Sözcü Plus Giriş

Salgın bile engel olamadı

İnsanlık tarihini değiştiren Göbeklitepe, koronavirüs salgınına rağmen ziyaretçi akınına uğruyor. “Tarihin sıfırnoktası” olarak adlandırılan ve en az 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen bölgeyi 4 ayda 100 bin kişi ziyaret etti.

Ahmet KAYA
Güncellenme: 07:42, 06/06/2021
Salgın bile engel olamadı

Şanlıurfa'nın 22 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik Köyü yakınlarında bulunan Göbeklitepe, dünyanın en gözde arkelojik alanları arasında yer alıyor. Mısır Piramitleri'nden 7 bin 500 yıl daha önce yapıldığı belirtilen Göbeklitepe, yerleşik hayata geçişin ilk izlerini taşıyor. 12 bin yaşında olduğu tahmin edilen ve “Tarihin sıfır noktası” diye nitelenen bölge, coronavirüs salgınına rağmen ziyaretçi akınına uğruyor. Son 4 ayda 100 binin üzerinde yerli ve yabancı turistin Göbeklitepe'yi ziyaret ettiği belirtildi.

BUĞDAYIN SIRRI

Göbeklitepe'nin bu kadar ilgi görmesinin nedeni ise insanlık tarihinin yeniden yazılmasına yol açan ipuçlarını barındırması. Yerleşik hayatı simgeleyen ve tarıma işaret eden buğdayın ilk izleri Göbeklitepe'de bulundu. Bilinen ilk ibadet merkezine de ev sahipliği yapan Göbeklitepe, bu özelliği ile dinler tarihini de etkiledi.

ÜÇ YILDIR DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE

BÖLGEDEKİ hareketliliğin en az 12 bin yıl öncesine gittiği tahmin ediliyor. Ancak en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yok. Göbeklitepe'nin M.Ö. 8 bin yılından sonra terk edildiği belirtiliyor. Hitit, Lidya, Sümer gibi Mezopotamya uygarlıkları ve Maya Uygarlığı'nın, Göbeklitepe'den binlerce yıl sonra ortaya çıktığı biliniyor. Anıtsal mimarisi ile eşsiz bir kimlik kazanan Göbeklitepe, UNESCO tarafından 2011'de Dünya Mirası geçici listesine alındı ve 2018'de kalıcı listeye girdi.

BİNLERCE YIL ÖNCESİNE IŞIK TUTTU

GÖBEKLİTEPE'nin izleri bulunmadan önce insanların o çağda avcılık, toplayıcılık yapıp göçebe hayatı yaşadığı tahmin ediliyordu. Ancak Göbeklitepe'nin bulunmasıyla yerleşik hayat görüşü hakim olmaya başladı. Göbeklitepe'de yerleşik hayata geçilmesinin kanıtlarından biri buğday figürleri olsa da, diğer sebebinin dini merkezde toplanma ritüeli olduğu düşünülüyor. O dönemde kazıları yapan ekibi yöneten Klaus Schmidt'e göre, Göbeklitepe'deki insanlar ibadet merkezine yakın olma arzusu nedeniyle yerleşik hayata geçti ve ihtiyaçları doğrultusunda tarıma başladı.

Mahmut Yıldız şimdi bölgede rehberlik yapıyor.

“BUNLAR KİREÇ TAŞI GERİ GÖTÜR” DEDİLER

GÖBEKLİTEPE'nin keşfi de oldukça ilginç. Arazinin ilk sahibi olan 67 yaşındaki Mahmut Yıldız, 30 yıl önceki öyküsünü şöyle anlatıyor:

“Tarlada çift sürüyorduk. Amcam, iki tane ilginç taş buldu. Bunları müzeye götürdü. Arkeolog yokmuş. Müze Müdürü de “Bunlar kireç taşı, geri götür” demiş. Amcam, “Tekrar köye taşımam, yolda atarım” cevabını verince, müdür mecburen teslim almış. O taşlar müzede 4-5 yıl kaldı. Bir gün yabancı bir arkeolog görmüş taşları. Köye gelip inceleme yaptılar ve 1995 yılında kazı başladı.”