Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sinema ve tiyatroda yeni bir üslup: Bir Eylül Uykusu
Sinema ve tiyatroda yeni bir üslup: Bir Eylül Uykusu
Mutlu Polat, sinemada yeni bir üslup ile izleyicilerin karşısında. 12 Eylül'ün nesiller üzerinde yarattığı travmayı anlatan 'Bir Eylül Uykusu'nda yönetmen ve oyuncu olarak yer alan Polat, beyazperdenin önünde canlı olarak da performans sergiliyor. Filmle ilgili sözcü.com.tr'ye konuşan Polat, "Toplumsal travmaların sadece birebir yaşayanlar üzerinde oluşan sorunlar yerine, onların yetiştirdiği nesiller üzerinde bıraktığı etkilere dikkat çekmek istedik" diyor.
Kültür Sanat 8 Şubat 2018 - 13:04

AYTAÇ AKYURT – SERCAN MERİÇ

Mutlu Polat’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği, Roket Yapım Animasyon’un yapımcılığını üstlendiği Bir Eylül Uykusu, sinemaya yepyeni bir dil getirme hedefinde. 12 Eylül’ün toplumsal travmatik atmosferinin nesiller boyunca sürdüğünü anlatan filmde iç içe geçmiş iki sarmal metin bulunuyor. Filmde de rol alan Mutlu Polat, ‘Nazlı’ karakteriyle hem ekranda gözüküyor hem de sahneye çıkarak şiirsel ve ritmik bir anlatımda bulunuyor. Aynı zamanda meddahlık da yapan ve kadınların sorunlarını dillendirdiğini söyleyen Polat, filmle ilgili şöyle diyor: “Nazlı, 12 Eylül’deki toplumsal travmanın ikinci neslini temsil ediyor. Düş ve gerçeklik ayırımından uzak, kurgusal bir gerçeklik içinde yaşıyor. Tüm çabasına rağmen toplumsal normlar ile uyumlanamayan, çoğu zaman etrafımızda rastladığımız ama görmezden geldiğimiz, kınadığımız bir yaşam biçimini temsil ediyor. Filmde sosyo-ekonomik ve kültürel çarpıklık, diğer anti-kahramanımız olan Ayhan karakteri ile işleniyor.”

mutlupolat5
Neden kadın meddah olmayı tercih ettiniz ve anlattığınız hikayelerin ortak bir özelliği var mıdır?

Her şeyden önce geleneksel Türk tiyatromuza bir katkıda bulunmak, bize ait olan değerlerimize sahip çıkmak ve gelecek nesillere taşımak kaygısı ile ‘meddahlık’ olgunluk dönemimin birikimlerini aktarıcı mihenk taşı oldu. ‘Kadın olma’ sorunsalı, küresel boyutta toplumların gündeminin merkezinde güncelliğini koruyor. Meddahlık daha çok erkekler tarafından icra edilen bir sanat dalıdır. Oyunlarımda ‘kent ve kadın sorunsalını’ dillendirmekteyim. Cinsiyet farklılığının sosyal boyutunun ihmal edilmesi ve ataerkil toplum yapısının kadın bedeni üzerindeki baskısı, dolayısıyla ezilen, öldürülen, tecavüze uğrayan, şiddete maruz kalan ve ikinci sınıf olarak nitelendirilen, kendisine atfedilmiş kalıpların dışında var olma mücadelesi vermeye çalışan, bir anlamda kadının sesi olmaya çalışıyorum.

 

‘Kadın meddah’ izleyiciler tarafından nasıl karşılandı?

Dünya tarihinde kadının yerine bakınca ne denli zorluklarla mücadele ettiklerini ve erkek egemen toplumlarda bunun hiçte kolay olmadığını görüyoruz. Tarihin derinliklerinde yer almış ve toplumların önünde olduğunu düşündüğümüz birçok filozof bile konu cinsiyet olunca kadını ‘öteki’ olarak tanımladıklarına şahit oluyoruz. Örneğin Aristoteles, “Ruh, beden üzerinde, akıl, duygu üzerinde, erkek, kadın üzerinde egemendir” diyor. Bu düpedüz cinsiyet ayrımcılığıdır. Oyunlarımda izleyicilerime aktarmaya çalıştığım konularda, bireysel çaresizlikler içinde boğuşan, kent ve gecekondu sorunsalı içinde yaşananları ve bu yaşamlardaki kadının yerini farklı karakter ve hikayelerle onlara anlatmaya çalışıyorum. Aslında onlara kendilerini anlatırken, onları sarsmaya ve gözlerini kaçırmaya çalıştıkları gerçeklikle yüzleşmeye çağırıyorum. Son derece samimi çağrılarımı anlayan seyircim beni sımsıkı kucakladıklarını gördükçe ne denli doğru bir yol aldığımı daha iyi anlıyorum. Doğrusunu isterseniz erkek meslektaşlarımın ne düşündüklerini bilmiyorum.

mutlupolat4
‘Bir Eylül Uykusu’nda neyi anlatıyorsunuz?

Bakın, yaşadığınız bir kayıp sizde travma oluşturabilir ve bu sizin kişisel travmanızdır. Ancak, toplumun önemli çoğunluğunu etkileyen travmalar ‘toplumsal travma’ olarak adlandırılmaktadır. Biz; Bir Eylül Uykusu’nda toplumsal travmaların sadece birebir yaşayanlar üzerinde oluşan sorunlar yerine, onların yetiştirdiği nesiller üzerinde bıraktığı etkilere dikkat çekmek istedik. Buna tıp dilinde ‘travmanın ikinci nesli’ denmekte. Filmde Nazlı karakteri bu nesli temsil ederken, başarısız bir aşk ilişkisi yaşamakta olduğu Ayhan üzerinden ise farklı kültürlerin kesişmesine dikkat çektik. Toplumsal travmaların yaşandığı süreçte kişiler üzerinde öfke, çaresizlik, korku, dehşet, kayıp hissi, gelecek kaygısı gibi birçok duygunun bir sis bulutu gibi toplumun büyük bölümünde artarak yayıldığı hep görülmüştür. Toplumların da tıpkı bireylerde olduğu gibi belleklerinde yer eden olumsuz yaraları sarması çok ama çok önemlidir.

Anlatılan öykünün gerçeklikle ilişkisi nedir?

Tamamen yaşanmış bir öykü olan bu çalışmada kişilerin özlük haklarına saygı duyularak gerçek isimleri saklı tutulmuştur. Anlatımlarımızda toplumun, devletin ve diğer etkenlerin nasıl bir tutum gösterdiklerine değinmeden geçemezdim. Böylesi olumsuzlukları yaşayan toplumlar ne zaman gerçek ve doğruyu evrensel boyutta görmeye başlarsa iyileşme sürecine o zaman girilecektir. İşte buradan hareketle meddahlık sanatının ve meddahın aktarıcılığı bu iletişimin kurulmasında çok önemli bir köprü oluşturduğuna inanıyorum. Roket Yapım ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Kül Kızı ve Bir Eylül Uykusu bizlere bu yolculuğumuzun keyfini dolu dolu yaşatmaktadır. Sinematik tiyatral anlatımı olan bu gösterilerimiz aydınlanma ve farkındalık yaratma olgusunu taşımakta olup dileğim sahne sanatlarında kültürel yol arayışlarına bir ışık olmaktır.

mutlupolat6
Son güncelleme: 13:05 - 08.02.2018