önermesinde, ‘Siyaseti kim nasıl belirler’ sorusu önemli. Barış süreci ilan edilir ve insanlar silahı bırakır, barış süreci iptal edilir ve insanlar ölmeye devam eder.

kropsdilekguvenTİYATRO ZORLA RAYINA OTURTULMAYA ÇALIŞILMIŞ

Oyuna gelen izleyicilerden aldığınız ilk tepkiler nasıl?

Oyuna gelen tepkiler çok olumlu. Özellikle oyunculuklardaki dengeli performanslar ve atmosfer açısından önemli ölçüde olumlu geridönüşler aldık. Yeni bir tiyatroyuz ama gelen tepkiler köklü bir ekip olduğumuz hissi uyandırdığımız yolunda oluyor.

Türk tiyatrosunun gelişim seyri hakkında ne söylersiniz? Sizce temel avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?

Türk tiyatrosu kanımca zorlama bir şekilde rayına oturtulmaya çalışılmış. ‘Normal seyir’ bizim tiyatro dünyamız için pek de geçerli değil. Yani toplumsallığın kendisi tiyatroyu doğurmamış, gizli bir el ‘oyun’ları alıp sahneye oturtmuş gibi. Bugün tiyatro ortamının büyük oranda ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ düzeyinde olmasının ana sebepleri de buralara dayanmaktadır diyebiliriz.
kropssTiyatro salonlarının genelde dolduğunu görmekteyiz. Yurttaşların tiyatro sanatına ilgisini ve ilişkisini nasıl tanımlarsınız?

Tiyatro salonlarının genelde dolduğunu görmekte miyiz? Hangi tiyatro salonlarının? Bu konuda istatistikler var mı bilmiyorum ama hangi biçim ve özde tiyatro yaparsa yapsın, İstanbul gibi milyonluk bir metropolde tiyatro salonlarının dolması lazım. Eğer bir oyunda ünlü biri oynuyor veya dizilerde tanıdığınız biri oynuyor diye salon dolacaksa ya da doluyorsa hangi tiyatro seyircisinden bahsedebiliriz ?

AKADEMİDE OLANLARI MANTIKLA AÇIKLAYABİLİYOR MUYUZ?

Ankara DTCF Tiyatro Bölümü OHAL sürecinde tabiri caizse kapatıldı. Bununla ilgili fikirleriniz nelerdir?

Dünyanın neresinde barış istiyor diye insanlar cezalandırılır? Bazen o kadar yabancılaşıyorum ki her şeye… Sadece DTCF Tiyatro Bölümü’nde değil, tüm üniversitelerde durum aynı. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 190 günlük direnişlerinde 70 gündür açlık grevindeler. Olanları mantık ve vicdanla açıklayabiliyor muyuz?

Devletin tiyatro arenasına karşı yaptırımları tiyatronun sivilleşmesinin önünü açar mı? Nasıl etkiler?

Son bir yılda İstanbul'da sayısını bilemeyeceğim kadar tiyatro topluluğu ortaya çıkmış. Gerçekten inanılmaz fazla. Bu devam eder ya da etmez ama şu an için önemli bir dinamizm. Ve tabi ‘Neden acaba’ diye sordum. Nasıl etkiler, bunun cevabını ancak bir süre sonra anlayabiliriz. Belki de baskı yaratıcılığı ve başka kanalları tetikler.

Oyuncular oyuna nasıl hazırlandı?

Doğaçlamalar yaptık hep birlikte. Ve maalesef doğaçlamalar yaparken yola çıkacakları bir hikaye bulmakta hiç zorlanmadı oyuncular. Çünkü dünyada ve Türkiye'de savaşa dair hikayeler, dökümanlar, canlı anılar bulmak hiç zor değil. Ama zor duygular bunlar. Metin üzerinden yürümeye başladıktan sonra bile zaman zaman doğaçlamaya başvurduk.

krops
Son güncelleme: 20:03 - 01.06.2017

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.