Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sempatik bir komedi: Müjde (La Nouvelle)
Sempatik bir komedi: Müjde (La Nouvelle)
Bebeklerin tatlı viyaklamaları arasında ailenin artık birbirine sarılmayı, yaşananlara hoşgörüyle bakmayı öğrenme zamanının gelip çattığına tanık oluruz.
Tilda TEZMAN
Kültür Sanat 11 Şubat 2018 - 11:18

Altmışlı yaşlarındaki Simon (Richard Berry) dul bir erkek. Kendinden yirmi yaş küçük sevgilisi Mado’yu (Mathilde Seigner) tanıştırmak üzere, iki yetişkin oğlunu akşam yemeğine eve davet eder. Bu tanıştırma olayı, bir formaliteden öteye gitmemesi gerekirken, Simon’ un Mado ile evleneceğini açıklamasıyla karmaşık bir duruma bürünür. Bu haber, geçmişte yaşanan acıların ve sancıların depreşmesine ve gelecek günlerde yaşanacak tatsız sürprizlerin habercisi olur.

Hayatını tekrardan kurmaya çalışan bu babanın, çocuklarının onayını alabilmesi bu kadar mı güç? Halbuki, insanın altmış yaşında olsa da, ileriye dönük projeler yapmaya, yeni bir hayat kurmaya hakkı yok mu? Simon, kendinden yirmi yaş genç Mado ile ikinci bir hayat kurmaya, mutlu olmaya kararlı… Ama iki oğlu, babalarıyla aynı fikirde değil, yakın zamanda dul kalmış ve emekliye ayrılmış babalarını en ağır şekilde yine en yakınları yargılıyor… Her ne kadar çocukları babaya ve aileye çok bağlı olmasalar da, genç Mado’ya, ailelerinin içinde yer vermeye hiç gönülleri yok. Bir yandan, babanın mutluluğu, diğer yandan çocukların tepkisi…. Bu oyunda, her seyirci kendine aynadan bakabiliyor. Herkes, o karakterlerden biriyle özdeşleşebiliyor. Hikaye aktıkça, herkes kendi anı kırıntılarından birine rastlayabiliyor ve yüzleşebiliyor.

ALTMIŞ YAŞINDA AŞK

Dulluk ve özgürlüğün kalp çarpıntıları, babalık duygusu, baba-oğul ilişkileri, kardeş ilişkiler, aileye yeni katılacak bir bebek ve annenin yerini alacak genç bir üvey anne….Ve oyun sürerken, bizi gülümseten, kahkahalara boğan, eğlendiren olaylar ve kendileriyle saklambaç oynayan karakterler…

Simon, iki oğlunu ve gelinini, eve davet edip, ‘müjdeyi’ vermeye kararlıyken; Mado iki kızına, kendisi yalnız baş başa olduklarında bir açıklama yapmayı yeğliyor. Simon, oğullarının genç Mado’ya bayılacaklarına ve ona kucak açacaklarına o kadar emin ki… Akşam yemeği için evde büyük hazırlıklar yapılıyor… Çocukların en sevdiği yemekler pişirilmiş… Çok özenli bir sofra kurulmuş. Mado, bu aile toplantısı için, çok kısa bulduğu eteğini değiştirmek üzere merdivenlerden çıkıp yatak odasına geçerken, zil çalar ve Simon’un oğlu Cyril (Rudy Milstein) ve hamile eşi Fanny (Heloise Martin) içeri girerler. Çok geçmeden, diğer oğlu da yalnız olarak gelir; sevgilisinden ayrıldığını anlarız. Üstünü değiştirmiş olan Mado aşağı iner ve tanıştırma faslı çok tatsız ceryan eder. Oğlanlar, genç Mado’nun annelerinin doktoru da olduğunu öğrendiklerinde kıyamet kopar. Bu ilişkinin anneleri sağ iken başladığına inanıp, babalarını suçlamaya başlarlar. Karnı burnunda gelin, saf ve aptal halleriyle etrafı sakinleştirmeye, ortayı bulmaya çalışır ama nafile… Özellikle bekar oğlan Alex (Felicien Juttner) çok agresif, problemli, küstah ve saldırgan; işini kaybettiğini, sevgilisinin terkettiğini, babasının verdiği harçlıkla zar zor geçinmeye çalıştığını anlarız. Zor bela sofraya geçilir. Bu sefer de Mado, Simon ‘a diğer ‘müjdeyi’ vermesi için baskı yapar. İçin için kıvranan Simon, nasıl açıklayacağını kara kara düşünürken, bir anda patlar ve bir bebek beklediklerini ve Mado ile evleneceklerini açıklar. İşte o anda, herkes ceryan çarpmışcasına kala kalır. İşte buradaki can alıcı konu: Kaç yaşına kadar çocuk sahibi olabilmek etik sayılmaktadır? Aynı yaşta çocuk ve torun sahibi olunabilinir mi? Alex evi terk eder; kardeşi Cyril onu geri getirmek için peşinden koşar. Yağan şiddetli yağmurdan sırılsıklam olmuş iki kardeş tekrar içeri girdiklerinde, babalarının dede olacağı günlerde tekrardan baba olabilmesini iğrenç bulduklarını yüzüne haykırırlarken, onu zavallı, utanmaz, arlanmaz, densiz bir sapık hatta annelerinin ölüm sebebi olduğunu, onunla bir daha görüşmek istemediklerini dile getirirler ve kapıyı çarpıp çıkarlar. Bu arada iki kardeşin aralarının limoni olduğunu; birbirlerini hem kışkırttıklarına, hem kıskandıklarına, birinin başarısının diğerine battığına tanık oluruz.

mujde
AİLE BİRBİRİNE SARILIR

Sahne kararır, tekrar aydınlandığında, Simon’un kucağında bebeği, onu sakinleştirmeye çalıştığını, eşi Mado’nun yorgun argın biberon hazırladığını görürüz. Kapı çalar, kucağında kendi bebeğiyle Cyril belirir. Mado’nun kızıyla gizli bir ilişki yaşadığı için, eşinden boşandığını, eşinin depresyona girdiğini, bebeğiyle kala kaldığını anlarız. Bu haberi öğrenen Simon deliye döner. Böyle bir durumu kabul etmenin mümkün olmadığını avazı çıktığı kadar anlatmaya çalışır. O sırada Alex de eve gelir. Değişmiştir, üstü başı düzgün, babası parayı kestikten sonra iş bulmuş, bir baltaya sap olmuş, sevgilisiyle arasını düzeltmiş, olaylara empatiyle yaklaşmayı öğrenmiştir. Bebeklerin tatlı viyaklamaları arasında ailenin artık birbirine sarılmayı, yaşananlara hoşgörüyle bakmayı öğrenme zamanının gelip çattığına tanık oluruz.

Dekor çok şık ve zarif. Zevkle döşenmiş dubleks bir daire; sahnenin gerisinde, devasa ekranda muhteşem bir bahçe canlandırılmış. Başrolde annenin kıymetli kuyruklu piyanosu var. Diyaloglar çok eğlenceli. Bazı replikler seyirciye ta derinden dokunuyor. Bir bulvar piyesi olmasına rağmen, hikaye çok kolay akıyor, kurgusu çok doğru.

İki yıl önce, Richard Berry; Daniel Auteuil ile beraber, şu anda İstanbul’da da oynanan ‘Kadınlarımız’ piyesini hem sahnelemiş hem de oynamıştı. Bu oyunu da hem sahneledi hem de baş rolünü üstlendi. Richard Berry, Simon rolünde çok inandırıcı, özellikle oğullarıyla karşı karşıya kaldığı ve onu delirttikleri sahnelerde çok iyi bir performans sergiliyor. Zaman zaman sevecen, zaman zaman patlayan bu karakteri yorumlarken ustalığını gösteriyor.

Richard Berry ve Mathilde Seigner’in dostluğu uzun yıllara dayanıyor ama ilk defa karşılıklı oynuyorlar. Uzun yıllardır sahnelerden uzak kalmış, daha çok filmlerde boy gösteren bol ödüllü sanatçı Mathilde Seigner, kırklı yaşlarındaki Mado karakterinde çok başarılı, rolünde hem çok inandırıcı hem de bir enerji küpü…

Marie-Claude Pitragalla’nın koreografisi eşliğinde iki başrol oyuncusunun karşısında gelini oynayan Heloise Martin rolünün hakkını veriyor ve iki ustayla başa çıkıyor. İki oğlanı oynayan iki sanatçının yorumları ise bayağı zayıf kalıyor.

mujde4
SEMPATİK BİR KOMEDİ

60 yaşındaki Eric Assous, sinema ve televizyon için yazdığı senaryoların yanı sıra Fransız tiyatrosunun da dramaturg olarak mihenk taşlarından. Eric Assous, Richard Berry’nin üç yaşında bir kızı olduğunu öğrendiğinde bu oyunu yazmaya karar vermiş. Her komedisinde olduğu gibi, bu oyun da bükülmesi zor, etkili kıvrımlarıyla zıplayan, sürprizlere gebe olaylarla bezeli bir tekst. Yavaş başlayıp yükselen bir ritim. Oyunun dinamiği, başlangıçta yetersiz, ama ikinci bölümde tempo bayağı hızlanıyor.

Yetmiş dakika süren Theatre de Paris Tiyatrosu’nda oynanan bu oyun, sempatik bir komedi. Tiyatroda hoşça bir akşam geçirmek için birebir.