Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sınırlar olmadan büyümek zorunda bırakılmanın hikayesi: Yen
Son yılların en dikkat çeken oyunlarından Yen, yalnız büyüyen, hayatın sert yüzüne maruz kalan iki kardeşle karşılıyor izleyicileri. Bora Akkaş (Hench) ve Berker Güven'in (Bobbie) canlandırdığı iki kardeşin sevgisizlikten bir oraya bir buraya savrulan, buna rağmen sevgi arayışını sürdüren alkolik anneleri Maggie'yi ise Neslihan Yeldan oynuyor. Ailenin tüm sertliğiyle devam eden olağan hayatını ise Jennifer (İdil Sivritepe) değiştiriyor. Yalnızlığı, ergenlik hallerini, anne-oğul ilişkilerini, aşkı, dostluğu, sahiplenmeyi, saldırganlığını ve bilumum olguyu kendilerine has sahneleyen ekibin yönetmeni Çağ Çalışkur... 50 oyunu deviren ekip, Yen'i ve hayatın sert yüzünü Sözcü.com.tr'ye anlattı...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 22 Şubat 2018 - 11:47

İki yalnız kardeş, kayıtsız bir anne ve daha sonra ekibe giren genç bir kızın öyküsünü anlatan Yen’i siz nasıl tarif edersiniz?
Berker Güven: İstanbul’un sokaklarındaki bir bodrum katında, İngiltere’de Feltham'ın izbe bir mahallesinde yaşayan iki erkek kardeşin hayatını anlatıyoruz.
Bora Akkaş: Feltham’da iki erkek kardeşin annesiz bir evde büyüdüğü hayatın içine giriyorsunuz. Biri 14 birisi, 17 yaşında. Anneleri alkolik ve sadece ihtiyaç duyduğunda eve uğruyor. Bu sevgisizlikle büyümüş iki kardeşin bir de karşı komşusu var: Jennifer. Uzaktan onları izliyor ve hikayeler gelişiyor.
yenekip
İki tipik ergenin sert yüzüyle karşılaşıyoruz ilk etapta. Didişiyorlar, kavga ediyorlar, anlaşamıyorlar ama birbirlerine bağlılar. Bu iki ergen, bu sert ve acımasız hayata nasıl sürükleniyor?
Bora Akkaş: Bu çocuklar, yaşadıkları hayata maruz kalıyorlar. İkisinin de içinde olmaktan memnun olmadığı bir durum var. Bobbie’nin evden çıkmak istediğini, Hench’in çok depresif olduğunu görüyoruz. Bir şekilde kendi mutluluklarını da yaratmışlar. İki kardeş birbirlerini çok seviyor, fakat maruz kaldıkları hayat yüzünden, sevmedikleri her şeyi sadece birbirlerine gösterebiliyorlar. Çoğu zamanda da tahammülleri kalmamış durumda.

Ergenler birey olma savaşında sert ve duygusal süreçler yaşarlar. Burada ise o bireyleşememe sancısı var değil mi?
Bora Akkaş: Aynen öyle. Oyun birazcık da onların hayata tutunup, tutunamayacaklarını gösteriyor. İşin içerisinde mükemmel bir kız çocuğu Jennifer var. Onların hayatına dahil oluyor. Benim seyircilerin tepkisinden de tanık olduğum şey, ilk başta gerçekten çok rahatsız oluyorlar, sonra da rahatsız oldukları şeyleri seviyorlar. Belki bu da hayatta ön yargılarını kırmaya sebep oluyordu.

neslihanyeldan

Neslihan Yeldan: Bu kadar yıllık kariyerimde insanlara ilk kez “Çok iyi bir oyunda oynuyorum, gelsenize” diyorum. Bunu söylerken hem utanıyorum, hem gurur duyuyorum. Çünkü demem genelde. Yorucu bir oyun olmasına rağmen ben çok hafif çıkıyorum oyundan. Ekibi, sevmemde de bunun payı var. O kadar şanslıyım ki. Beni aralarına kabul ettiler ve ortaya iyi bir şey çıkardık.

Neslihan Hanım, siz de marjinal bir anneyi (Maggie) canlandırıyorsunuz. Bir yandan annelik duygusunu da muhafaza etmeye çalışıyor. Kendi içerisinde yoğun bir çatışma yaşıyor. Eve nadir de olsa gelmesi, çocuklarına olan sevgiyi göstermek mi?

Neslihan Yeldan: Biraz vicdanını rahatlatmak da olabilir. Anne olmayı becerebilen bir kadın değil Maggie. Ama onunda annesiyle ilişkisi yok. Onun da erkeklerle ilişkisi düzgün değil. Onun da bütün arayışı aslında sevgi. Görebildiği tek yer de Bobbie. Hench’le olan ilişkisinde bir sevgi alışverişi yok. O da yaralı bir kadın.

Jennifer eve köpek için geliyor ve iki kardeşle tanışıyor. Ancak iki kardeşin hayatına dair çok merak duymuyor. “Hayvanlara yönelik gösterilen sevgi bazen insanlara yönelik gösterilmiyor” klişesine uyar mı bu?

İdil Sivritepe: Aslında Jennifer’ın köpeğe karşı hassasiyeti kendi geçmişinden kaynaklanıyor. Çünkü, onun da bir zamanlar babasıyla birlikte geçirdiği mükemmel hayatta üç tane köpeği vardı. Hayata tutunabileceği hiçbir şey kalmadığında, bütün asiliği ortaya çıkıyor. Çünkü, eziyet gören bir köpek görüyor. Aklı başında hiçbir insan o eve girmezdi. Girmek için ya Jennifer’ınki gibi bir sebep olmalı ya da kafayı yemiş olmak lazım. Jennifer’da da çok mükemmel, saf bir iyilik görmüyoruz. Ama onun asiliği doğruyu yapmaya yönelik.

borakkas

Bora Akkaş: Oyunun kısa bir cümlesi yok. Bence güzel olan tarafı da bu. Biz artık oyunu kısa cümleyle kuramayacak kadar çok biliyoruz. Ne zaman bir cümleye başlasam oyunla ilgili, sonunu getiremiyorum. Bu oyundaki her şeyi çok fazla düşündük. Seyirci için güzel bir deneyim oluyor.

Bobbie ise çıkış yolunu oyunda kendince en net ifade eden karakter… “Keşke milyonlarımız olsaydım” diyor. Hikayenin sınıfsal bir tarafı da var. Sınıfsal durum Bobbie’nin psikolojisini nasıl etkiliyor?
Berker Güven: Bobbie için çok zor bir şey. Çünkü 15 yaşında bir çocuk. O yaşta, hayatından o kadar da memnun olmadığı kanısında. O çok acıklı bir durum. Aslında bu karakterlerin içerisinde yine de en mutlu olan Bobbie. En az farkındalığa sahip olan o. Bobbie’nin yaşı biraz daha büyük olsaydı belki o da mutsuz olacaktı. Hayata tutunmasının tek sebebi yaşı gibi gözüküyor.

Jennifer’la tanışma süreci ailede bir kırılma yaşatıyor. Öncelikle kardeşler, ardından anne rahatsız oluyor. Hatta anne saldırgan bir tavır sergiliyor. Dışarıya dönük bir savunma mekanizması nasıl oluşuyor?

Berker Güven: Bütün bu karakterlere baktığımızda Jennifer dışında, tüm aile, toplum tarafından yadırganan ve dışlanan insanlar. Hiçbir insan dışlanmak istemez, “Hayır, ben kendimi dışarıda tutuyorum” der. Dışarıdan bir şey geldiğinde, onlar için yeni ama kabul edilemez oluyor. Çünkü, hiç kimse kırılmak istemiyor. Jennifer girdiğinde iki kardeş, kırılma pahasına o ilişkiyi kuruyor. Bir yardım eli uzandığı için…

idilsivritepe

İdil Sivritepe İlk deneyim için çok şanslı oyuncularız. Ben şanslı hissediyorum kendimi. Çağ, aynı zamanda benim öğretmenimdi. Berker’in de öyle. Çalışmak için hayalini kurduğum bir insanın oyununda yer almak çok güzel. Bu kadar seveceğim bir rolü oynamak için “hayatımda iyi bir şey yaptım herhalde” diyorum.

Jennifer aynı zamanda Maggie’nin kendisine yönelik saldırgan tavrına da karşılık veriyor. O yaştaki bir çocuktan beklenmeyecek cesurlukla… Ancak Bobbie’den de hiç korkmuyor. Bu saf sevgi nedeniyle mi?
İdil Sivritepe: Bobbie’nin çocukluğundan dolayı aslında. Bobbie’nin büyümüş hali korkutucu oluyor. Jennifer’ın önünde çok güçsüz bir anne örneği var. Aslında öyle olduğu için daha fazla hak arayan birisi. O, Bobbie’ye şans verebilir. Yargılamadan. O yüzden cesaretin iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Ama bazen iyi olmak değil de, fazla sorgulamadan hayata atılmak farklı sonuçlar doğuruyor.
Bora Akkaş: Biraz yaşla ilgili. Bu metnin güzelliği. Çok fazla metafor var. Taliban da öyle. Bizim fakirliğimiz de öyle. “Keşke milyoner olsaydım” repliği biraz da metnin eleştirisi. Aslında zengin olanlar, standartlarıyla bazı problemlerini örtbas edebiliyorlar. Hepimiz insanız, hepimizin de sorunları aynı temelde. Oyunun dertlerinden birisi de bu.

Maggie’nin Hench’ü kazanma isteği de var değil mi?
Neslihan Yeldan: Aslında kadının bütün derdi, sevgi. Buna ihtiyacı var. Kimseden göremiyor bunu doya doya. Ne sevgilisinden, ne annesinden, ne çocuğunun birinden, ne eski kocalarından.
Bora Akkaş: İlk eşi ona şiddet uyguluyor. Hench’in de bu kadar öfekli olma nedeni bu. Hench, babasından utanıyor. O yüzden Jennifer’a yalan söylüyor. Burada da Maggie’nin sevgi eksikliğini anlayabiliyoruz.

Maggie aslında Türkiye’deki kadınların da yaşadıklarına paralel şeyler yaşıyor değil mi?
Neslihan Yeldan: Evet ve hâlâ kadınlar bulundukları yerde kalmaya çalışıyor. ‘Aslında beni seviyor’ diyen binlerce kadın olduğunu yıllardır görüyoruz. Ama bu kendini biraz da toplumdan soyutlamış, biraz asosyal kalmış insanlarda fazla incinme durumu var. Dört karakterde de bu var. Karakterlerinde diğer insanların soyutladığı bir taraf oluyor. Bunun diğer yanında da onların çok hassas olduğu görülüyor.

Oyunla ilgili yapılan yorumlarda gerçekçiliği öne çıkıyor. Bu nasıl başarıldı?
Bora Akkaş: O biraz da yönetmenimiz Çağ Çalışkur’un başarısı. Bu konsepti yaratan Çağ idi. Biz de onun istediğini bulmaya çalıştık.

O çalışmalardaki virajlar nelerdi?
Bora Akkaş: 50 oyunu aştık. Hâlâ bazı şeyleri fark ediyoruz. Yeni şeyler buluyoruz.
Neslihan Yeldan: Oyunun organik bir tarafı var. Sürekli kendisini besliyor, genişletiyor. Ben oyunu çok seviyorum. Çok keyifle geliyorum. Ben ekibe sonradan dahil oldum. 30 yıllık oyuncuyum ama bu sene oyunculuğa başlamış gibi hissettim, provalarda. Bu bana çok şey kattı. Oyundaki arkadaşlarımı da, oyunu da çok seviyorum. Dördümüzün bu şekilde bir araya gelmesi de oyuna katkı sağlıyor.

berkerguven

Berker Güven: Ben bu oyuna girdiğimde sudan çıkmış balıktım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Orada en çok Çağ'ın emeği var, o olmasa bunların hiçbiri olmazdı. Hepimiz çok çalıştık. Bizim oyunda bir kişi iyi oynar ve diğerleri de bu akışa girer diye bir şey yok. Sahne üzerinde birbirimizi hiç yalnız bırakmıyoruz. Kimse kendi kendisine oynamıyor. Birimiz bir övgü ya da ödül aldıysa aslında bu hepimize ithaf edilen bir şey oluyor. Bobbie’ye giden yolu tek başıma tamamlayabilmem asla mümkün değildi. Her provada, İdil’e de, Neslihan’a da, Bora’ya da Çağ'a da danışıyorum. İdil’in de, benim de ilk oyunumuz. Bu yüzden bizim daha fazla çalışmamız gerekiyordu. Ve Zor da bir oyun. Ancak günün sonunda tüm kalbimizi ortaya koyduğumuzu iyi bir iş çıkarttığımıza inanıyorum.

Son güncelleme: 12:04 - 22.02.2018